| Kelime | Anlam |
|---|
| NÜKTE: | İnce mânalı söz, idraki ve anlaşılması nezâket ve zarifliğe dayanan nazik husus. İbarenin asıl mânasından başka olan nazik ve lâtif mânâ, dikkatle anlaşılabilen ince mânâ. Yere ağaçla vurup eser bırakmak. |
| NÜKTE-ÂMİZ: | f. Nükte karıştıran. |
| NÜKTEBÎN: | f. İnceliği gören, nükteyi anlıyabilen. Kavrayışlı, anlayışlı, zeki. |
| NÜKTEDÂN: | f. Nükte bilen. İnce ve zarif kimse. |
| NÜKTEDÂNÎ: | Nüktecilik, nüktedanlık. |
| NÜKTEDÂR: | f. Nükteli söz söyleyen. Nükteli konuşan. |
| NÜKTEGU: | f. Nükteli konuşan, nükteli söz söyleyen. |
| NÜKTEGUYÎ: | f. Nükteli konuşma. Nükteli söz söyleme. |
| NÜKTEPERDAZ: | (C.: Nükteperdâzân) f. Nükteli söz söyleyen, nükteli konuşan. |
| NÜKTEPİRA: | f. Nükteye süs veren. |
| NÜKTESENC: | (C.: Nüktesencân) f. Nükteyi değerlendiren. Nükteden anlayan. Nükteyi yerinde kullanan. |
| NÜKTEVER: | f. Nükteyi anlamakta mâhir olan, nükte bilen. |
| İçerisinde 'NÜKTE' geçenler |
|---|
| NÜKTE-ÂMİZ: | f. Nükte karıştıran. |
| NÜKTEBÎN: | f. İnceliği gören, nükteyi anlıyabilen. Kavrayışlı, anlayışlı, zeki. |
| NÜKTEDÂN: | f. Nükte bilen. İnce ve zarif kimse. |
| NÜKTEDÂNÎ: | Nüktecilik, nüktedanlık. |
| NÜKTEDÂR: | f. Nükteli söz söyleyen. Nükteli konuşan. |
| NÜKTEGU: | f. Nükteli konuşan, nükteli söz söyleyen. |
| NÜKTEGUYÎ: | f. Nükteli konuşma. Nükteli söz söyleme. |
| NÜKTEPERDAZ: | (C.: Nükteperdâzân) f. Nükteli söz söyleyen, nükteli konuşan. |
| NÜKTEPİRA: | f. Nükteye süs veren. |
| NÜKTESENC: | (C.: Nüktesencân) f. Nükteyi değerlendiren. Nükteden anlayan. Nükteyi yerinde kullanan. |
| NÜKTEVER: | f. Nükteyi anlamakta mâhir olan, nükte bilen. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| NÜKTE-ÂMİZ : | f. Nükte karıştıran. |
| NÜKAF : | Deveyi öldüren bir verem. |
| NÜAME : | Eksen. Çark veya çıkrık ortasındaki mihver. |