Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
MERS: Ekmeği suyla ıslatmak.
MERSA: (C: Merâsi) Liman. Gemilerin demir atıp barındığı yer.
MERSA-YI KOSTANTİNİYYE: İstanbul limanı.
MERSAD: Rasad yeri. Gözetleme yeri. (Bak: Mirsâd)
MERSED: Arslan, esed.
MERSEN: Burun.
MERSİN (MERSİNÎ): Mersin ağacı.
MERSİYE: Birisinin ölümü hakkında yazılan, teessürü anlatan manzume.
MERSİYEHÂN: f. Ağıt okuyan. Mersiye söyliyen.
MERSİYEKÂR: f. Ağıtçı. Ağıt ve mersiye okuyan.
MERSUD: Rasad olunmuş, ölçülüp biçilmiş, hesab edilmiş.
MERSUD: Birbiri üstüne yığılmış kumaş.
MERSUM: (Resm. den) Yazılmış, çizilmiş. Alâmetli, işaretli.
An'ane, gelenek, örf ü âdât.
Adı ve bahsi geçmiş. Bahsedilmiş.
MERSUS: Sağlam yapı. Birbirine kenetlenmiş, kurşun veya lehim ile birbirine bağlanmış sağlam yapı.
İçerisinde 'MERS' geçenler
BÜNYAN-I MERSUS: Kaynaşmış sağlam bina. Birbirine kurşunla kenetlenmiş sağlam yapı.
MERSA: (C: Merâsi) Liman. Gemilerin demir atıp barındığı yer.
MERSA-YI KOSTANTİNİYYE: İstanbul limanı.
MERSAD: Rasad yeri. Gözetleme yeri. (Bak: Mirsâd)
MERSED: Arslan, esed.
MERSEN: Burun.
MERSİN (MERSİNÎ): Mersin ağacı.
MERSİYE: Birisinin ölümü hakkında yazılan, teessürü anlatan manzume.
MERSİYEHÂN: f. Ağıt okuyan. Mersiye söyliyen.
MERSİYEKÂR: f. Ağıtçı. Ağıt ve mersiye okuyan.
MERSUD: Rasad olunmuş, ölçülüp biçilmiş, hesab edilmiş.
MERSUD: Birbiri üstüne yığılmış kumaş.
MERSUM: (Resm. den) Yazılmış, çizilmiş. Alâmetli, işaretli. * An'ane, gelenek, örf ü âdât. * Adı ve bahsi geçmiş. Bahsedilmiş.
MERSUS: Sağlam yapı. Birbirine kenetlenmiş, kurşun veya lehim ile birbirine bağlanmış sağlam yapı.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
MERSA : (C: Merâsi) Liman. Gemilerin demir atıp barındığı yer.
MER : f. Elli (Sayısı). Hamsin. (50)
MEAB : Dönülecek yer. Sığınılacak yer. Melce'.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...