Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| LAZA: | Ateş. Alev. Cehennem'in altıncı katı. |
| LÂZÂLE: | (Lâzâlet) Zeval bulmasın, zâil ve eksik olmasın. Olsun! |
| LÂZÂLE ÂLİYEN: | Yüce ve âli olsun. |
| İçerisinde 'LAZA' geçenler | |
| İGLAZAT: | (İglaz. C.) Kaba ve galiz söyleme. |
| LÂZÂLE: | (Lâzâlet) Zeval bulmasın, zâil ve eksik olmasın. * Olsun! |
| LÂZÂLE ÂLİYEN: | Yüce ve âli olsun. |
| LAZLAZA: | Yılanın deprenmesi. |
| MUGALAZA: | Düşmanlık, husumet, adâvet. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| LÂZÂLE : | (Lâzâlet) Zeval bulmasın, zâil ve eksik olmasın. * Olsun! |
| LAZ : | Doğu Karadeniz bölgesinde, bilhassa Rize dolaylarında yaşayan bir kavim. * Bu kavimden olan kimse. |
| LÂ : | Arabçada kelimenin başında nefy edatı'dır. Cevap yerine veya yersiz inkârda kullanılır. "Yoktur, değildir" gibi. Mâzi fiilinin evvelinde bulunan Lâ, duâiye olur. Lâ zâle sıhhatehu: "Sıhhati zâil olmasın" sözündeki gibi. * Harf-i atıf da olur. Ve mâba'dını makabline nefyen rabt eder ve irabı da ona tâbi kılar. $ "Şeref edeb iledir, neseb ile değildir" sözündeki gibi. * Vav edatıyla beraber olursa, atıf edatı vav olur, lâ da nefyi te'kid eder. |