Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| MAR: | f. Yılan. |
| MARAN: | (Mâr. C.) f. Yılanlar. |
| MARATON: | yun. Kırk kilometreden uzun bir yolda mukavemet için yapılan hız koşusu. |
| MARAZ: | Hastalık, illet, dert. Belâ. |
| MARAZ-I MÜSTEVLÎ: | Salgın hastalık. |
| MARAZ-I SÂRÎ: | Tıb: Bulaşıcı hastalık. |
| MARAZÎ: | (Maraz. dan) Hastalıkla alâkalı. Hastalığa ait. Hastalıklı. |
| MARAZİYYÂT: | Hastalıklar ilmi, patoloji. |
| MAR-EFSA: | f. Yılan tutan, yılan efsuncusu. Yılan sokmuş kimseyi tedâvi eden kişi. |
| MAREŞAL: | Fr. (Bak: Müşir) |
| MAR-GİR: | f. Yılan tutan, yılan tutucu. |
| MARHİC: | Yılan balığı. |
| MARHUK: | Kuşkonmaz bitkisi. |
| MARIK: | Dinsiz, mürted, hak dinden çıkan. |
| MARIN: | (Mârına) Çekiçle dövülerek açılmağa müsait olan. Kireçtaşı. Çeşitli renklerde olan bir çeşit toprak. |
| MARIZ: | Hasta, alil, mariz. |
| MARİC: | Dumansız ateş, alev. Dumansız barut. |
| MARİD: | Azgın, sapkın. İnad ve isyanda benzerlerinden çok ileri gitmiş olan. Kibir, inad ve dinsizlikle tanınmış olan. Mütemerrid. |
| MARİN: | Burun ucunda olan yumuşak kemiksiz yer. |
| MARİSTAN: | f. Hastahâne. |
| MARİZ: | (Maraz. dan) Hasta. İlletli. Dertli. |
| MARİZANE: | f. Hasta olarak. |
| MÂRR: | Geçen, geçmiş, yürüyen. |
| MÂRR-ÜL BEYAN: | Beyânı yukarıda geçmiş olan. |
| MÂRR-ÜZ ZİKR: | Yukarıda zikri geçmiş olan, yukarda bahsedilmiş olan. |
| MÂRRE: | Fık: Herkesin gittiği umumi yoldan yürüyen. |
| MÂRRÎN: | (Mâr. dan) Geçenler. |
| MÂRRİN Ü ÂBİRÎN: | Gelip geçenler. Gelen giden. |
| MARSUS: | (Bak: Mersus) |
| MARTULOS: | (Martoloz) Osmanlı Devletinin teşekkülü sıralarında ve yeniçeri teşkilâtından önce, Hristiyanlardan, ordunun geri hizmetlerinde çalışmış olan teşekküllerden biridir. Silâhlanmış kişi mânasında Rumca bir kelimedir. Eskiden Tuna gemicileri, korsanı mânasında da kullanılmıştır. |
| MARZAT: | Rızâ. Memnuniyet, hoşnudluk. |
| MARZÎ: | Razı olmağa dâir. Kabul edeceği, razı olacağı. |
| MARZÎ-İ İLÂHÎ: | Cenab-ı Hakk'ın rızasına uygun işler. |
| MARZİYAT: | Razı olunacak şeyler. Allah'ın rızasına dair olanlar. |
| MARZİYE: | Razı olma, hoşnud olma, memnuniyet. |
| MAREŞAL: | Fr. (Bak: Müşir) |
| İçerisinde 'MAR' geçenler | |
| AGMAR: | (Gamr. C.) Yüce kimseler. * Seller. * (Gumr. C.) Bilgisizler, cahiller. |
| AKMAR: | (Kamer. C.) Aylar. Yıldızlar. |
| ÂLEMÂRÂ: | f. Dünyayı, âlemi süsleyen. |
| A'MAR: | (Ömr. C.) Ömürler, yaşayışlar. * Mes'ut hayat. Hoşa gidecek garib ve tuhaf şeyler. * Sinler, yaşlar. |
| AMARE: | (C.: İmâr) Fes gibi başa giyilen nesne. |
| AMAR(E): | f. Hesap. * Araştırma. * Tıb: Karında su toplanma hastalığı. |
| AMARE-GİR: | f. Hesap işleriyle uğraşan kişi. Muhasebeci. |
| AMARİYYE: | Deveye konulan mıhfe. |
| AMMAR: | Bayındırlaştıran, imar eden. |
| ASMAR: | f. Mersin ağacı. |
| ATARDAMAR: | Tıb: Kanın, kalbden vücudun her tarafına (akciğerlere de) gitmesine yarayan damar. Şiryan. |
| ATMAR: | (Tımr. C.) Paçavralar. Eski, yıpranmış elbiseler. |
| BEHMAR: | f. Çok, ziyade, fazla. |
| BİMAR: | (C.: Bimârân) f. Mariz, hasta, alil. |
| BİMARE: | f. Hasta, alil. * Muharebeler veya akınlar esnasında ele geçirilen kadın esirlerin ayrıldıkları sınıflardan birinin adı. |
| BİMARHANE: | Tımarhane. Akıl hastahanesi. |
