Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
MEŞA: Havuç.
MEŞA': Duyulan, intişar eden, açıklanan, yayılan. Etrafa yayılmış olan.
Bölünmeyip ortaklaşa kalmış olan. Müşterek olan.
MEŞA': Evlad çokluğu.
MEŞACİR: (Meşcer ve Meşcere ve Meşcire. C.) Koruluklar, ağaçlık yerler.
MEŞAD: Mukavemet ve galebe yeri.
MEŞAET: Taleb etme, isteme, dileme, arzulama.
MEŞAGİL: Meşguliyetler. İşler. Meşgaleler.
MEŞAGİL-İ DÜNYEVİYE: Dünyâ meşgaleleri.
MEŞAGİL-İ KESÎRE: Aşırı meşguliyetler.
MEŞAGİL-İ UHREVİYE: Ahirete ait çalışmalar. Din için yapılan çalışmalar.
MEŞAHAT: (Bak: Müşahha)
MEŞAHİD: Meşhedler. Şehidlikler.
İnsanların toplanacağı yerler.
MEŞAHİR: Meşherler. Teşhir olunan yerler.
MEŞAHÎR: Meşhurlar. Çok kimselerce tanınanlar.
MEŞAHİR-İ ÜDEBÂ: Meşhur edibler.
MEŞAÎ: Meşşaiyyundan olan kimse. (Bak: Meşşaiyyun)
MEŞAİL: (Meş'al ve Meş'ale. C.) Meşaleler.
MEŞAİM: (Meşime. C.) Dölyatakları, ana rahimleri.
MEŞAÎM: (Meş'um. C.) Uğursuz olan şeyler. Meş'um şeyler.
MEŞAİN: (Şeyn. C.) Kabahatler, ayıp ve lekeler.
MEŞAİR: (Meş'ar. C.) Beş duygu, his. Hasseler.
Akıl ve vahiy.
Hacı olmadan evvel durulması lâzım gelen mühim makamlar.
MEŞAİYYUN: (Bak: Meşşâiyyun)
MEŞAKİ: (Mişkât. C.) İçerisine lâmba, kandil gibi şeyler koymak üzere duvarda yapılan küçük hücreler, oyuklar.
MEŞÂKK: Eziyetler. Sıkıntılar. Meşakkatler. Mihnetler.
MEŞÂKK-I HAYAT: Hayatın meşakkat, zahmet ve sıkıntıları.
MEŞÂKKA: Muhalefet ve adâvet etmek. Karşı gelip düşmanlık yapmak.
MEŞAKKAT: Zahmet. Sıkıntı. Güçlük. Zorluk. (Bak: Himmet)
MEŞAMM: (şemm. den) Koku alacak yer. Burun. Geniz.
MEŞARE: Bostan. Tarla.
Çiftçiler arasında meşhur olan tahta yer.
MEŞARIK: Güneşin doğduğu taraflar. Şark tarafları.
MEŞARİ': Caddeler. Doğru ve açık yollar.
Su akan oluklar.
MEŞARİB: Meşrebler. Mizaclar. Tabiatlar. Huylar.
Fehimler. Anlayışlar. Ahlâklar.
Su içecek şeyler. Maşrabalar.
Köşkler.
MEŞARİT: (Mişrat. C.) Keskin bıçaklar. Ameliyatta kullanılan keskin hekim bıçakları.
MEŞAŞ: Beyaz servi.
MEŞATÎ: (Meştâ. C.) Kışlıklar. Kış mevsiminde barınılacak yerler.
MEŞAVÎZ: (Mişvâz. C.) Sarıklar.
MEŞAYİH: Şeyhler. Pirler. İhtiyarlar.
MEŞA: Havuç.
MEŞAD: Mukavemet ve galebe yeri.
MEŞAET: Taleb etme, isteme, dileme, arzulama.
MEŞAGİL-İ DÜNYEVİYE: Dünyâ meşgaleleri.
MEŞAHAT: (Bak: Müşahha)
MEŞAHİR-İ ÜDEBÂ: Meşhur edibler.
MEŞAÎ: Meşşaiyyundan olan kimse. (Bak: Meşşaiyyun)
MEŞÂKK-I HAYAT: Hayatın meşakkat, zahmet ve sıkıntıları.
MEŞAMM: (Şemm. den) Koku alacak yer. Burun. Geniz.
MEŞAŞ: Beyaz servi.
MEŞATÎ: (Meştâ. C.) Kışlıklar. Kış mevsiminde barınılacak yerler.
İçerisinde 'MEŞA' geçenler
HÜKEMÂ-İ MEŞAİYYUN: Aristo felsefesi yolunda olan ve derslerini gezerek veren meşaiyyun filozofları. (Bak: Meşşâiyyun)
MEŞA': Duyulan, intişar eden, açıklanan, yayılan. Etrafa yayılmış olan. * Bölünmeyip ortaklaşa kalmış olan. Müşterek olan.
