Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| MERK: | f. (Bak: Merg) |
| MERK: | Kokmuş deri. Derinin yününü yolmak. Kazımak. Nüfuz etmek, içine işlemek. |
| MERKAAN: | Ahmak kimse. |
| MERKAB: | Gözetleme yeri. |
| MERKAD: | Uyku yeri. Yatacak yer. Mezar, kabir. |
| MERKAŞ: | Bir şeyin üstünde siyah ve beyaz noktalar olması. |
| MERKAT: | (Bak: Mirkat) |
| MERKEB: | (Rekb. den) Binilen vâsıta. Binilen şey. Eşek. |
| MERKEL: | (C: Merâkil) Yol. Hayvan üstüne binen kimsenin iki tarafından ayağı dibindeki yer. |
| MERKEZ: | (Rekz. den) Bir şeyin ortası. Vasat. Yol. Durum, vaziyet. Hal, suret. Şubeleri bulunan bir teşkilâtın idâre olunduğu ve emir veren yeri, makamı. Bir şeyin en işlek yeri. Teşkilât olan yerin en yüksek makamı. Geo: Dairenin orta noktası. Çaplarının kesim noktası. |
| MERKEZ-İ ÂLEM: | Güneş, şems. |
| MERKEZ-İ ARZ: | Arzın merkezi. Dünyanın merkezi, iç tarafı. |
| MERKEZ-İ DEVR: | Hareket eden bir cismin, etrafında devrettiği nokta. |
| MERKEZ-İ SIKLET: | Ağırlık merkezi. |
| MERKEZ-İ TEŞRİ': | Kanun yapma merkezi. |
| MERKEZÎ: | (Merkeziye) Merkeze mensub. Merkezde bulunan. Merkezle alâkalı. |
| MERKEZİYYET: | İşlek yerde, merkezde bulunmuş olmak. Bütün işlerin bir yerden idare edilir olması, merkezleştirilmesi. |
| MERKU': | Eski, yırtılmış elbise. |
| MERKUB: | (Rükub. dan) Üzerine binilmiş, bindirilmiş. Üzerine binilen hayvan veya nakil vasıtası. |
| MERKUM: | (Rakam. dan) Yazılmış. Adı geçmiş. Rakamla söylenmiş. Sayılmış. Basit ve âdi insan. (Bak: Mezbur) |
| MERKUM: | Cem'olmuş, toplanmış, birikmiş. |
| MERKUN: | Büyük havuz. |
| MERKUZ: | (Rekz. den) Dikilmiş. Saplanmış. Batırılmış. Sâbit kılınmış. |
| MERKUZİYET: | Dikilme, saplanma. |
| MERKUZ: | Tahrik olunmuş, harekete getirilmiş. Ayakla tepilmiş. |
| MERKEZ-İ TEŞRİ': | Kanun yapma merkezi. |
| İçerisinde 'MERK' geçenler | |
| ADEM-İ MERKEZİYYET: | Bir idâri taksimattaki parçaların (vilâyet, belediye ve köy) muayyen hususlarda kendi kendilerine idare yetkileri. Bir yere bağlı olmaksızın veya bir yerden idare edilmeksizin olan muamele. Bütün kısım ve şubelerin kendi kendilerini idare tarzı. |
| KUVVE-İ AN-İL-MERKEZİYE: | Merkezkaç kuvvet. Cisimlerin kendi mihveri üzerine hareketi zamanında merkezinde hâsıl olan kuvvete denilir. Merkezde dönen bir tekerleğin etrafında yapışık veyahut üstünde taşıdığı cisimlerin etrafa yayılıp dağılmasıyla bu kuvvetin mevcudiyyeti anlaşılır. |
| KUVVE-İ İLE-L MERKEZİYE: | Muhitten (etraftan) merkeze doğru gelen çekme kuvveti. (Kuvve-i anil-merkeziyenin zıddıdır.) |
| MERKAAN: | Ahmak kimse. |
| MERKAB: | Gözetleme yeri. |
| MERKAD: | Uyku yeri. Yatacak yer. * Mezar, kabir. |
| MERKAŞ: | Bir şeyin üstünde siyah ve beyaz noktalar olması. |
| MERKAT: | (Bak: Mirkat) |
| MERKEB: | (Rekb. den) Binilen vâsıta. Binilen şey. * Eşek. |
| MERKEL: | (C: Merâkil) Yol. * Hayvan üstüne binen kimsenin iki tarafından ayağı dibindeki yer. |
| MERKEZ: | (Rekz. den) Bir şeyin ortası. Vasat. Yol. Durum, vaziyet. Hal, suret. * Şubeleri bulunan bir teşkilâtın idâre olunduğu ve emir veren yeri, makamı. Bir şeyin en işlek yeri. Teşkilât olan yerin en yüksek makamı. * Geo: Dairenin orta noktası. Çaplarının kesim noktası. |
| MERKEZ-İ ÂLEM: | Güneş, şems. |
| MERKEZ-İ ARZ: | Arzın merkezi. Dünyanın merkezi, iç tarafı. |
| MERKEZ-İ DEVR: | Hareket eden bir cismin, etrafında devrettiği nokta. |
| MERKEZ-İ SIKLET: | Ağırlık merkezi. |
| MERKEZ-İ TEŞRİ': | Kanun yapma merkezi. |
| MERKEZÎ: | (Merkeziye) Merkeze mensub. Merkezde bulunan. Merkezle alâkalı. |
| MERKEZİYYET: | İşlek yerde, merkezde bulunmuş olmak. * Bütün işlerin bir yerden idare edilir olması, merkezleştirilmesi. |
| MERKU': | Eski, yırtılmış elbise. |
| MERKUB: | (Rükub. dan) Üzerine binilmiş, bindirilmiş. * Üzerine binilen hayvan veya nakil vasıtası. |
| MERKUM: | (Rakam. dan) Yazılmış. Adı geçmiş. Rakamla söylenmiş. Sayılmış. * Basit ve âdi insan. (Bak: Mezbur) |
| MERKUM: | Cem'olmuş, toplanmış, birikmiş. |
| MERKUN: | Büyük havuz. |
| MERKUZ: | (Rekz. den) Dikilmiş. Saplanmış. Batırılmış. Sâbit kılınmış. |
| MERKUZİYET: | Dikilme, saplanma. |
| MERKUZ: | Tahrik olunmuş, harekete getirilmiş. * Ayakla tepilmiş. |
| MÜTEHÂLİF-ÜL MERKEZ: | Merkezi bir olmıyan. |
| MÜTEMERKİZ: | Bir yere toplanmış, merkezleşmiş. |
| MERKEZ-İ TEŞRİ': | Kanun yapma merkezi. |
| TEMERKÜZ: | Merkez tutma, merkezleşme. Bir merkezde toplanma. * Yığılma. Birikme. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| MERKAAN : | Ahmak kimse. |
| MER : | f. Elli (Sayısı). Hamsin. (50) |
| MEAB : | Dönülecek yer. Sığınılacak yer. Melce'. |