| Kelime | Anlam |
|---|
| LUT (A.S.): | Hz. İbrahim'in kardeşi Harran oğlu Lut (A.S.) onunla beraber Bâbil diyarında Şam yakasına geçmişti. Sodom nahiyesine peygamber oldu. Bu nâhiyenin ahalisi ehl-i küfr ve fücur idi. Yolsuz giderlerdi ve hiçbir kavmin yapmadığı fuhşiyatı yapalardı. Hz. Lut, onları doğru yola dâvet etti, dinlemediler ve çok nasihat etti, kabul etmediler. Cenab-ı Hak da onların başına taş yağdırdı ve zelzele ile köylerinin altını üstüne getirdi. Cümlesi helâk oldu. Yalnız Lut (A.S.) ehl-i beytiyle geceleyin içlerinden çıkıp kurtuldu. (Kısas-ı Enbiya'dan) |
| LUT: | f. Tatlı yemekler. Lezzetli yiyecekler. Çıplak. |
| LUT'E: | Tutmaç aşı. |
| LUTF: | (Bak: Lütuf) |
| İçerisinde 'LUT' geçenler |
|---|
| BAHR-İ LÛT: | Filistinde seviyesi denizden aşağıda olan şaplı bir göl. |
| BELÛT: | Bot: Meşe ağacı. * Meşe ağacının meyvesi olan palamut. |
| CALÛT: | (Bak: Yûşâ A.S.) |
| CELCELUTİYE: | Peygamberimizin Resul-i Ekremin (A.S.M.) derslerine istinâden, aslı cifir ve ebced hesâbı ile alâkalı olarak Hz. Ali (R.A.) tarafından te'lif edilen Süryânice bir kasidedir. Esas mânası; bedi' demektir. |
| GALUTA: | (C: Gulutât) Kişiyi zora düşüren meseleler. |
| LAT' (LUTÛ'): | Yapışmak. * Ulaşmak, varmak. |
| LUT (A.S.): | Hz. İbrahim'in kardeşi Harran oğlu Lut (A.S.) onunla beraber Bâbil diyarında Şam yakasına geçmişti. Sodom nahiyesine peygamber oldu. Bu nâhiyenin ahalisi ehl-i küfr ve fücur idi. Yolsuz giderlerdi ve hiçbir kavmin yapmadığı fuhşiyatı yapalardı. Hz. Lut, onları doğru yola dâvet etti, dinlemediler ve çok nasihat etti, kabul etmediler. Cenab-ı Hak da onların başına taş yağdırdı ve zelzele ile köylerinin altını üstüne getirdi. Cümlesi helâk oldu. Yalnız Lut (A.S.) ehl-i beytiyle geceleyin içlerinden çıkıp kurtuldu. (Kısas-ı Enbiya'dan) |
| LUT'E: | Tutmaç aşı. |
| LUTF: | (Bak: Lütuf) |
| MAHLUT: | (Halt. dan) Karıştırılmış. Katılmış. Karışık. |
| MAHLUTA: | Bulgurla karışık mercimek çorbası. |
| MESLUT: | Mağlub. Yenilmiş. * Zayıf, cılız, arık. |
| MESLUT: | Kemiği üzerinden eti sıyrılmış. * Tıraş edilmiş. Yontulmuş. |
| TAHALLUT: | (Halt. dan) Karışma. Karışık olma. |
| TALUT: | (Bak: Yuşa) |
| TASALLUT: | Musallat olmak. Birini rahatsız etmek. Tebelleş olmak. Tahakkümane hareket etmek. |
| TASALLUTEN: | Musallat olarak, tasallut ederek, sataşarak. |
| UGLUTA: | (C.: Uglulât - Egalit) Bilmece, bulmaca, yanıltmaca. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| LUT (A.S.) : | Hz. İbrahim'in kardeşi Harran oğlu Lut (A.S.) onunla beraber Bâbil diyarında Şam yakasına geçmişti. Sodom nahiyesine peygamber oldu. Bu nâhiyenin ahalisi ehl-i küfr ve fücur idi. Yolsuz giderlerdi ve hiçbir kavmin yapmadığı fuhşiyatı yapalardı. Hz. Lut, onları doğru yola dâvet etti, dinlemediler ve çok nasihat etti, kabul etmediler. Cenab-ı Hak da onların başına taş yağdırdı ve zelzele ile köylerinin altını üstüne getirdi. Cümlesi helâk oldu. Yalnız Lut (A.S.) ehl-i beytiyle geceleyin içlerinden çıkıp kurtuldu. (Kısas-ı Enbiya'dan) |
| LUAA : | Yumuşak yaş ot. |