Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
MATE: Öldü.
MATEAHHAR: (Mâ-teahhar) Sonra gelen. Sonradan gelen.
MATEKADDEM: (Mâtekaddem) Geçmiş zaman, mâzi.
Sâbık. Geçen şey.
Önceleri.
MÂTEM: Ağlama. Üzüntü veya kederden ağlayıp sızlama. Kederinden yas tutma.(...Bak! Öyle bir ziya-yı hakikat neşreder ki, eğer O'nun o nurâni daire-i hakikat-ı irşadından hariç bir surette kâinata baksan, elbette kâinatın şeklini bir matemhâne-i umumi hükmünde ve mevcudatı birbirine ecnebi, belki düşman ve câmidatı dehşetli cenâzeler ve bütün zevil-hayatı zevâl ve firakın sillesiyle ağlayan yetimler hükmünde görürsün. Şimdi bak; O'nun neşrettiği nur ile o matemhâne-i umumi şevk-i cezbe içinde bir zikirhâneye inkılâb etti. O ecnebi düşman mevcudat, birer dost ve kardeş şekline girdi. S.)
MÂTEMDÂR: f. Mâtemli, acılı, yaslı.
MÂTEMENGİZ: f. Mâtemi ve yası iktiza eden.
MÂTEMFEZÂ: f. Yası ve mâtemi ziyadeleştirip arttıran.
MÂTEMHANE: f. Ağlanılan, yas tutulan yer.
MÂTEMÎ: Yaslı, mâtemli, üzüntülü.
MÂTEMKÜNÂN: f. Yas tutup mâtem ederek.
MÂTEMZEDE: Mâtemli. Yaslı.
MATERYAL: Fr. Bir işin meydana çıkması için lâzım gelen şeyler.
MATERYALİST: Fr. Maddeci. Her şeyi madde ile kıymetlendiren. (Bak: Maddiyyun)
MATERYALİZM: Fr. Maneviyatı ve Allah'ı inkâr eden maddiyyunların mesleği.
İçerisinde 'MATE' geçenler
BÂB-I İHYA VE İMATE: Öldürmek ve diriltmek bahsi ve mevzuu.
İMATE: Ölü hale getirmek. Öldürmek. Fena etmek.
İMATE-İ VAKT: Vakit öldürme. Boşu boşuna zaman harcama.
MATEAHHAR: (Mâ-teahhar) Sonra gelen. Sonradan gelen.
MATEKADDEM: (Mâtekaddem) Geçmiş zaman, mâzi. * Sâbık. Geçen şey. * Önceleri.
MÂTEM: Ağlama. Üzüntü veya kederden ağlayıp sızlama. Kederinden yas tutma.(...Bak! Öyle bir ziya-yı hakikat neşreder ki, eğer O'nun o nurâni daire-i hakikat-ı irşadından hariç bir surette kâinata baksan, elbette kâinatın şeklini bir matemhâne-i umumi hükmünde ve mevcudatı birbirine ecnebi, belki düşman ve câmidatı dehşetli cenâzeler ve bütün zevil-hayatı zevâl ve firakın sillesiyle ağlayan yetimler hükmünde görürsün. Şimdi bak; O'nun neşrettiği nur ile o matemhâne-i umumi şevk-i cezbe içinde bir zikirhâneye inkılâb etti. O ecnebi düşman mevcudat, birer dost ve kardeş şekline girdi. S.)
MÂTEMDÂR: f. Mâtemli, acılı, yaslı.
MÂTEMENGİZ: f. Mâtemi ve yası iktiza eden.
MÂTEMFEZÂ: f. Yası ve mâtemi ziyadeleştirip arttıran.
MÂTEMHANE: f. Ağlanılan, yas tutulan yer.
MÂTEMÎ: Yaslı, mâtemli, üzüntülü.
MÂTEMKÜNÂN: f. Yas tutup mâtem ederek.
MÂTEMZEDE: Mâtemli. Yaslı.
MATERYAL: Fr. Bir işin meydana çıkması için lâzım gelen şeyler.
MATERYALİST: Fr. Maddeci. Her şeyi madde ile kıymetlendiren. (Bak: Maddiyyun)
MATERYALİZM: Fr. Maneviyatı ve Allah'ı inkâr eden maddiyyunların mesleği.
MUMATELE: (Bak: Mümatala)
MÜMATENE: Irak olmak, uzak olmak.
SIYAH-I MÂTEM: Mâtem feryadları.
ŞEMATE: Destenik çiçeği. * Düşmana belâ, gam ve tasa geldiğinde şâd olup sevinmek.
ŞEMATET: Kuru gürültü. şamata.
ŞEMATETKÂRANE: f. Kuru gürültü yapmak suretiyle, arsızca, gürültü ile bağırmak.
ŞEMATET: Kuru gürültü. Şamata.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
MATEAHHAR : (Mâ-teahhar) Sonra gelen. Sonradan gelen.
MATA : (C.: Emtâ) Arka.
MÂ : f. Biz mânasınadır. (Bak: Şahıs zamiri) * Mim ile elif harfinden ibâret "Mâ". Arabçada muhtelif isimleri vardır. Ve çeşitli mânalara gelir. Cansız şeylere işaret eder. "Şu nesne, o şey ki..." mânâlarına gelerek kelimelerle birleşir. Meselâ: (Mâ-ba'd: Sondaki, alttaki.)
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...