Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
MECL: Elin kabarması.
Balta gibi bir nesne tutmaktan veya çalışmaktan dolayı elin kabarıp nasırlanması.
MECLA: (C.: Mecâli) Ayna, mir'at.
Çıkma ve görünme yeri.
Başın tepesinde kıl bitmeyen yer.
MECLEB: Beyaz çiçekli bir otun adı. (Adam boyu uzar ve yaprağı zerdaliye benzer.)
MECLİS: Oturulacak, toplanılacak yer.
Görüşülecek bir mes'ele için bir araya gelmiş insan topluluğu.
Devlet işlerini görüşmek üzere Millet Vekillerinin toplandıkları büyük bina.
MECLİS-İ A'YÂN: Osmanlı İmparatorluğu zamanında hükümet tarafından seçilmiş olan meclis. (Bunun karşılığı, zamanımızda, senato meclisidir.)
MECLİS-İ MEBUSAN: Halk tarafından seçilen meb'usların meclisi. Millet Meclisi.
MECLİS-İ ÜLFET: Konuşma meclisi.
MECLİS-İ VÜKELÂ: Kabine toplantısı. Bakanlar kurulu toplantısı.
MECLİS-ARA: f. Meclisi süsleyen.
MECLİS-EFRUZ: f. Meclisi parlatan. Meclisi aydınlatan.
MECLİS-FÜRUZ: f. Meclisi parlatan. Meclisi aydınlatan.
MECLİSÎ: Meclisle alâkalı. Meclise ait.
MECLİSİYAN: Meclis ehli. Mecliste bulunan âzâlar.
MECLUB: Celbolunmuş. Çekilmiş. Kapılmış.
Tarafdarlığı kazanılmış kimse.
Aşık. Tutkun.
MECLUBİYET: Tutkunluk, meclubluk.
MECLÜVV: Parlak, cilâlı. Mücellâ.
MECLİS-ÂRÂ: Meclisi süsleyen.
İçerisinde 'MECL' geçenler
AKD-İ MECLİS: Konuşmak için toplanma, meclis kurma.
HAZIR Bİ-L-MECLİS: Mecliste hazır olan adam.
HUZZÂR-I MECLİS: Mecliste hazır bulunanlar.
MECLA: (C.: Mecâli) Ayna, mir'at. * Çıkma ve görünme yeri. * Başın tepesinde kıl bitmeyen yer.
MECLEB: Beyaz çiçekli bir otun adı. (Adam boyu uzar ve yaprağı zerdaliye benzer.)
MECLİS: Oturulacak, toplanılacak yer. * Görüşülecek bir mes'ele için bir araya gelmiş insan topluluğu. * Devlet işlerini görüşmek üzere Millet Vekillerinin toplandıkları büyük bina.
MECLİS-İ A'YÂN: Osmanlı İmparatorluğu zamanında hükümet tarafından seçilmiş olan meclis. (Bunun karşılığı, zamanımızda, senato meclisidir.)
MECLİS-İ MEBUSAN: Halk tarafından seçilen meb'usların meclisi. Millet Meclisi.
MECLİS-İ ÜLFET: Konuşma meclisi.
MECLİS-İ VÜKELÂ: Kabine toplantısı. Bakanlar kurulu toplantısı.
MECLİS-ARA: f. Meclisi süsleyen.
MECLİS-EFRUZ: f. Meclisi parlatan. Meclisi aydınlatan.
MECLİS-FÜRUZ: f. Meclisi parlatan. Meclisi aydınlatan.
MECLİSÎ: Meclisle alâkalı. Meclise ait.
MECLİSİYAN: Meclis ehli. Mecliste bulunan âzâlar.
MECLUB: Celbolunmuş. Çekilmiş. Kapılmış. * Tarafdarlığı kazanılmış kimse. * Aşık. Tutkun.
MECLUBİYET: Tutkunluk, meclubluk.
MECLÜVV: Parlak, cilâlı. Mücellâ.
MECLİS-ÂRÂ: Meclisi süsleyen.
NAKILMECLİS: Söz taşıyan. Dedikoduculuk yapan. Gammaz.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
MECLA : (C.: Mecâli) Ayna, mir'at. * Çıkma ve görünme yeri. * Başın tepesinde kıl bitmeyen yer.
MEC' : Hurmayı sütle ıslatıp yemek.
MEAB : Dönülecek yer. Sığınılacak yer. Melce'.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...