Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| LEVH-İ HÂTIR: | Hâfıza. |
| İçerisinde 'LEVH-İ HÂTIR' geçenler | |
| İçerisinde 'LEVH-İ HÂTIR' geçen ifade bulamadık | |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| LEVH-İ HÂTIR : | Hâfıza. |
| LEVH : | Görünen ibretli manzara. * Üzerinde yazı veya şekil çizilebilir düzlük. * Seyredilen yerin çizili sureti. * Ayet, hadis veya büyüklerin ders verici sözleri. Yazılı şey. * Şimşek çakmak. * Susamak. * Zâhir olmak. * Çalıp almak. |
| LEV : | Gr: (Şart edâtı) Dahâ ziyade, olsa bile (manâsına gelir.) "İnne" gibi mâzi mânâsını muzariye çevirmeyip aksine muzâriyi de mâziye çevirir. Temenni edâtı ve vasıl edâtı olur. Meselâ : Lev-câe Aliyyun leraeytühu: Ali gelse idi, elbette görürdüm. |
| LEAL : | İnci. |