Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| MEVK: | Bir şeyin ucuz olması. |
| MEVK: | Örümcek, ankebut. |
| MEVKIF: | Durak. Durulacak yer. Ayakta duracak yer. İstasyon. |
| MEVKİ': | Yer. Sınıflandırılmış yerlerden her biri. Vapur, tren gibi yerlerde sınıflandırılmış, değeri yüksek olan yer. Bir şeyin bulunduğu veya vukua geldiği yer. |
| MEVKİB: | Kafile. Alay. Atlı veya yaya giden kafile. Cemaat. |
| MEVKİB-İ İKBAL: | Talihli kafile. |
| MEVKİD: | Ateş ocağı. |
| MEVKİN: | (C.: Mevâkin) Kuş yuvası. |
| MEVKİT: | (C.: Mevâkit) Tâyin ve tesbit edilip kararlaştırılan yer veya zaman. |
| MEVKUD: | (İkad. dan) Yakılmış. Yandırılmış olan. |
| MEVKUF: | Durdurulan. Vakfedilen. Dâimi bir halde bırakılan. Tevkif edilen. Tutulup hapsedilen. Ait, bağlı. |
| MEVKUFAT: | (Mevkufe. C.) Bir zaman için tutulup alıkonulmuş mal veya para. Vakfedilmiş mal, emlâk. Gelirden artıp hazineye mâl edilen para. |
| MEVKUFEN: | Mevkuf olarak. |
| MEVKUFÎN: | (Mevkuf. C.) Tevkif edilmiş kimseler. Tutuklular. Mevkuflar. |
| MEVKUFİYYET: | Maznunun hüküm giyinceye kadar hapsedilmesi. Hapsedilme hâli. Bağlı olma. |
| MEVKÛL: | (Vekâlet. den) Bir vekile emanet edilen. |
| MEVKÛLÜN İLEYH: | Kendisine bir iş bırakılan adam. Vekil. |
| MEVKUM: | Hüznü şiddetli olan. |
| MEVKUT: | Vakitli. Vakti belli olan. Mahdud ve muayyen olmuş vakit. |
| MEVKUTE: | Zamanı muayyen, belirli olarak çıkan matbuât. Gazete, mecmua gibi şeyler. |
| MEVKUZE: | Ağaçla vurulmuş. |
| İçerisinde 'MEVK' geçenler | |
| ARÂZİ-İ EMİRİYYE-İ MEVKUFE: | Huk: Sadece hazine menfaatleri veya tasarruf hakları veyahut ikisi de bir hayır cemiyetine ayırılan miri arazi. |
| ARÂZİ-İ MEVKUFE: | Vakfedilmiş yerler. Bir hayır işine devamlı surette tahsis edilmiş yerler. |
| ARÂZİ-İ MEVKUFE-İ SAHİHA: | Huk: Arâzi-i memlükeden şartlarına uygun olarak vakfolunan yerler. |
| İCARE-İ MEVKUFE: | Başkasının hakkı taalluk edip icazeti lahık olmadıkça nâfiz olmayan icaredir. |
| MENAAT-I MEVKİİYE: | Arazi sarplığı. |
| MEVKIF: | Durak. Durulacak yer. Ayakta duracak yer. İstasyon. |
| MEVKİ': | Yer. * Sınıflandırılmış yerlerden her biri. * Vapur, tren gibi yerlerde sınıflandırılmış, değeri yüksek olan yer. * Bir şeyin bulunduğu veya vukua geldiği yer. |
| MEVKİB: | Kafile. Alay. Atlı veya yaya giden kafile. Cemaat. |
| MEVKİB-İ İKBAL: | Talihli kafile. |
| MEVKİD: | Ateş ocağı. |
| MEVKİN: | (C.: Mevâkin) Kuş yuvası. |
| MEVKİT: | (C.: Mevâkit) Tâyin ve tesbit edilip kararlaştırılan yer veya zaman. |
| MEVKUD: | (İkad. dan) Yakılmış. Yandırılmış olan. |
| MEVKUF: | Durdurulan. Vakfedilen. Dâimi bir halde bırakılan. * Tevkif edilen. Tutulup hapsedilen. * Ait, bağlı. |
| MEVKUFAT: | (Mevkufe. C.) Bir zaman için tutulup alıkonulmuş mal veya para. * Vakfedilmiş mal, emlâk. * Gelirden artıp hazineye mâl edilen para. |
| MEVKUFEN: | Mevkuf olarak. |
| MEVKUFÎN: | (Mevkuf. C.) Tevkif edilmiş kimseler. Tutuklular. Mevkuflar. |
| MEVKUFİYYET: | Maznunun hüküm giyinceye kadar hapsedilmesi. Hapsedilme hâli. * Bağlı olma. |
| MEVKÛL: | (Vekâlet. den) Bir vekile emanet edilen. |
| MEVKÛLÜN İLEYH: | Kendisine bir iş bırakılan adam. Vekil. |
| MEVKUM: | Hüznü şiddetli olan. |
| MEVKUT: | Vakitli. Vakti belli olan. Mahdud ve muayyen olmuş vakit. |
| MEVKUTE: | Zamanı muayyen, belirli olarak çıkan matbuât. Gazete, mecmua gibi şeyler. |
| MEVKUZE: | Ağaçla vurulmuş. |
| NUKUD-I MEVKUFE: | Vakfedilen paralar. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| MEVKIF : | Durak. Durulacak yer. Ayakta duracak yer. İstasyon. |
| MEV'A : | Her nesnenin evveli. |
| MEAB : | Dönülecek yer. Sığınılacak yer. Melce'. |