Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| MU'CİZ: | İnsanı âciz bırakan iş. Aynısını yapmakta başkalarını acze düşüren, kudretsiz kılan, kimsenin yapamıyacağı yolda olan. |
| MU'CİZ-ÜL BEYAN: | Beyanı herkesi âciz bırakan. |
| MU'CİZAT: | Mu'cizeler. Allah tarafından verilip, yalnız peygamberlerin gösterebilecekleri büyük harika işler. |
| MU'CİZAT-I AHMEDİYE (A.S.M.): | Hz. Muhammed'in (A.S.M.) mu'cizeleri. (Bak: Mu'cize) |
| MU'CİZAT-I SEB'A: | Yedi meşhur mu'cize, yedi külli i'caz esasları. |
| MU'CİZBEYAN: | f. Anlatış tavrı herkese benzemeyen. Tarz-ı beyanı mu'cize olan. Kur'an-ı Kerim. |
| MU'CİZE: | İnsanların, yapmasında âciz kaldıkları ve ancak Allah tarafından peygamberlere nasib olan hârika. Kerametten yüksek, fevkalâde hâdise. Mu'cize, Halik-ı Kâinat tarafından peygamberlerin hakkaniyetine ait bir tasdiktir. Sahih hadislerle mu'cizeler haber verilmiş ve tesbit edilmiştir.(... Mu'cize davâ-yı nübüvvetin isbatı için münkirleri ikna etmek içindir. İcbâr için değildir. Öyle ise davâ-yı Nübüvveti işitenler için ikna edecek bir derecede mu'cize göstermek lâzımdır... S.) |
| MU'CİZ-EDA: | f. Mu'cize gösteren. Başkalarının yapamıyacağı kadar mu'cize derecesinde iş ortaya koyan. Edası mu'ciz olan. |
| MU'CİZEGU(Y): | f. Mu'cize gibi söz söyleyen. |
| MU'CİZEKÂR: | f. Mu'cizeli, mu'cize hâlinde, başkalarını âciz bırakan. |
| MU'CİZNÜMA: | f. Mu'cize gösteren. |
| İçerisinde 'MU'CİZ' geçenler | |
| İçerisinde 'MU'CİZ' geçen ifade bulamadık | |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| MUABBİR : | (İbâret. den) Rüyâ tabir eden. Görülen rüyalardan mânâ çıkaran. |