Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| MERD: | f. Adam. Kişi. İnsan. Erkek. Sözünün eri. |
| MERD-İ GARİB: | Yabancı yerlere, gurbete düşmüş kişi. |
| MERD: | Misvak ağacının yemişi. Emmek. Silmek. Mesh etmek. |
| MERDA: | Yaralılar. Hastalar. |
| MERDA': | (C: Merâd) Ot bitmeyen kumlu yer. |
| MERDAN: | (Merd. C.) Merdler. İnsanlar, erkekler, yiğitler. |
| MERDANE: | f. Erkekçesine. Merdcesine. Er'e yakışır surette. Matbaada baskı, baskı makinelerinde ve ofset makinelerinde ise plâteye değerek mürekkeb vermek; ve toprağı bastırmak gibi çeşitli işlerde kullanılan silindir. Yufka açmağa yarıyan oklava. Erkek ayakkabısı. |
| MERDANEGÎ: | f. Cesurluk, yiğitlik, merdlik, erkeklik. |
| MERDBAZ: | f. Merd olmayan. Nâmerd. Sözünde durmayan. Orospu. |
| MERDBEÇE: | f. Yiğit oğlu yiğit. Merd oğlu merd. |
| MERDEGA: | (C: Merâdıg) Boğaz ile göğüs arası. |
| MERDEKUŞ: | Merzencüş otu. |
| MERDÎ: | f. Erlik, erkeklik. Merdlik, cesurluk, yiğitlik. İnsanlık, hamiyet. |
| MERDİVEN: | (Bak: Nerdbân) |
| MERDİYE: | (Bak: Marziye) |
| MERDUD: | Reddolunmuş. Kabul edilmemiş. Geri döndürülmüş. Kovulmuş. (Namaz kılmayan hâindir, hâinin hükmü merduddur.) |
| MERDUD-ÜŞ ŞEHÂDET: | Şahitlikleri kabul edilmiyenler. Fâsık, yani devamlı günah işleyenler, yalan söyleyenler, müslümanları aldatan kimseler merdud-üş şehâdettir. |
| MERDUDİYET: | Merdudluk. Kovulmuşluk, geri çevrilmişlik. |
| MERDÜM: | f. İnsan. Adam. |
| MERDÜM-İ ÇEŞM: | Gözbebeği. |
| MERDÜMAN: | (Merdüm. C.) f. İnsanlar, kişiler, adamlar. |
| MERDÜM-AZAR: | f. İnsanları inciten. Halka eziyet veren. |
| MERDÜME: | f. Gözbebeği. |
| MERDÜMEK: | f. Küçük adam. Bebek. |
| MERDÜMGİRİZ: | İnsanlardan sıkılan, kalabalıktan hoşlanmayıp yalnızlık isteyen. |
| MERDÜMHAR: | f. Yamyam. İnsan eti yiyen vahşi hayvan. |
| MERDÜMÎ: | f. Adamlık, insanlık. |
| MERDÜMKÜŞ: | f. Katil. Adam öldüren. İnsan katleden. |
| MERDÜMZAD: | f. İnsan oğlu. Beni Adem. |
| MERDEKUŞ: | Merzencüş otu. |
| MERDUD-ÜŞ ŞEHÂDET: | Şahitlikleri kabul edilmiyenler. Fâsık, yani devamlı günah işleyenler, yalan söyleyenler, müslümanları aldatan kimseler merdud-üş şehâdettir. |
| İçerisinde 'MERD' geçenler | |
| CİVANMERD: | Sözünde sağlam. İyilik sever. Kahraman. |
| GAYRET-İ MERDANE: | Mertçesine gayret. |
| HEFT-MERD: | f. Yedi büyükler. (Kutub, gavs, ebdâl, ahyâr, evtâd, nücebâ, nukabâ) |
| İMAN-I MERDUD: | Münafık olan kimselerin imanı. |
| KEMERDECE: | Yab yab yürümek. |
| MERD-İ GARİB: | Yabancı yerlere, gurbete düşmüş kişi. |
| MERDA: | Yaralılar. Hastalar. |
| MERDA': | (C: Merâd) Ot bitmeyen kumlu yer. |
