Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| MEKÂN: | (Kevn. den) Yer. Durulan yer. Ev, hane, mesken. Mahal. |
| MEKÂN-I BAÎD: | Uzak mekân, uzay yer. (Mekân-ı baîd, yâni: İmanın faide vereceği teklif zamanı, teklif dünyası geçtikten, azab gelip çattıktan sonra iman, iman-ı yeis faydasızdır. E.T.) |
| MEKÂNE: | (C: Emkine-Emâkin) Kudret, kuvvet, güç. |
| MEKÂNEN: | Mahal ve yer bakımından. |
| MEKÂNET: | Ağır başlılık. Kuvvet. Güç. |
| MEKANİK: | Lât. Cisimlerin hareketleriyle alâkalı hâdiseleri inceleyen ilim. Mihanikiyetten bahseden kitap. Makina. Makina aksamının hey'et-i mecmuası. Kafa yormaksızın el veya makina ile yapılan. |
| MEKÂNİS: | (Miknese. C.) Süpürgeler. |
| MEKANİZMA: | Lât. Bir şeyin makina kısmı. Mc: Oluş ve işleyiş. Meydana çıkış. |
| İçerisinde 'MEKÂN' geçenler | |
| ÂLÎ-MEKAN: | Makamı, yeri, derecesi yüksek olan. |
| BECAYİŞ-İ MEKÂNÎ: | f. Yer değiştirme. Mekân değişikliği. |
| BÎ-MEKÂN: | f. Mekânsız, yersiz, yurtsuz. * Serseri. |
| CAMEKÂN: | f. Elbise soyunulacak yer. * Camlık. |
| CENNETMEKÂN: | "Yeri cennet olası, makamı cennet olan" meâlinde olup, vefat eden makbul ve sâlih kimselere hürmeten söylenir. |
| DUZAH-MEKÂN: | f. Makamı Cehennem olan kâfir, münâfık. |
| KEVN Ü MEKÂN: | Kâinat, âlem, dünya. |
| MEKÂN-I BAÎD: | Uzak mekân, uzay yer. (Mekân-ı baîd, yâni: İmanın faide vereceği teklif zamanı, teklif dünyası geçtikten, azab gelip çattıktan sonra iman, iman-ı yeis faydasızdır. E.T.) |
| MEKÂNE: | (C: Emkine-Emâkin) Kudret, kuvvet, güç. |
| MEKÂNEN: | Mahal ve yer bakımından. |
| MEKÂNET: | Ağır başlılık. * Kuvvet. Güç. |
| MEKANİK: | Lât. Cisimlerin hareketleriyle alâkalı hâdiseleri inceleyen ilim. Mihanikiyetten bahseden kitap. * Makina. Makina aksamının hey'et-i mecmuası. * Kafa yormaksızın el veya makina ile yapılan. |
| MEKÂNİS: | (Miknese. C.) Süpürgeler. |
| MEKANİZMA: | Lât. Bir şeyin makina kısmı. * Mc: Oluş ve işleyiş. Meydana çıkış. |
| TAYY-İ MEKÂN: | Mekânı ortadan kaldırmak. Bir şahsın bir anda muhtelif yerlerde görünmesi. |
| TEBDİL-İ MEKÂN: | Yer değiştirme. |
| ZARF-I MEKÂN: | Mekân gösteren kelime. ("Burada, dışarda, içerde" gibi) |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| MEKÂN-I BAÎD : | Uzak mekân, uzay yer. (Mekân-ı baîd, yâni: İmanın faide vereceği teklif zamanı, teklif dünyası geçtikten, azab gelip çattıktan sonra iman, iman-ı yeis faydasızdır. E.T.) |
| MEKA : | (C: Emkâ) Tilki, tavşan ve bunlara benzer hayvanlar. * Canavarların inleri ve yatakları. |
| MEAB : | Dönülecek yer. Sığınılacak yer. Melce'. |