MEŞA': Evlad çokluğu.
MEŞACİR: (Meşcer ve Meşcere ve Meşcire. C.) Koruluklar, ağaçlık yerler.
MEŞAD: Mukavemet ve galebe yeri.
MEŞAET: Taleb etme, isteme, dileme, arzulama.
MEŞAGİL: Meşguliyetler. İşler. Meşgaleler.
MEŞAGİL-İ DÜNYEVİYE: Dünyâ meşgaleleri.
MEŞAGİL-İ KESÎRE: Aşırı meşguliyetler.
MEŞAGİL-İ UHREVİYE: Ahirete ait çalışmalar. Din için yapılan çalışmalar.
MEŞAHAT: (Bak: Müşahha)
MEŞAHİD: Meşhedler. Şehidlikler. * İnsanların toplanacağı yerler.
MEŞAHİR: Meşherler. Teşhir olunan yerler.
MEŞAHÎR: Meşhurlar. Çok kimselerce tanınanlar.
MEŞAHİR-İ ÜDEBÂ: Meşhur edibler.
MEŞAÎ: Meşşaiyyundan olan kimse. (Bak: Meşşaiyyun)
MEŞAİL: (Meş'al ve Meş'ale. C.) Meşaleler.
MEŞAİM: (Meşime. C.) Dölyatakları, ana rahimleri.
MEŞAÎM: (Meş'um. C.) Uğursuz olan şeyler. Meş'um şeyler.
MEŞAİN: (Şeyn. C.) Kabahatler, ayıp ve lekeler.
MEŞAİR: (Meş'ar. C.) Beş duygu, his. Hasseler. * Akıl ve vahiy. * Hacı olmadan evvel durulması lâzım gelen mühim makamlar.
MEŞAİYYUN: (Bak: Meşşâiyyun)
MEŞAKİ: (Mişkât. C.) İçerisine lâmba, kandil gibi şeyler koymak üzere duvarda yapılan küçük hücreler, oyuklar.
MEŞÂKK: Eziyetler. Sıkıntılar. Meşakkatler. Mihnetler.
MEŞÂKK-I HAYAT: Hayatın meşakkat, zahmet ve sıkıntıları.
MEŞÂKKA: Muhalefet ve adâvet etmek. Karşı gelip düşmanlık yapmak.
MEŞAKKAT: Zahmet. Sıkıntı. Güçlük. Zorluk. (Bak: Himmet)
MEŞAMM: (şemm. den) Koku alacak yer. Burun. Geniz.
MEŞARE: Bostan. Tarla. * Çiftçiler arasında meşhur olan tahta yer.
MEŞARIK: Güneşin doğduğu taraflar. Şark tarafları.
MEŞARİ': Caddeler. Doğru ve açık yollar. * Su akan oluklar.
MEŞARİB: Meşrebler. Mizaclar. Tabiatlar. Huylar. * Fehimler. Anlayışlar. Ahlâklar. * Su içecek şeyler. Maşrabalar. * Köşkler.
MEŞARİT: (Mişrat. C.) Keskin bıçaklar. Ameliyatta kullanılan keskin hekim bıçakları.
MEŞAŞ: Beyaz servi.
MEŞATÎ: (Meştâ. C.) Kışlıklar. Kış mevsiminde barınılacak yerler.
MEŞAVÎZ: (Mişvâz. C.) Sarıklar.
MEŞAYİH: Şeyhler. Pirler. İhtiyarlar.
MEŞAD: Mukavemet ve galebe yeri.
MEŞAET: Taleb etme, isteme, dileme, arzulama.
MEŞAGİL-İ DÜNYEVİYE: Dünyâ meşgaleleri.
MEŞAHAT: (Bak: Müşahha)
MEŞAHİR-İ ÜDEBÂ: Meşhur edibler.
MEŞAÎ: Meşşaiyyundan olan kimse. (Bak: Meşşaiyyun)
MEŞÂKK-I HAYAT: Hayatın meşakkat, zahmet ve sıkıntıları.
MEŞAMM: (Şemm. den) Koku alacak yer. Burun. Geniz.
MEŞAŞ: Beyaz servi.
MEŞATÎ: (Meştâ. C.) Kışlıklar. Kış mevsiminde barınılacak yerler.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
MEŞA' : Duyulan, intişar eden, açıklanan, yayılan. Etrafa yayılmış olan. * Bölünmeyip ortaklaşa kalmış olan. Müşterek olan.
MEŞ' : Kesbetmek, kazanmak. * Toplamak, cem'etmek. Davar sağmak.
MEAB : Dönülecek yer. Sığınılacak yer. Melce'.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...