Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| MUCÎ: | (Vecâ. dan) Acıtan, ağrıtan. |
| MUCİ': | (Vecâ'. dan) Elem ve acı veren. |
| MUCİB: | (Mucibe) İcâb eden, lâzım gelen. Bir şeyin peydâ olmasına vesile ve sebep olan. Gereken. Gerektiren, lâzım gelen. |
| MUCİB-İ BİZZAT: | İster istemez kendisi işi yapmaya mecbur olan. Serbest ve istediği gibi hareket edemeyen. (Meselâ: Güneş ışığının, güneşin kendi zâtının zaruri neticesi olması gibi.) |
| MUCİB-İ İSTİKRAH: | Nefrete, sevmemeye sebeb olan. |
| MUCİB-İ TEYAKKUZ: | Teyakkuzu, yâni uyanıklığı icâb ettiren. |
| MUCİBE-İ KÜLLİYE: | Man: Müsbet ve umumi (şumüllü) olan kaziye. |
| MUCÎB: | (Cevab. dan) İcabet eden, uyan. Kendisinden istenilen iş ve suali cevaplandıran. |
| MUCİBAT: | (Mucib. C.) Sebepler. |
| MUCİD: | Yeni bir şey icad eden, meydana getiren, bulan. Yaratan. Yoktan var eden.(Ve keza, bu fâni dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise, aziz olarak çıkmaya çalış. Vücudunu Mucidine fedâ et. Mukabilinde büyük bir fiat alacaksın!.. M.N.) |
| MUCİD-İ HAKİKÎ: | İcad etme iktidarının yegâne sahibi mânasında olarak (Allah) hakkında kullanılır. |
| MUCİR: | (Ecir. den) İcar eden, kiraya veren. (Bak: Mücir) |
| MUCİZ: | Kısa. Muhtasar. Özlü. Az sözün çok mânâ ifâde edeni. |
| MUCÎZ: | İcâzet veren, izin veren. |
| MUCÎD: | Hazır. İyi edici olan. Mevt. Ölüm. |
| MUCİDDÂNE: | f. Büyük bir çalışkanlıkla. Gayret sahibi bir kimseye yakışır suret ve şekilde. |
| İçerisinde 'MUCÎ' geçenler | |
| BER-MÛCİB: | f. Gereğince, icabına göre. |
| ESBAB-I MÛCİBE: | Gerektiren sebebler. İcab eden sebepler. |
| MUCİ': | (Vecâ'. dan) Elem ve acı veren. |
| MUCİB: | (Mucibe) İcâb eden, lâzım gelen. * Bir şeyin peydâ olmasına vesile ve sebep olan. Gereken. Gerektiren, lâzım gelen. |
| MUCİB-İ BİZZAT: | İster istemez kendisi işi yapmaya mecbur olan. Serbest ve istediği gibi hareket edemeyen. (Meselâ: Güneş ışığının, güneşin kendi zâtının zaruri neticesi olması gibi.) |
| MUCİB-İ İSTİKRAH: | Nefrete, sevmemeye sebeb olan. |
| MUCİB-İ TEYAKKUZ: | Teyakkuzu, yâni uyanıklığı icâb ettiren. |
| MUCİBE-İ KÜLLİYE: | Man: Müsbet ve umumi (şumüllü) olan kaziye. |
| MUCÎB: | (Cevab. dan) İcabet eden, uyan. Kendisinden istenilen iş ve suali cevaplandıran. |
| MUCİBAT: | (Mucib. C.) Sebepler. |
| MUCİD: | Yeni bir şey icad eden, meydana getiren, bulan. * Yaratan. Yoktan var eden.(Ve keza, bu fâni dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise, aziz olarak çıkmaya çalış. Vücudunu Mucidine fedâ et. Mukabilinde büyük bir fiat alacaksın!.. M.N.) |
| MUCİD-İ HAKİKÎ: | İcad etme iktidarının yegâne sahibi mânasında olarak (Allah) hakkında kullanılır. |
| MUCİR: | (Ecir. den) İcar eden, kiraya veren. (Bak: Mücir) |
| MUCİZ: | Kısa. Muhtasar. Özlü. Az sözün çok mânâ ifâde edeni. |
| MUCÎZ: | İcâzet veren, izin veren. |
| MUCÎD: | Hazır. * İyi edici olan. * Mevt. Ölüm. |
| MUCİDDÂNE: | f. Büyük bir çalışkanlıkla. Gayret sahibi bir kimseye yakışır suret ve şekilde. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| MUCİ' : | (Vecâ'. dan) Elem ve acı veren. |
| MUCEB : | İcâb etmiş, lâzım gelmiş. Bir söz veya emrin icâb ettiği şey, netice. * Büyük bir memurun, kendisine sunulan evrakı tasdik için ettiği işaret. |
| MUABBİR : | (İbâret. den) Rüyâ tabir eden. Görülen rüyalardan mânâ çıkaran. |