Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| MERAKİB-İ BERRİYE: | Araba, otomobil, kamyon, at vs. gibi kara nakil vasıtaları. |
| İçerisinde 'MERAKİB-İ BERRİYE' geçenler | |
| İçerisinde 'MERAKİB-İ BERRİYE' geçen ifade bulamadık | |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| MERAKİB-İ BAHRİYE : | Vapur, gemi, tekne, kayık vs. gibi deniz nakil vâsıtaları. |
| MERAKİB : | (Merâkibe) (Araba, at, kayık, vapur gibi) binecek vasıtalar. Merkebler. |
| MERAKÎ : | Vesvese ve kuruntu içinde bulunan kimse. * (Mirkat. C.) Merdivenler, basamaklar. |
| MERAK : | Bir şeyi öğrenmek istemek. Çok şiddetli arzu. Heves. Düşkünlük. * Dalgınlık. Kara sevdâ. * Kuruntu, telâş. İç sıkıntısı. İç darlığı.(... Merak, hastalığı ziyade ettiği gibi hikmet-i İlâhiyeyi ittiham ve rahmet-i İlâhiyeyi tenkid ve Hâlik-ı Rahiminden şekva hükmünde olduğu için aksi maksadiyle tokad yer, hastalığı ziyadeleşir. L.) |
| MERA : | Boş yer. * Otsuz yer. |
| MER : | f. Elli (Sayısı). Hamsin. (50) |
| MEAB : | Dönülecek yer. Sığınılacak yer. Melce'. |