Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
MERHA: Gözüne sürme çekmeyi âdet edinmeyen kadın.
MERHA: (C: Merâhi) Değirmen yeri.
MERHABA: Şâdlık, neşeli oluş.
Genişlik, vüs'at.
Müslümanlar arasında bir nevi selâmlaşma kelimesi olup, "rahat olunuz, serbest olun, hoş geldiniz" mânasında söylenir.
Nazımda medholunan kimseye hitâb olarak kullanılır.
MERHALE: (Rihlet. den) Menzil. Konak.
İki konak arası mesafe.
Bir günlük yol.
Derece, kademe.
MERHALENİŞİN: f. Seyyah, yolcu, turist.
MERHAMET: (Rahm. den) Acımak, şefkat göstermek. Korumak, iyilik etmek. Biçârelere yardımda bulunmak. Esirgemek.
MERHAMETBAHŞ: f. Merhamet eden. Merhametli.
MERHAMETEN: Acıyarak, merhamet ederek.
MERHAMETGÜSTER: f. Merhametli, merhamet edip acıyan.
MERHAMETPENAH: f. Merhametli.
MERHAMETPERVER: f. Merhametli, esirgeyici, acıyan.
MERHAMETPERVERÎ: f. Merhametlilik, esirgeyicilik.
MERHAMETPERVERANE: f. Acıma ve şefkat ile, esirgeyip acımak suretiyle.
MERHAMETŞİAR: f. Çok merhametli.
MERHAMETŞİARÎ: f. Merhametlilik, merhametli oluş.
MERHAZ: (C: Merâhiz) Don yıkayacak yer.
Abdest alacak yer.
MERHALENİŞİN: f. Seyyah, yolcu, turist.
MERHAMETBAHŞ: f. Merhamet eden. Merhametli.
MERHAMETŞİAR: f. Çok merhametli.
MERHAMETŞİARÎ: f. Merhametlilik, merhametli oluş.
MERHAMET-DİSAR: Çok merhametli, acıma hissi fazla olan.
İçerisinde 'MERHA' geçenler
CÂLİB-İ MERHAMET: Merhamet çeken.
KÂN-I MERHAMET: Merhamet kaynağı.
MERHABA: Şâdlık, neşeli oluş. * Genişlik, vüs'at. * Müslümanlar arasında bir nevi selâmlaşma kelimesi olup, "rahat olunuz, serbest olun, hoş geldiniz" mânasında söylenir. * Nazımda medholunan kimseye hitâb olarak kullanılır.
MERHALE: (Rihlet. den) Menzil. Konak. * İki konak arası mesafe. * Bir günlük yol. * Derece, kademe.
MERHALENİŞİN: f. Seyyah, yolcu, turist.
MERHAMET: (Rahm. den) Acımak, şefkat göstermek. Korumak, iyilik etmek. Biçârelere yardımda bulunmak. Esirgemek.
MERHAMETBAHŞ: f. Merhamet eden. Merhametli.
MERHAMETEN: Acıyarak, merhamet ederek.
MERHAMETGÜSTER: f. Merhametli, merhamet edip acıyan.
MERHAMETPENAH: f. Merhametli.
MERHAMETPERVER: f. Merhametli, esirgeyici, acıyan.
MERHAMETPERVERÎ: f. Merhametlilik, esirgeyicilik.
MERHAMETPERVERANE: f. Acıma ve şefkat ile, esirgeyip acımak suretiyle.
MERHAMETŞİAR: f. Çok merhametli.
MERHAMETŞİARÎ: f. Merhametlilik, merhametli oluş.
MERHAZ: (C: Merâhiz) Don yıkayacak yer. * Abdest alacak yer.
MERHALENİŞİN: f. Seyyah, yolcu, turist.
MERHAMETBAHŞ: f. Merhamet eden. Merhametli.
MERHAMETŞİAR: f. Çok merhametli.
MERHAMETŞİARÎ: f. Merhametlilik, merhametli oluş.
MERHAMET-DİSAR: Çok merhametli, acıma hissi fazla olan.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
MERHABA : Şâdlık, neşeli oluş. * Genişlik, vüs'at. * Müslümanlar arasında bir nevi selâmlaşma kelimesi olup, "rahat olunuz, serbest olun, hoş geldiniz" mânasında söylenir. * Nazımda medholunan kimseye hitâb olarak kullanılır.
MERH : Un yoğurmak. * Deriye ve gövdeye yağ sürmek. * Yağ ile oğmak. * Bir yeşil ağaç.
MER : f. Elli (Sayısı). Hamsin. (50)
MEAB : Dönülecek yer. Sığınılacak yer. Melce'.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...