Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| MAZİ: | Geçmiş zaman. Geçen, geçmiş olan. Gr: Bir işin geçen zamanda yapıldığını bildiren fiil. Fiil-i mâzi. Mazi sigası.(O Kadir-i Mutlak, bütün istikbaldeki acaib-i imkânata muktedirdir. Dünü getiren, yarını getirdiği gibi; maziyi icad eten O Zât-ı Kadir, istikbali dahi icad eder. Dünyayı yapan o Sani-i Hakim âhireti de yapar... M.) |
| MAZİ-İ NAKLÎ: | Yalnız işitilen bir şeyi anlatan fiil sigası. "Nuri gelmiş" gibi. |
| MAZİ-İ ŞÂD: | Neş'eli, sevinçli mâzi. |
| MAZİ-İ ŞUHUDÎ: | Gözle görünen veya görmüş gibi bilinen bir şeyi anlatan fiil sigası, kipi. "Nuri geldi" gibi. |
| MAZİF: | Herkese sofrası açık olan ev. Kapısı açık, misafir sever ev. Misafirperver olan hâne. |
| MAZİFE: | İzâfe olunmuş. Keder, hüzün, tasa, gam. |
| MAZÎK: | Dar yer. |
| MAZİLLE: | Kıldan yapılma büyük çadır. |
| MAZÎM: | Mazlum. |
| MAZİN: | Karınca yumurtası. Bir kabilenin adı. |
| MAZÎR: | Ekşi, hâmız. |
| MAZÎRE: | Ayran. |
| MAZİRYUN: | Şahtere otu. |
| MAZİYAN: | Kendisinden küçük arklara ayrılan büyük su arkı. |
| MAZİYAT: | Geçmişler. Geçen zamanlar. |
| MAZİYE: | Şarap, hamr. Beyaz iyi bal. Beyaz ince yumuşak gömlek. |
| MAZÎZ: | Musibet ve belâya uğramış. Felâket acısına giriftar olmuş. |
| MAZİ-İ ŞÂD: | Neş'eli, sevinçli mâzi. |
| İçerisinde 'MAZİ' geçenler | |
| CEMAZİYEL AHİR: | Arabi ayların altıncısıdır. (Arabi aylar: Muharrem, Safer, Rabiyy-ül-evvel, Rabiyy-ül-âhir, Cemaziyel-evvel, Cemaziyel-ahir, Receb, şaban, Ramazan, şevval, Zilkade, Zilhicce'dir) |
| CEMAZİYEL EVVEL: | Arabi ayların beşincisidir. * Bir kişinin mazisi, geçmişi. |
| EBNÂ-YI MAZİ: | Mâzinin insanları. |
| EMAZİR: | (Mezir. C.) Kuvvetli ve azamet sahibi olanlar. |
| EYYAM-I MAZİYYE: | Geçmiş günler. |
| EZMİNE-İ MÂZİYYE: | Geçmiş zamanlar. |
| GAMMAZİYYET: | Koğuculuk, fitnecilik, gammazlık. |
| HEMAZÎ: | Sür'at, hız. |
| İNSA-YI MAZİ: | Geçmişi unutturma. |
| KEZMAZİC (KEZMÂZİL): | İlgın ağacının koruğu. |
| MAZİ-İ NAKLÎ: | Yalnız işitilen bir şeyi anlatan fiil sigası. "Nuri gelmiş" gibi. |
| MAZİ-İ ŞÂD: | Neş'eli, sevinçli mâzi. |
| MAZİ-İ ŞUHUDÎ: | Gözle görünen veya görmüş gibi bilinen bir şeyi anlatan fiil sigası, kipi. "Nuri geldi" gibi. |
| MAZİF: | Herkese sofrası açık olan ev. Kapısı açık, misafir sever ev. Misafirperver olan hâne. |
| MAZİFE: | İzâfe olunmuş. * Keder, hüzün, tasa, gam. |
| MAZÎK: | Dar yer. |
| MAZİLLE: | Kıldan yapılma büyük çadır. |
| MAZÎM: | Mazlum. |
| MAZİN: | Karınca yumurtası. * Bir kabilenin adı. |
| MAZÎR: | Ekşi, hâmız. |
| MAZÎRE: | Ayran. |
| MAZİRYUN: | Şahtere otu. |
| MAZİYAN: | Kendisinden küçük arklara ayrılan büyük su arkı. |
| MAZİYAT: | Geçmişler. Geçen zamanlar. |
| MAZİYE: | Şarap, hamr. * Beyaz iyi bal. * Beyaz ince yumuşak gömlek. |
| MAZÎZ: | Musibet ve belâya uğramış. Felâket acısına giriftar olmuş. |
| MÜMAZİK: | Gerçek dost olmayan kimse. |
| MÜTEMAZİH: | Şakalaşan, birbirine lâtife ve şaka yapan. |
| MAZİ-İ ŞÂD: | Neş'eli, sevinçli mâzi. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| MAZİ-İ NAKLÎ : | Yalnız işitilen bir şeyi anlatan fiil sigası. "Nuri gelmiş" gibi. |
| MAZ' : | Çiğnemek. |
| MÂ : | f. Biz mânasınadır. (Bak: Şahıs zamiri) * Mim ile elif harfinden ibâret "Mâ". Arabçada muhtelif isimleri vardır. Ve çeşitli mânalara gelir. Cansız şeylere işaret eder. "Şu nesne, o şey ki..." mânâlarına gelerek kelimelerle birleşir. Meselâ: (Mâ-ba'd: Sondaki, alttaki.) |