Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| MEH: | f. Ay. Kamer. (Bak: Mah) Senenin onikide biri. Ay. |
| MEHAB: | Dehşetli ve heybetli yer. |
| MEHABB: | (Mehebb. C.) Rüzgârın estiği yerler. |
| MEHABBET: | (Bak: Muhabbet) |
| MEHABET: | Heybet. Hürmetle karışık korku. İhtiram. Azamet. Büyüklük. |
| MEHABİL: | (Mehbil. C.) Tıb: Rahim yolları. |
| MEHACİM: | (Mihcem. C.) Hacamat şişeleri. Çekip emmeye yarayan âletler. |
| MEHAFET: | (Bak: Mahafet) |
| MEHAH: | Tazelik, güzellik. |
| MEHAİL: | (Mehil. C.) Tehlikeli ve korkunç yerler. |
| MEHAK: | Durgun suyun yeşilliği. |
| MEHAKİM: | (Bak: Mahâkim) |
| MEHAL: | Süre, mühlet, vâde. Korku yeri. |
| MEHALİK: | (Mehleke. C.) Tehlikeler. Tehlikeli işler. Korkulan yerler. |
| MEHAMİD: | Şükür ve hamdler. Medihler. Sebeb-i şükür ve hamd olan hasletler. |
| MEHAMİL: | Mahmiller. İhtimaller. (Bak: Mahmil) |
| MEHAMM: | (Mühim. C.) Mühim şeyler. Kıymetli işler. Umur-u azime. Düşündürücü şeyler. |
| MEHAMMŞİNÂS: | f. İşinin ehli. İşden anlıyan. |
| MEHAN: | Ağızdan akan su, ağız suyu. |
| MEHAN: | (Bak: Mühan) |
| MEHANE: | Hakaret. |
| MEHANEN: | Küçümsenerek, hafifsenerek. |
| MEHANET: | Küçültme. Küçük görülme. Hor ve zelil olmak. Zayıf ve zebun olmak. Tedbiri azca olmak. |
| MEHANNE: | Burun. |
| MEHAR: | Noksan, eksik. Merci. |
| MEHAR: | f. Dizgin, yular. Devenin burnuna takılan burunluk. |
| MEHARET: | Ustalık, beceriklilik, üstadlık. Meleke ve mümârese. Kur'anda meharet: Hıfzın kuvvetiyle harflerin mahreçlerine riâyettir. |
| MEHARİC: | (Mahrec. C.) Mahreçler. Dışarı çıkacak şeyler. |
| MEHARİC-İ HURUF: | Tecvidde: Ağızda harf seslerinin çıktığı yerler. |
| MEHASİN: | (Bak: Mahasin) |
| MEHAŞ: | Ev eşyası. Mal, mülk, metâ. |
| MEHAT: | (C: Mehâ-Mehevât) Billur taşı. Güneş. Dağ sığırı. Tazelik. Güzellik. |
| MEHATT: | Menzil, konak. |
| MEHAVE: | Doğru. İnce olmak. |
| MEHAVİ: | (Mehva. C.) Çöller, sahralar. Vâdiler. İki yükseğin arası. |
| MEHAVİF: | Korkulu yerler. |
| MEHAZ: | Su akacak yer, su mecrası. Gebe kadının ağrısının tutması. Gebe deve. |
| MEHAZA: | İşlek yol. |
| MEHAZİN: | Mahzenler. Hazineler. Mal doldurulan yerler. |
| MEHBEL: | Rahim sonu. (Veled yatağı derler) Veled yolu. |
| MEHBİL: | (C.: Mehâbil) Rahim yolu. Rahim, döl yatağı. |
| MEHBİT: | Bir şeyin indiği yer. İnilecek yer. Yukarıdan aşağı inilecek yer. Düşülen yer. |
| MEHBİT-İ VAHY: | Vahyin indiği kimse. Vahyin ineceği yer. Münzel-i aleyh. |
| MEHBUT: | Korkudan şaşırmış. Hayret ve korkuya kapılmış. |
| MEHBUT: | Hastalık veya bir illetten zayıf nahif olmuş olan. |
| MEHC: | Cömert, eli açık. |
| MEHCEBİN: | f. Ay alınlı. Alnı ay gibi parlak olan. |
| MEHCENET: | Küçük hurma ağacı. |
| MEHCUR(E): | (Hicr. den) Uzaklaşmış, uzakta kalmış, ayrı düşmüş. Bırakılmış, metruk, unutulmuş, gayr-i müstâmel. Saçma sapan, hezeyan. Amel edilmeyen. Kullanılmaz olmuş. Ayrılmış. |