| BİMARİSTAN: | f. Tımarhane. * Hastahane. |
| BİSMARK: | (Bak: Prens Bismark) |
| Bİ-ŞUMAR: | f. Sayısız, pek çok. |
| CİMAR: | Toplu kabile. * Süvari alayı. |
| CÜMMAR: | Hurma yağı denilen beyaz bir maddedir ve hurma ağacının başından çıkar ve araplar onu yerler. |
| DAMAR: | t. İstidad. Huy, tabiat, inat. * İnsan bedeninde kanın dolaştığı yollar, şiryan. * Irk. * Toprağın içindeki maden filizleri ve su tabakası. * Damar veya köke benzeyip bir cismin her tarafına uzanan yollar. * Mermer ve ona benzer dalgalı şeylerdeki çizgiler. |
| DEMAR: | f. Helâk, mahv, telef, ölüm, mevt. |
| DEMAR-ÂVER: | f. İntikam alan, müntakim. Helâk eden. |
| DIMAR: | Cehalet devrinde Arabistanda bir sanem (put) ismi. * Bir daha sâhibinin eline geçmesi ümid edilmeyen zâil olmuş mal. * Sonraya bırakılan vâde. Müddeti hudutsuz borç. * Gizli. |
| DİMAR: | Helâk, mahv. |
| EMARAT: | Emareler, nişanlar, işaretler, ip uçları. |
| EMARAT-I HASENE: | İyi alâmetler. |
| EMARE: | Alâmet, işaret, nişan, iz, ip ucu, belirti.(Gizli olan umura Şeriat emarelere göre hükmeder. İ.İ.) |
| EMARET: | Emirlik. Bir emir veya bey veya prensin idaresinde olan memleket. |
| EMARİD: | (Emred. C.) Bıyıkları terlememiş gençler. |
| EMEDD-İ A'MÂR: | Ömürlerin en uzun olanı. |
| EMMARE: | Emreden. Zorlayan. Cebreden. |
| EMR-İ Bİ-L-MARUF, NEHY-İ ANİL-MÜNKER: | Dinin emirlerini, Kur'âni ve İslâmi hakikatleri neşretmek ve bildirmek, men'edilen şeyleri de yaptırmamak. İyiliği, İslâmi hususları emretmek ve teşvik etmek, kötülüğü men'edip yaptırmamağa sevketmek. (Fakat bu kudsi vazifeyi âdabına itaat ve riâyet ederek ifâ etmek lâzımdır, zirâ bu itaat da dinimizin emirlerindendir.) |
| ENMAR: | (Nimr. C.) Nimrler, kaplanlar. |
| ESMAR: | (Semer. C.) Meyveler, Yemişler. |
| ESMAR: | (Semer. C.) Masallar. Akşam sohbetleri. |
| EZMÂR: | (Zimr. C.) Kahramanlar, yiğitler, bahadırlar. |
| EZMÂR-I ETRÂK: | Türk kahramanları. |
| EMR-İ Bİ-L-MARUF, NEHY-İ ANİL-MÜNKER: | Dinin emirlerini, Kur'âni ve İslâmi hakikatleri neşretmek ve bildirmek, men'edilen şeyleri de yaptırmamak. İyiliği, İslâmi hususları emretmek ve teşvik etmek, kötülüğü men'edip yaptırmamağa sevketmek. (Fakat bu kudsi vazifeyi âdabına itaat ve riâyet ederek ifâ etmek lâzımdır, zirâ bu itaat da dinimizin emirlerindendir.) |
| GAMARE: | Bönlük, ahmaklık, bilmezlik. |
| GIMAR: | (Gamr. C.) Gaflet. Cehalet. Şiddetler. Çok su. Büyük denizler. * (Gımr. C.) Çok susuzluk. * Kin tutma. |
| HAMARAT: | Becerikli, elinden iş gelir, cerbezeli. |
| HAMMAR: | (Hamr. den) Şarap yapan veya satan kimse. Meyhaneci, şarapcı. * Tas: Mc: Mürşid, şeyh, kılavuz. |
| HAMMAR: | Eşekçi. |
| HARUT VE MARUT: | Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen iki meleğin ismidir. |
| HATT-I MİSMARÎ: | Çivi yazısı. |
| HATVE-ŞÜMAR: | f. Adım sayan. * Çekinerek ve ihtiyatla yürüyen. |
| HEMARE: | Her zaman, her an, dâima. |
| HIMAR: | (C.: Hamir - Humur) Eşek. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| MARAN : | (Mâr. C.) f. Yılanlar. |
| MÂ : | f. Biz mânasınadır. (Bak: Şahıs zamiri) * Mim ile elif harfinden ibâret "Mâ". Arabçada muhtelif isimleri vardır. Ve çeşitli mânalara gelir. Cansız şeylere işaret eder. "Şu nesne, o şey ki..." mânâlarına gelerek kelimelerle birleşir. Meselâ: (Mâ-ba'd: Sondaki, alttaki.) |