Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
MUHAK: (Mahâk - Mihâk) Her arabi ayın son üç gecesi.
MUHAKAT: Bir kimseyi ahmak yerine koyma.
MUHAKAT: Müşabehet eylemek. Bir kimseyi taklid etmek.
Birbirine hikâye söylemek.
MUHAKEMAT: (Muhakeme. C.) Muhakemeler.
MUHAKEME: (C.: Muhakemât) (Hüküm. den) Dava için iki tarafın mahkemeye baş vurması.
İki tarafın mahkemeye baş vurması.
İki tarafı dinleyip hüküm vermek.
Düşünmek.
Zihinde inceleme yapmak.
Karar vermek için iyice düşünmek.
MUHAKEME-İ GIYABİYE: Dâvâcılardan biri veya her ikisi de bulunmadıkları hâlde mahkemece verilen karar.
MUHAKÎ: Benzeyen, benzer olan.
MUHAKKA: Çekişme.
Hak iddia etme.
MUHAKKAK(A): (Hakk. dan) Hakikatı ve gerçeği belli olmuş. Tahkik edilmiş. Doğru.
Mutlaka ne olursa olsun.
MUHAKKAR: Hakir görülen. Hakarete uğramış.
MUHAKKİK: Hakikatı araştırıp bulan. İç yüzüne inceliyerek vakıf olan.
Hakikat âlimi. Hakikatlara hakkı ile vakıf ve ehl-i tahkik olan büyük İslâm âlimi.
MUHAKKİKANE: f. Gerçeği ve hakikatı araştıran bir kimseye yakışır surette. Muhakkik olan bir insana yakışacak şekilde.
MUHAKKİKÎN: Hakikatı bulup meydana çıkaranlar.
İç yüzünü araştırıp bulan büyük İslâm âlimleri ve velileri. Hakikat araştıran, hak âlimleri.
MUHAKKİR: Hakir gören, zelil ve hor gören.
MUHAKKİRÂNE: f. Tahkir edercesine. Hakarette bulunurcasına.
İçerisinde 'MUHAK' geçenler
ASFİYA-İ MUHAKKİKÎN: Hakikatı tam araştıran, delillerle isbat eden, ilim ve fazilette terakki etmiş olan büyük İslâm âlimleri.
MEN-İ MUHAKEME: Muhakemeyi durdurmak, muhakemeye lüzum görmeyip menetmek.
MUHAKAT: Bir kimseyi ahmak yerine koyma.
MUHAKAT: Müşabehet eylemek. Bir kimseyi taklid etmek. * Birbirine hikâye söylemek.
MUHAKEMAT: (Muhakeme. C.) Muhakemeler.
MUHAKEME: (C.: Muhakemât) (Hüküm. den) Dava için iki tarafın mahkemeye baş vurması. * İki tarafın mahkemeye baş vurması. * İki tarafı dinleyip hüküm vermek. * Düşünmek. * Zihinde inceleme yapmak. * Karar vermek için iyice düşünmek.
MUHAKEME-İ GIYABİYE: Dâvâcılardan biri veya her ikisi de bulunmadıkları hâlde mahkemece verilen karar.
MUHAKÎ: Benzeyen, benzer olan.
MUHAKKA: Çekişme. * Hak iddia etme.
MUHAKKAK(A): (Hakk. dan) Hakikatı ve gerçeği belli olmuş. Tahkik edilmiş. Doğru. * Mutlaka ne olursa olsun.
MUHAKKAR: Hakir görülen. Hakarete uğramış.
MUHAKKİK: Hakikatı araştırıp bulan. İç yüzüne inceliyerek vakıf olan. * Hakikat âlimi. Hakikatlara hakkı ile vakıf ve ehl-i tahkik olan büyük İslâm âlimi.
MUHAKKİKANE: f. Gerçeği ve hakikatı araştıran bir kimseye yakışır surette. Muhakkik olan bir insana yakışacak şekilde.
MUHAKKİKÎN: Hakikatı bulup meydana çıkaranlar. * İç yüzünü araştırıp bulan büyük İslâm âlimleri ve velileri. Hakikat araştıran, hak âlimleri.
MUHAKKİR: Hakir gören, zelil ve hor gören.
MUHAKKİRÂNE: f. Tahkir edercesine. Hakarette bulunurcasına.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
MUHAKAT : Bir kimseyi ahmak yerine koyma.
MUHAB : Kendisinden ürkülüp korkulan.
MUABBİR : (İbâret. den) Rüyâ tabir eden. Görülen rüyalardan mânâ çıkaran.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...