Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
MESL: (C: Mislân) Yer yarığı.
MESLAH: Mezbaha. Davar kesilen yer.
MESLAH: (C.: Mesâlih) Tulu decek yer, doğacak yer.
Bir şey gözetecek yüksek yer.
MESLAHA: Sınır kalesi. Derbent.
MESLEB: Zorla birşey alınan yer. Zorla alma yeri.
MESLEBE: (C.: Mesâlib) Eksik, kusur, noksanlık, ayıp.
MESLEC: Karlık.
MESLEK: Yol. Usul. Gidiş.
San'at. Geçim için tutulan yol.
Sistem.
Mezheb. Mâneviyatta tutulan yol.(Sen, mesleğini ve efkârını hak bildiğin vakit, "mesleğim haktır veya daha güzeldir" demeye hakkın var. Fakat "yalnız hak benim mesleğimdir" demeye hakkın yoktur. $ sırrınca insafsız nazarın ve düşkün fikrin hakem olamaz. Başkasının mesleğini butlan ile mahkûm edemez. M.)
MESLEK-İ MÜTEASSİFE: Sapık meslek.
MESLEKÎ: (Meslekiyye) Meslekle alâkalı. Mesleğe ait.
MESLES: (C: Mesâlis) Üçer üçer olmak.
Üç kıllı tanbur.
MESLU': Vücudunda ur bulunan kimse.
MESLUB: Selbedilmiş. Soyulmuş. Alınmış. Giderilmiş.
MESLUB-ÜL AKL: Aklı alınmış. Deli.
MESLUB-ÜŞ ŞUUR: Anlayışsız, idraksiz, şuursuz.
MESLUC: Yutulmuş, bel'olunmuş.
MESLUFE: Düzelmiş yer.
Kabuksuz arpa ve buğday.
MESLUH: Derisi yüzülmüş. Teslih edilmiş.
MESLUK: Kaynamış.
MESLUL: Çekilmiş. Kınından çıkmış kılınç.
Din uğruna kendini fedâ eden kahraman.
Tıb: Verem.
MESLUS: Deli, divane.
MESLUS: Üç kat olan nesne.
Üçte biri alınmış.
MESLUT: Mağlub. Yenilmiş.
Zayıf, cılız, arık.
MESLUT: Kemiği üzerinden eti sıyrılmış.
Tıraş edilmiş. Yontulmuş.
İçerisinde 'MESL' geçenler
MESLAH: Mezbaha. Davar kesilen yer.
MESLAH: (C.: Mesâlih) Tulu decek yer, doğacak yer. * Bir şey gözetecek yüksek yer.
MESLAHA: Sınır kalesi. Derbent.
MESLEB: Zorla birşey alınan yer. Zorla alma yeri.
MESLEBE: (C.: Mesâlib) Eksik, kusur, noksanlık, ayıp.
MESLEC: Karlık.
MESLEK: Yol. Usul. Gidiş. * San'at. Geçim için tutulan yol. * Sistem. * Mezheb. Mâneviyatta tutulan yol.(Sen, mesleğini ve efkârını hak bildiğin vakit, "mesleğim haktır veya daha güzeldir" demeye hakkın var. Fakat "yalnız hak benim mesleğimdir" demeye hakkın yoktur. $ sırrınca insafsız nazarın ve düşkün fikrin hakem olamaz. Başkasının mesleğini butlan ile mahkûm edemez. M.)
MESLEK-İ MÜTEASSİFE: Sapık meslek.
MESLEKÎ: (Meslekiyye) Meslekle alâkalı. Mesleğe ait.
MESLES: (C: Mesâlis) Üçer üçer olmak. * Üç kıllı tanbur.
MESLU': Vücudunda ur bulunan kimse.
MESLUB: Selbedilmiş. Soyulmuş. Alınmış. Giderilmiş.
MESLUB-ÜL AKL: Aklı alınmış. Deli.
MESLUB-ÜŞ ŞUUR: Anlayışsız, idraksiz, şuursuz.
MESLUC: Yutulmuş, bel'olunmuş.
MESLUFE: Düzelmiş yer. * Kabuksuz arpa ve buğday.
MESLUH: Derisi yüzülmüş. Teslih edilmiş.
MESLUK: Kaynamış.
MESLUL: Çekilmiş. Kınından çıkmış kılınç. * Din uğruna kendini fedâ eden kahraman. * Tıb: Verem.
MESLUS: Deli, divane.
MESLUS: Üç kat olan nesne. * Üçte biri alınmış.
MESLUT: Mağlub. Yenilmiş. * Zayıf, cılız, arık.
MESLUT: Kemiği üzerinden eti sıyrılmış. * Tıraş edilmiş. Yontulmuş.
SEYF-İ MESLUL: Kınından çıkmış kılıç.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
MESLAH : Mezbaha. Davar kesilen yer.
MESA : Akşam. Akşam vakti. Akşam olmak. * Gamlı olmak. * Öğleden güneş batıncaya kadarki vakit.
MEAB : Dönülecek yer. Sığınılacak yer. Melce'.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...