| MERDAN: | (Merd. C.) Merdler. İnsanlar, erkekler, yiğitler. |
| MERDANE: | f. Erkekçesine. Merdcesine. Er'e yakışır surette. * Matbaada baskı, baskı makinelerinde ve ofset makinelerinde ise plâteye değerek mürekkeb vermek; ve toprağı bastırmak gibi çeşitli işlerde kullanılan silindir. * Yufka açmağa yarıyan oklava. * Erkek ayakkabısı. |
| MERDANEGÎ: | f. Cesurluk, yiğitlik, merdlik, erkeklik. |
| MERDBAZ: | f. Merd olmayan. Nâmerd. Sözünde durmayan. Orospu. |
| MERDBEÇE: | f. Yiğit oğlu yiğit. Merd oğlu merd. |
| MERDEGA: | (C: Merâdıg) Boğaz ile göğüs arası. |
| MERDEKUŞ: | Merzencüş otu. |
| MERDÎ: | f. Erlik, erkeklik. * Merdlik, cesurluk, yiğitlik. * İnsanlık, hamiyet. |
| MERDİVEN: | (Bak: Nerdbân) |
| MERDİYE: | (Bak: Marziye) |
| MERDUD: | Reddolunmuş. Kabul edilmemiş. Geri döndürülmüş. Kovulmuş. (Namaz kılmayan hâindir, hâinin hükmü merduddur.) |
| MERDUD-ÜŞ ŞEHÂDET: | Şahitlikleri kabul edilmiyenler. * Fâsık, yani devamlı günah işleyenler, yalan söyleyenler, müslümanları aldatan kimseler merdud-üş şehâdettir. |
| MERDUDİYET: | Merdudluk. Kovulmuşluk, geri çevrilmişlik. |
| MERDÜM: | f. İnsan. Adam. |
| MERDÜM-İ ÇEŞM: | Gözbebeği. |
| MERDÜMAN: | (Merdüm. C.) f. İnsanlar, kişiler, adamlar. |
| MERDÜM-AZAR: | f. İnsanları inciten. Halka eziyet veren. |
| MERDÜME: | f. Gözbebeği. |
| MERDÜMEK: | f. Küçük adam. Bebek. |
| MERDÜMGİRİZ: | İnsanlardan sıkılan, kalabalıktan hoşlanmayıp yalnızlık isteyen. |
| MERDÜMHAR: | f. Yamyam. * İnsan eti yiyen vahşi hayvan. |
| MERDÜMÎ: | f. Adamlık, insanlık. |
| MERDÜMKÜŞ: | f. Katil. Adam öldüren. İnsan katleden. |
| MERDÜMZAD: | f. İnsan oğlu. Beni Adem. |
| MERDEKUŞ: | Merzencüş otu. |
| MERDUD-ÜŞ ŞEHÂDET: | Şahitlikleri kabul edilmiyenler. * Fâsık, yani devamlı günah işleyenler, yalan söyleyenler, müslümanları aldatan kimseler merdud-üş şehâdettir. |
| NA-MERD: | f. Korkak. * İnsaniyetsiz, sözünde durmayan. Alçak, insanlık hislerinden habersiz. |
| NÂ-MERDÂNE: | f. Namerdcesine, alçakçasına. |
| NÂ-MERDÎ: | f. Namerdlik, alçaklık, zillet. * Korkaklık. |
| ŞAH-I MERDAN: | "Mertlerin şahı" meâlinde Hazret-i Ali Radiyallahü anh'ın bir nâmı. |
| ŞAHMERDAN: | (Şâh-ı merdan) f. Mertlerin şahı, Hazret-i Ali (R.A.). * Aşağı yukarı çıkan büyük demir tokmak. |
| ŞEMERDEL: | Uzun boyunlu, seri davar. |
| ŞİRMERD: | f. Arslan yürekli, cesur. |
| ŞEMERDEL: | Uzun boyunlu, seri davar. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| MERD-İ GARİB : | Yabancı yerlere, gurbete düşmüş kişi. |
| MER : | f. Elli (Sayısı). Hamsin. (50) |
| MEAB : | Dönülecek yer. Sığınılacak yer. Melce'. |