| Kelime | Anlam |
|---|
| MEŞHUR: | Tanınmış, herkesin bildiği. Çoklarının bildiği. |
| MEŞHURAT: | (Meşhur. C.) Şöhret kazanmış ve meşhur olmuş kimseler. Şöhretliler. |
| MEŞHUR HADİS VEYA HADİS-İ MEŞHUR: | Asr-ı evvelde, Ahâdi hadis kabilinden iken ikinci asırda iştihar edip, kizb üzerine ittifakları aklen tecviz olunmayan bir cemaat tarafından rivâyet olunan hadis. İlm-i yakin derecesinde karib bir surette kalbe itmi'nan verir. |
| MEŞHUR HADİS VEYA HADİS-İ MEŞH: | Asr-ı evvelde, Ahâdi hadis kabilinden iken ikinci asırda iştihar edip, kizb üzerine ittifakları aklen tecviz olunmayan bir cemaat tarafından rivâyet olunan hadis. İlm-i yakin derecesinde karib bir surette kalbe itmi'nan verir. |
| İçerisinde 'MEŞHUR' geçenler |
|---|
| GALAT-I MEŞHUR: | Yanlış olduğu hâlde herkes tarafından kullanılan kelime veya terkib. |
| HABER-İ MEŞHUR: | Bidayette râvisi mahdut iken sonraki devirlerde, yalan üzere ittifakları muhal olan bir cemaat tarafından nakledilegelen makbul hadistir. (Ist. Fık.K.) |
| HADÎS-İ MEŞHUR: | (Bak: Meşhur) |
| HADÎS-İ MEŞHUR: | (Bak: Meşhur) |
| KAZİYE-İ MEŞHURE: | Man: Herkesce sâbit olduğu hasebiyle hükmolunan kaziyye. |
| MEŞHURAT: | (Meşhur. C.) Şöhret kazanmış ve meşhur olmuş kimseler. Şöhretliler. |
| MEŞHUR HADİS VEYA HADİS-İ MEŞHUR: | Asr-ı evvelde, Ahâdi hadis kabilinden iken ikinci asırda iştihar edip, kizb üzerine ittifakları aklen tecviz olunmayan bir cemaat tarafından rivâyet olunan hadis. İlm-i yakin derecesinde karib bir surette kalbe itmi'nan verir. |
| MEŞHUR HADİS VEYA HADİS-İ MEŞH: | Asr-ı evvelde, Ahâdi hadis kabilinden iken ikinci asırda iştihar edip, kizb üzerine ittifakları aklen tecviz olunmayan bir cemaat tarafından rivâyet olunan hadis. İlm-i yakin derecesinde karib bir surette kalbe itmi'nan verir. |
| ZÎ-HASSA-İ MEŞHURE: | Meşhur hususiyet sâhibi. |
| ZÎ-HASSA-İ MEŞHURE: | Meşhur hususiyet sâhibi. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| MEŞHURAT : | (Meşhur. C.) Şöhret kazanmış ve meşhur olmuş kimseler. Şöhretliler. |
| MEŞHUD : | Görünen. Şehadet edilen. * Resul-u Ekrem'in (A.S.M.) dünyaya teşrifinden ve risaletinden önce meleklerce ve enbiya hazerâtının dilinde nübüvvet ve risaletlerine şehâdet edilmiş olduğundan kendilerine verilen bir isim. * Suç üstü yakalanan. * Göz ile görülmüş. * Cuma günü. * Kıyâmet günü. |
| MEŞHED : | Bir kimsenin şehid düştüğü yer. Şehidlerin mezarlığı olan yer. * İnsanların cemaat olarak hazır olacakları yer. * Şehâdet yeri. Hz. Hüseyinin (R.A.) Kerbelâdaki şehid düştüğü yer. * İranda bir şehir adı. |
| MEŞ' : | Kesbetmek, kazanmak. * Toplamak, cem'etmek. Davar sağmak. |
| MEAB : | Dönülecek yer. Sığınılacak yer. Melce'. |