Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
MEVS: Yolmak. Traş etmek.
MEVS: Ekmeği suyla ıslatmak.
MEVS: Yıkamak.
MEVSIK: İtimad etmek. Emniyet etmek. İnanmak.
Yemin. Sözleşme.
MEVSİL: (Vusul. den) Kavşak. Kavuşacak yer.
Ek yeri.
MEVSİM: (C: Mevâsim) Pazar yeri.
Arap pazargâhları.
Yılın dört kısmından biri.
Zaman. Vakit. Alâmet.
MEVSİM-İ HARİF: Sonbahar, güz devresi.
MEVSİM-İ SAYF: Yaz mevsimi, yaz devresi.
MEVSİM-İ ŞİTÂ: Kış mevsimi.
MEVSİM BE MEVSİM: Zaman zaman. Mevsimden mevsime, zamanı geldikçe.
MEVSUF: Vasıflanan. Bir sıfatla tavsif edilen.
Kendisinde bir sıfat mevcud olan, kendisine bir sıfat isnad edilmiş olan.
MEVSUK: Kendisine inanılır olan. Şâyân-ı itimad olan.
Sağlam.
Vesikalı. Delile dayanan hakikat.
MEVSUK-UL KELİM: Sözlerine inanılır. Söylediği şeylere itimad edip güvenilir.
MEVSUKAN: Sağlam, delile dayanır, itimad edilir şekilde.
MEVSUKİYET: Sağlamlık, gerçeklik. İnanılır hâl.
MEVSUL: Erişen. Vasıl olan.
Birleşmiş. Kendine başka şey vasıl olmuş olan. Bitirmiş. Vasledilmiş.
MEVSULE: Bitiştirilmiş.
MEVSUM: (Vesm. den) İşaretlenmiş, damgalanmış, nişanlanmış.
Ad verilmiş, isimlendirilmiş.
MEVSUME: Tamamen baştan aşağı süslü zırh.
Bahar yağmuru ile ıslanmış toprak.
MEVSUT: Ortada. Vasat olan.
İçerisinde 'MEVS' geçenler
ESMA-İ MEVSULE: Vasleden isimler. (Bak: İsm-i mevsule)
HASBEL MEVSİM: (Hasb-el mevsim) Mevsime göre.
İSM-İ MEVSULE: O şey ki, o kimse ki, mânâlarının yerine kullanılan, "Mâ, Men, Ellezi" gibi kelimelerdir. İki kelimeyi veya mânâyı birbirine birleştiren, mânâsı kendinden sonra gelen bir cümle ile tamamlanın bir kelimedir.
İSTİHBARAT-I MEVSUKA: Sağlam ve inanılır doğru haberler.
MÂ-İ MEVSUFE: Şey mânasında nekre olup bir sıfattan evvel kullanılır. $ (Nazartu ilâ mâ mu'cebin leke: Sana hoş gelen şeye baktım) cümlesindeki gibi...Bazan da sıfatsız olur. $(Ni'me-mâ: Ne güzeldir) $ (Meselen-mâ: Bir misâl olarak) kelimelerinde gördüğümüz gibi.
MÂ-İ MEVSULE: Buna ism-i mevsul de denir. Kendinden sonra gelecek küçük cümleyi daha önce geçen cümleye bağlar. $ (Ketebtu mâ kultü: Söylediğimi yazdım, ne söyledimse yazdım) cümlesinde olduğu gibi.
MEVSIK: İtimad etmek. Emniyet etmek. İnanmak. * Yemin. Sözleşme.
MEVSİL: (Vusul. den) Kavşak. Kavuşacak yer. * Ek yeri.
MEVSİM: (C: Mevâsim) Pazar yeri. * Arap pazargâhları. * Yılın dört kısmından biri. * Zaman. Vakit. Alâmet.
MEVSİM-İ HARİF: Sonbahar, güz devresi.
MEVSİM-İ SAYF: Yaz mevsimi, yaz devresi.
MEVSİM-İ ŞİTÂ: Kış mevsimi.
MEVSİM BE MEVSİM: Zaman zaman. Mevsimden mevsime, zamanı geldikçe.
MEVSUF: Vasıflanan. Bir sıfatla tavsif edilen. * Kendisinde bir sıfat mevcud olan, kendisine bir sıfat isnad edilmiş olan.
MEVSUK: Kendisine inanılır olan. Şâyân-ı itimad olan. * Sağlam. * Vesikalı. Delile dayanan hakikat.
MEVSUK-UL KELİM: Sözlerine inanılır. Söylediği şeylere itimad edip güvenilir.
MEVSUKAN: Sağlam, delile dayanır, itimad edilir şekilde.
MEVSUKİYET: Sağlamlık, gerçeklik. İnanılır hâl.
MEVSUL: Erişen. Vasıl olan. * Birleşmiş. Kendine başka şey vasıl olmuş olan. Bitirmiş. Vasledilmiş.
MEVSULE: Bitiştirilmiş.
MEVSUM: (Vesm. den) İşaretlenmiş, damgalanmış, nişanlanmış. * Ad verilmiş, isimlendirilmiş.
MEVSUME: Tamamen baştan aşağı süslü zırh. * Bahar yağmuru ile ıslanmış toprak.
MEVSUT: Ortada. Vasat olan.
NEKRE-İ MEVSULE: İki kelime veya mânâyı birbirine bağlayan kelime.
SEBK-İ MEVSUL: Edb: Cümleleri bağlayarak birleştirme tarzı.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
MEVSIK : İtimad etmek. Emniyet etmek. İnanmak. * Yemin. Sözleşme.
MEV'A : Her nesnenin evveli.
MEAB : Dönülecek yer. Sığınılacak yer. Melce'.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...