Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
MAHL: Kıtlık, kaht.
MAHLAS: Nâm. Lâkab. Bazı muharrirlerde olduğu gibi, isme ilâve edilen başka bir isim.
Halâs olacak, kurtulacak yer.
MAHLASNAME: şiir söylemeye yeni başlayan bir şâire, usta şâir tarafından mahlas verildiğine dair yazılan manzume.
MAHLEB: Bal.
Süt sağacak kap.
Bir cins ot.
MAHLEB: (C: Mahâlib) Kedi, arslan gibi hayvanların pençesi.
MAHLECE: (C: Mehâlic) Hallaçların yün ve pamuk attıkları yer.
MAHLEFE: Söğütlük.
MAHLU: Hal' edilmiş. Tahtından indirilmiş padişah.
Reddedilmiş olan.
MAHLUB: Sağılmış hayvan.
MAHLUC: (Pamuk gibi) Atılmış, hallaçlanmış.
MAHLUCE: Rey ve fikri doğru olmak.
MAHLUF: Yemin etme, and içme, kasem etme.
MAHLUF-ÜN ALEYH: Hakkında yemin edilen husus.
MAHLUK: Traş olmuş.
MAHLUK: Yaratılmış. Yoktan var edilmiş olan.
MAHLUKA: Başkasının olup da benimsenen manzum parça.
MAHLUKAT: (Mahluk. C.) Yaratılmışlar. Mahluklar. Allah'ın yarattığı şeyler.(Şu mahlukat, İzn-i İlâhi ile, zaman nehrinde mütemadiyen akıyor. Alem-i gaybdan gönderiliyor, âlem-i şehadette vücud-u zâhiri giydiriliyor. Sonra âlem-i gayba muntazaman yağıyor. İniyor. M.)
MAHLUL: Çözülmüş, dağılmış. Hallolmuş, erimiş.
Murisi ölen sahipsiz mal. Mirasçısı bulunmayıp hükümete kalan miras.
MAHLUL-U MUFASSAL: Tapu usulüne ait bir tâbir olup, köyler ve mezarlar tımarıydı. Berat ile verilirdi.
MAHLUL-U SIRF: Fık: Hakk-ı intikal ve hakk-ı tapu sahibi bırakmaksızın mutasarrıfının vefatiyle mahlul kalan arazi.
MAHLUL: Delinmiş.
Öbür tarafına işlenmiş olan şey.
MAHLULAT: Mirasçısı olmadığı için evkâfa veya hükümete kalan miraslar.
MAHLULİYET: Mahlul olma hali, mahlulluk.
MAHLUT: (Halt. dan) Karıştırılmış. Katılmış. Karışık.
MAHLUTA: Bulgurla karışık mercimek çorbası.
İçerisinde 'MAHL' geçenler
ARÂZİ-İ MAHLULE: Huk: Araziyi kullananın intikal sahibi mirasçı bırakmaksızın ölümüyle hükümete kalan arâzi-i emiriye.
ECELL-İ MAHLUKÂT: Mahlukların en üstünü. İnsan.
EKMEL-İ MAHLUKAT: Yaradılmışların en mükemmeli, Hz. Muhammed (A.S.M.) (Bak: Mefhar-i Kâinat)
EKREH-İ MAHLUKAT: Mahlukların en kerihi, en iğrenci.
EŞREF-İ MAHLUKAT: Mahlukatın en eşrefi, yaradılmışların en şereflisi. İnsan.
MAHLAS: Nâm. Lâkab. Bazı muharrirlerde olduğu gibi, isme ilâve edilen başka bir isim. * Halâs olacak, kurtulacak yer.
MAHLASNAME: şiir söylemeye yeni başlayan bir şâire, usta şâir tarafından mahlas verildiğine dair yazılan manzume.
MAHLEB: Bal. * Süt sağacak kap. * Bir cins ot.
MAHLEB: (C: Mahâlib) Kedi, arslan gibi hayvanların pençesi.
MAHLECE: (C: Mehâlic) Hallaçların yün ve pamuk attıkları yer.
MAHLEFE: Söğütlük.
MAHLU: Hal' edilmiş. Tahtından indirilmiş padişah. * Reddedilmiş olan.
MAHLUB: Sağılmış hayvan.
MAHLUC: (Pamuk gibi) Atılmış, hallaçlanmış.
MAHLUCE: Rey ve fikri doğru olmak.
MAHLUF: Yemin etme, and içme, kasem etme.
MAHLUF-ÜN ALEYH: Hakkında yemin edilen husus.
MAHLUK: Traş olmuş.
MAHLUK: Yaratılmış. Yoktan var edilmiş olan.
MAHLUKA: Başkasının olup da benimsenen manzum parça.
MAHLUKAT: (Mahluk. C.) Yaratılmışlar. Mahluklar. Allah'ın yarattığı şeyler.(Şu mahlukat, İzn-i İlâhi ile, zaman nehrinde mütemadiyen akıyor. Alem-i gaybdan gönderiliyor, âlem-i şehadette vücud-u zâhiri giydiriliyor. Sonra âlem-i gayba muntazaman yağıyor. İniyor. M.)
MAHLUL: Çözülmüş, dağılmış. Hallolmuş, erimiş. * Murisi ölen sahipsiz mal. Mirasçısı bulunmayıp hükümete kalan miras.
MAHLUL-U MUFASSAL: Tapu usulüne ait bir tâbir olup, köyler ve mezarlar tımarıydı. Berat ile verilirdi.
MAHLUL-U SIRF: Fık: Hakk-ı intikal ve hakk-ı tapu sahibi bırakmaksızın mutasarrıfının vefatiyle mahlul kalan arazi.
MAHLUL: Delinmiş. * Öbür tarafına işlenmiş olan şey.
MAHLULAT: Mirasçısı olmadığı için evkâfa veya hükümete kalan miraslar.
MAHLULİYET: Mahlul olma hali, mahlulluk.
MAHLUT: (Halt. dan) Karıştırılmış. Katılmış. Karışık.
MAHLUTA: Bulgurla karışık mercimek çorbası.
MEMERR-ÜL MAHLUKAT: Mahlukatın geçtiği yer. Dünya.
REVZEN-İ MAHLU: İndirilmiş pencere.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
MAHLAS : Nâm. Lâkab. Bazı muharrirlerde olduğu gibi, isme ilâve edilen başka bir isim. * Halâs olacak, kurtulacak yer.
MAH : Mahveden. * Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) bazı kitablarda geçen bir ismidir. Nübüvvet ve risaletinin nuru, küfür karanlıklarını mahvettiğinden bu isim verilmiştir.
MÂ : f. Biz mânasınadır. (Bak: Şahıs zamiri) * Mim ile elif harfinden ibâret "Mâ". Arabçada muhtelif isimleri vardır. Ve çeşitli mânalara gelir. Cansız şeylere işaret eder. "Şu nesne, o şey ki..." mânâlarına gelerek kelimelerle birleşir. Meselâ: (Mâ-ba'd: Sondaki, alttaki.)
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...