Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| MASÎ: | f. Pervasız, korkusuz. |
| MASİF: | (C.: Mesâif) (Sayf. dan) Yazlık. Yazın oturulacak yer. Sayfiye yeri. |
| MASİK: | Yapışkan. Zapteden, istilâ eden, tutan. |
| MASİLE: | Üzerinde mum veya fitil yakılan çıra ve şamdan. |
| MASÎR: | (C.: Masâyi) (Sayruret. den) Sürüp giden. Karargâh. Suyun aktığı yer. Rücu etmek, dönüp gitmek. Dönüp varılacak yer. |
| MASİT: | Acı su. Bir ot cinsi. |
| MASİVA: | Ondan gayrısı. (Allah'tan) başka her şey hakkında kullanılan tâbirdir) Dünya ile alâkalı şeyler. (Bak: Taabbüd)(...Ey insan! Kur'anın desâtirindendir ki; Cenab-ı Hakkın mâsivasından hiçbir şeyi ona taabbüd edecek bir derecede kendinden büyük zannetme. Hem sen kendini hiçbir şeyden tekebbür edecek derecede büyük tutma. Çünkü mahlukat ma'budiyetten uzaklık noktasında müsavi oldukları gibi mahlukiyet nisbetinde de birdirler. M.N.) |
| İçerisinde 'MASÎ' geçenler | |
| DÜMASİR: | (Demser) İnişi yumuşak olan yer. * Etli, büyük deve. |
| EMASİL: | (Emsel. C.) Benzerler, eşler, akranlar, müsaviler. * İtibarlı kimseler. |
| HAMASÎ: | Hamâsetle alâkalı. Fıtrî cesarete âit ve müteallik. |
| HAMASİYYAT: | Kahramanlık destanları. |
| HUMASÎ: | Arabçada: Aslî harfleri, yani kök harfleri beş adet olan kelime. * Beşe mensub. * Beşli. |
| MASİF: | (C.: Mesâif) (Sayf. dan) Yazlık. Yazın oturulacak yer. Sayfiye yeri. |
| MASİK: | Yapışkan. * Zapteden, istilâ eden, tutan. |
| MASİLE: | Üzerinde mum veya fitil yakılan çıra ve şamdan. |
| MASÎR: | (C.: Masâyi) (Sayruret. den) Sürüp giden. * Karargâh. * Suyun aktığı yer. * Rücu etmek, dönüp gitmek. * Dönüp varılacak yer. |
| MASİT: | Acı su. * Bir ot cinsi. |
| MASİVA: | Ondan gayrısı. (Allah'tan) başka her şey hakkında kullanılan tâbirdir) Dünya ile alâkalı şeyler. (Bak: Taabbüd)(...Ey insan! Kur'anın desâtirindendir ki; Cenab-ı Hakkın mâsivasından hiçbir şeyi ona taabbüd edecek bir derecede kendinden büyük zannetme. Hem sen kendini hiçbir şeyden tekebbür edecek derecede büyük tutma. Çünkü mahlukat ma'budiyetten uzaklık noktasında müsavi oldukları gibi mahlukiyet nisbetinde de birdirler. M.N.) |
| MÜMASİL: | Benzeyen, benzer. Gibi. |
| MÜTEMASİL: | Birbirine benzer, eş.* Birbirinin benzeri, naziri olan. |
| SEMASİRE: | (Simsar. C.) Simsarlar, komisyoncular, tellâllar. |
| TEMASİH: | (Timsah. C.) Timsahlar. |
| TEMASİL: | Timsaller. Suretler. Resimler. Putlar. Semboller. Tasvirler. |
| TERK-İ MÂSİVÂ: | Allah'tan gayrısını terk etmek. Allah rızası olmayan işlerden, fâni ve fena dünya işlerinden vazgeçip Allah rızasına yönelmek. Kalbinde Allah sevgisi ve muhabbetinden daha ileri bir sevgi bırakmamak. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| MASİF : | (C.: Mesâif) (Sayf. dan) Yazlık. Yazın oturulacak yer. Sayfiye yeri. |
| MAS : | Yeyni, hafif kimse. |
| MÂ : | f. Biz mânasınadır. (Bak: Şahıs zamiri) * Mim ile elif harfinden ibâret "Mâ". Arabçada muhtelif isimleri vardır. Ve çeşitli mânalara gelir. Cansız şeylere işaret eder. "Şu nesne, o şey ki..." mânâlarına gelerek kelimelerle birleşir. Meselâ: (Mâ-ba'd: Sondaki, alttaki.) |