| MEHCURİYET: | Uzaklık, ayrılık. Bırakılıp unutulma, metrukiyet. |
| İçerisinde 'MEH' geçenler | |
| AMEH: | Basiretsizlik. Tahayyür, tereddüt. Doğru ciheti bilmemek. |
| BEHEMEHAL: | f. İster istemez. Mutlaka. Her halde. |
| BİNT-İ MEHAD: | İki yaşına girmiş olan dişi deve. |
| BUMEHEN: | (Bumehin) f. Deprem, zelzele, yer sarsıntısı. * Koyun bağırsağı. |
| CAMEHAB: | f. Yatak. |
| CAMİ-ÜL MEHASİN: | Güzel vasıfları huyları kendinde toplamış bulunan. |
| EKMEH: | Anadan doğma kör. * Tepe,bayır, yüksek yer. |
| EKMEHİYYET: | Ekmehlik, anadan doğma körlük. |
| FÂTİH SULTAN MEHMED HAN: | (1432 - 1481) En meşhur Osmanlı Padişahlarındandır. ll. Murat Han'ın oğlu ve ll. Bayezid Han'ın babası ve 7. pâdişahtır. Edirne'de doğmuş ve Gebze'de vefat etmiştir. Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) medhine mazhar olmuştur. Peygamberimiz "İstanbul mutlak fetholunacaktır." müjdesini vermişti ve onu feth eden kumandan ve askerlerini medh ü senâ etmişti. Dört-beş lisan bilen Sultan Fâtih, saltanatı boyunca büyüklü küçüklü 17 devleti aldığı gibi 29 Mayıs 1453 Salı günü İstanbul'u fethederek İslâma kazandırdı ve orta çağa son verdi. En eski ve büyük Bizans Kilisesi olan Ayasofya'yı putlardan temizledi ve orasını sâdece Cenab-ı Hakk'a ibadet edilen camiye çevirdi ve kıyamete kadar câmi' kalmasını yazılı vasiyet ile vakfeyledi, Müslüman Türk milletine bıraktı. (R. Aleyh)(Meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatnâme'sinde diyor ki: "İlk İstanbul kadısı (hâkimi) olan Hızır Bey Çelebi'nin huzurunda, haşmetli padişah Fâtih ile bir Rum mimarı arasında şöyle bir muhakeme cereyan eder:Büyük bir âbidenin inşasında kullanılacak iki mermer sütunu Fâtih, bir Rum mimarına teslim eder. Mimar da, Fâtih'in arzusunun hilâfına olarak, bu sütunları üçer arşın kesip kısaltır. Fâtih, cezaen Rum mimarının elini kestirir. Rum mimarı da, Fâtih aleyhine dâva açar. Bunun üzerine mahkemeye celb edilen Büyük Padişah, baş köşeye geçmek istemiş. Birden bire, hâkimin şu ihtariyle karşılaşmış: - Oturma Beyim! Hasmınla mürafaa-i şer'i olacaksın; ayakta beraber dur!Hızır Bey Çelebi; bu koca şanlı padişah-ı maznuna, haksız el kestirdiği için, kendisinin de kısasa tâbi olduğunu ve elinin kesileceğni bildirir.Fakat mimar kısası istemediği için, Büyük Fâtih günde on altun tazminata mahkûm olur; ve hatta kısastan kurtulduğu için bu tazminatı kendiliğinden yirmi altuna çıkarır." İslâm mahkemesinin adâletinin şanlı misallerinden biri olan şu misal, bize en haşmetli hükümdarlarla en âciz ferdlerin huzur-u mahakimde müsavi olduğunu gösteriyor. İ.İ.) |
| GÜSİSTE-MEHAR: | (Güsisteinan) Yuları kopmuş. * Mc: Kayıtsız, mes'uliyetsiz, başıboş. |
