Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| MİSK: | Bir cins güzel koku ismi. (Asya'nın büyük dağlarında yaşayan bir cins erkek ceylanın karınderisi altındaki bir bezden çıkarılır.) |
| MİSK İLE ANBER: | Tamamıyla isteğe uygun. (Misk ü anber de denir). |
| MİSKÂ': | Sıklık vermek. |
| MİSKAB: | (C: Mesâkıb) Mâden, kemik veya tahta gibi şeyleri delmekte kullanılan âlet, matkap. |
| MİSKAL: | Yirmidört kıratlık (4,5 gr. kadar) bir ağırlık ölçüsü. (Bir kırat, beş normal arpa ağırlığında olup, bir dirhemin 1/14 üdür.) |
| MİSKAL: | Devamlı tenbel olmak. |
| MİSKAM: | Hastalıklı, illetli. |
| MİSKA(T): | (C: Mesâki) Su bardağı. Su kovası. |
| MİSKATA: | Düşürtücü ilâç veya sebep. |
| MİSKET: | Fr. Alaybozan tüfeği. Patlayan bombadan etrafa sıçrayarak tahribe, yaralanmaya ve ölüme vesile olan sert parça. Eskiden kullanılmış geniş çaplı bir silâh. Güzel kokulu meyve. (Elma, üzüm vs.) |
| MİSKİN: | Uyuşuk, tenbel, hareketsiz. Zavallı. Cüzzam hastası. Fık: Kendi kendini idâre edemiyen, iktisabtan âciz, mal ve mülkü hiç olmayan kimse. |
| MİSKİNÂNE: | f. Tenbelcesine, miskincesine. |
| İçerisinde 'MİSK' geçenler | |
| HİTAMUHU MİSKÜN: | Onun mühürü (sonu) misktir, meâlinde Mutaffifîn Suresi'nin 26. âyetinden bir kısımdır. Onda Cennet nimetlerinden bahsedildiği gibi, bu kelâm tatbikatta sözün, sohbetin sonunu hoş ve güzel sözle bitirmeğe denilir. $ dersin veya sohbetin sonunda okunması ile söze nihayet verilmesi gibi. |
| MİSK İLE ANBER: | Tamamıyla isteğe uygun. (Misk ü anber de denir). |
| MİSKÂ': | Sıklık vermek. |
| MİSKAB: | (C: Mesâkıb) Mâden, kemik veya tahta gibi şeyleri delmekte kullanılan âlet, matkap. |
| MİSKAL: | Yirmidört kıratlık (4,5 gr. kadar) bir ağırlık ölçüsü. (Bir kırat, beş normal arpa ağırlığında olup, bir dirhemin 1/14 üdür.) |
| MİSKAL: | Devamlı tenbel olmak. |
| MİSKAM: | Hastalıklı, illetli. |
| MİSKA(T): | (C: Mesâki) Su bardağı. Su kovası. |
| MİSKATA: | Düşürtücü ilâç veya sebep. |
| MİSKET: | Fr. Alaybozan tüfeği. Patlayan bombadan etrafa sıçrayarak tahribe, yaralanmaya ve ölüme vesile olan sert parça. Eskiden kullanılmış geniş çaplı bir silâh. * Güzel kokulu meyve. (Elma, üzüm vs.) |
| MİSKİN: | Uyuşuk, tenbel, hareketsiz. Zavallı. * Cüzzam hastası. * Fık: Kendi kendini idâre edemiyen, iktisabtan âciz, mal ve mülkü hiç olmayan kimse. |
| MİSKİNÂNE: | f. Tenbelcesine, miskincesine. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| MİSK İLE ANBER : | Tamamıyla isteğe uygun. (Misk ü anber de denir). |
| MİS : | f. Bakır. |
| MİA : | Günlük adı verilen zamk. |