| Kelime | Anlam |
|---|
| LEVA: | Bulgar parası. |
| LEVAHIK: | (Lâhık. Lâhıka. C.) İlâveler, ekler. Lâhıkalar. |
| LEVAİC: | (Lâice. C.) Kalbleri aşk ateşiyle yananlar. |
| LEVAİH: | (Levâyih) (Lâyiha. C.) Lâyihalar. |
| LEVAİM: | (Lâime. C.) Bir kimsenin yüzüne karşı çekiştirmeler, levmetmeler. Zemmetmeler. Başa kakmalar. |
| LEVAMİ': | (Lâmia. C.) Parıldayan şeyler, nurlar, parıldamalar. |
| LEVAZIM: | İhtiyaç maddeleri. Lüzumlu madde. Ask: Silâhlı kuvvetlerin yiyecek ve giyecek maddelerini, silâh ve cephane dışında kalan çeşitli araç ve ihtiyaçlarını ifade etmek üzere kullanılan umumi tabirdir. |
| LEVAZIMAT: | (Levazım. C.) Lüzumlu maddeler. |
| İçerisinde 'LEVA' geçenler |
|---|
| CELEVAT: | (Cilve. C.) Cilveler. Hüsn-ü zuhûrlar. |
| FELEVAT: | (Felât. C.) Susuz çöller, sahralar. |
| HALEVAR: | f. Ay şeklinde olan, hilâl gibi olan. |
| HALEVAT: | (Halâ. C.) Halvetler, boşluklar. * Yalnız bulunulacak yerler. |
| LEVAHIK: | (Lâhık. Lâhıka. C.) İlâveler, ekler. Lâhıkalar. |
| LEVAİC: | (Lâice. C.) Kalbleri aşk ateşiyle yananlar. |
| LEVAİH: | (Levâyih) (Lâyiha. C.) Lâyihalar. |
| LEVAİM: | (Lâime. C.) Bir kimsenin yüzüne karşı çekiştirmeler, levmetmeler. Zemmetmeler. Başa kakmalar. |
| LEVAMİ': | (Lâmia. C.) Parıldayan şeyler, nurlar, parıldamalar. |
| LEVAZIM: | İhtiyaç maddeleri. Lüzumlu madde. * Ask: Silâhlı kuvvetlerin yiyecek ve giyecek maddelerini, silâh ve cephane dışında kalan çeşitli araç ve ihtiyaçlarını ifade etmek üzere kullanılan umumi tabirdir. |
| LEVAZIMAT: | (Levazım. C.) Lüzumlu maddeler. |
| MÂ-DÂM-EL MELEVAN: | Gece gündüzün devamı müddetince. |
| MAHTELEF-EL MELEVAN: | Gece ve gündüzün ihtilâfı ve değişmesi müddetince. |
| MELEVAN: | Gece ve gündüz. |
| PEHLEVAN: | f. Pehlivan. Yiğit. Kahraman. Güreşçi. |
| PEHLEVANÎ: | f. Pehlivanlık, güreşçilik, yiğitlik, kahramanlık. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| LEVAHIK : | (Lâhık. Lâhıka. C.) İlâveler, ekler. Lâhıkalar. |
| LEV : | Gr: (Şart edâtı) Dahâ ziyade, olsa bile (manâsına gelir.) "İnne" gibi mâzi mânâsını muzariye çevirmeyip aksine muzâriyi de mâziye çevirir. Temenni edâtı ve vasıl edâtı olur. Meselâ : Lev-câe Aliyyun leraeytühu: Ali gelse idi, elbette görürdüm. |
| LEAL : | İnci. |