| Kelime | Anlam |
|---|
| MUDİ': | Fık: Malının muhâfazasını başkasına emânet ve havâle eden. |
| MUDÎ: | Işık verici, parlak ve ruşen olan. |
| MUDÎK: | (Bak: Muzîk) |
| MUDİLL: | İdlâl edici, yoldan çıkaran, eğri yola teşvik edici. |
| MUDİLLE: | (Dalâlet. den) Baştan çıkaran, azdıran, doğru yoldan saptıran. |
| MUDİYYEN: | Giderek, geçerek. |
| İçerisinde 'MUDÎ' geçenler |
|---|
| AMUDÎ: | Yukarıdan aşağıya dikey olarak. Direk gibi yukarıdan aşağıya düz ve şakulünde olarak. |
| CÜMUDİYE: | Büyük buz dağ. Glâsiye. Buzul. Aysberg. |
| ELEKTRİK-İ MUDİ: | (Elektrik-i muzi) Parlak ışık veren, parlayan lâmba. |
| MAHMUDİYE: | Sultan 2. Mahmud adına yapılan ve kalyon büyüklüğünde olan eski bir harp gemisi. * Sultan 1. Mahmud zamanında basılan 23 ayar altın. * Sultan 2. Mahmud zamanında basılan ve yirmibeş gümüş kuruş değerinde olan ince altın sikke. |
| MUDİ': | Fık: Malının muhâfazasını başkasına emânet ve havâle eden. |
| MUDÎK: | (Bak: Muzîk) |
| MUDİLL: | İdlâl edici, yoldan çıkaran, eğri yola teşvik edici. |
| MUDİLLE: | (Dalâlet. den) Baştan çıkaran, azdıran, doğru yoldan saptıran. |
| MUDİYYEN: | Giderek, geçerek. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| MUDİ' : | Fık: Malının muhâfazasını başkasına emânet ve havâle eden. |
| MUDA' : | Fık: Emâneten kendine bir şey bırakılan kimse. * Serkeş ve oynak olmayıp, mazlum ve sâkin olan at. |
| MUABBİR : | (İbâret. den) Rüyâ tabir eden. Görülen rüyalardan mânâ çıkaran. |