| HULEFÂ-İ MEHDİYYÎN: | Mehdi olan halifeler. Yani âhir zamanda gelen büyük mehdinin bazı vâsıflarına sahib olan halifeler. (Bak: Mehdi)(Hz. Mehdi'ye dair muhtelif rivayetler var. Tafsilat ve tasvirat başka başkadır... Resul-i Ekrem (A.S.M.) vahye istinaden herbir asırda kuvve-i mâneviye-i ehl-i imanı muhafaza etmek için, hem dehşetli hadiselerde ye'se düşmemek için, hem âlem-i islâmiyetin bir silsile-i nuraniyesi olan Al-i Beytine ehl-i imanı manevi rabt etmek için Mehdi'yi haber vermiş. Ahirzamanda gelen Mehdi gibi her bir asır, Âl-i Beyt'ten bir nevi mehdi belki mehdiler bulmuş. Hattâ Âl-i Beyt'ten ma'dud olan Abbasiye hulefasından Büyük Mehdi'nin çok evsafına cami' bir Mehdi bulmuş. İşte Büyük Mehdi'den evvel gelen emsalleri nümuneleri olan hulefa-i mehdiyyîn ve aktâb-ı mehdiyyîn evsafları, asıl mehdinin evsafına karışmış ve ondan rivayetler ihtilafa düşmüş. M.) |
| KUMMEHAN: | Za'ferân. * Şarap köpüğü. |
| LÂMEHALE: | Hilesiz. * Çaresiz, imkânsız, ister istemez. |
| LEMEHAT: | (Lemha. C.) Bir defa göz atmalar. * Parıltılar, çakmalar. |
| MAİN MEHİN: | Zayıf, hakir su. * Meni. |
| MEHAB: | Dehşetli ve heybetli yer. |
| MEHABB: | (Mehebb. C.) Rüzgârın estiği yerler. |
| MEHABBET: | (Bak: Muhabbet) |
| MEHABET: | Heybet. * Hürmetle karışık korku. * İhtiram. Azamet. Büyüklük. |
| MEHABİL: | (Mehbil. C.) Tıb: Rahim yolları. |
| MEHACİM: | (Mihcem. C.) Hacamat şişeleri. * Çekip emmeye yarayan âletler. |
| MEHAFET: | (Bak: Mahafet) |
| MEHAH: | Tazelik, güzellik. |
| MEHAİL: | (Mehil. C.) Tehlikeli ve korkunç yerler. |
| MEHAK: | Durgun suyun yeşilliği. |
| MEHAKİM: | (Bak: Mahâkim) |
| MEHAL: | Süre, mühlet, vâde. * Korku yeri. |
| MEHALİK: | (Mehleke. C.) Tehlikeler. Tehlikeli işler. Korkulan yerler. |
| MEHAMİD: | Şükür ve hamdler. Medihler. Sebeb-i şükür ve hamd olan hasletler. |
| MEHAMİL: | Mahmiller. * İhtimaller. (Bak: Mahmil) |
| MEHAMM: | (Mühim. C.) Mühim şeyler. Kıymetli işler. Umur-u azime. * Düşündürücü şeyler. |
| MEHAMMŞİNÂS: | f. İşinin ehli. İşden anlıyan. |
| MEHAN: | Ağızdan akan su, ağız suyu. |
| MEHAN: | (Bak: Mühan) |
| MEHANE: | Hakaret. |
| MEHANEN: | Küçümsenerek, hafifsenerek. |
| MEHANET: | Küçültme. Küçük görülme. * Hor ve zelil olmak. Zayıf ve zebun olmak. * Tedbiri azca olmak. |
| MEHANNE: | Burun. |
| MEHAR: | Noksan, eksik. * Merci. |
| MEHAR: | f. Dizgin, yular. * Devenin burnuna takılan burunluk. |
| MEHARET: | Ustalık, beceriklilik, üstadlık. Meleke ve mümârese. * Kur'anda meharet: Hıfzın kuvvetiyle harflerin mahreçlerine riâyettir. |
| MEHARİC: | (Mahrec. C.) Mahreçler. Dışarı çıkacak şeyler. |
| MEHARİC-İ HURUF: | Tecvidde: Ağızda harf seslerinin çıktığı yerler. |
| MEHASİN: | (Bak: Mahasin) |
| MEHAŞ: | Ev eşyası. Mal, mülk, metâ. |
| MEHAT: | (C: Mehâ-Mehevât) Billur taşı. * Güneş. * Dağ sığırı. * Tazelik. * Güzellik. |
| MEHATT: | Menzil, konak. |
| MEHAVE: | Doğru. * İnce olmak. |
| MEHAVİ: | (Mehva. C.) Çöller, sahralar. * Vâdiler. * İki yükseğin arası. |
| MEHAVİF: | Korkulu yerler. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| MEHAB : | Dehşetli ve heybetli yer. |
| MEAB : | Dönülecek yer. Sığınılacak yer. Melce'. |