| Kelime | Anlam |
|---|
| NÜMUN: | f. Gösteren, benzer, müşabih olan. |
| NÜMUNE: | f. Örnek, misâl, misal olarak gösterilen. Düstur ve misâl olacak şey. |
| NÜMUNE-İ İMTİSAL: | Örnek tutulacak şey. |
| NÜMUNEHANE: | f. Nümunelik şeylerin konulduğu yer. Müze. |
| İçerisinde 'NÜMUN' geçenler |
|---|
| CEHENNEM-NÜMUN: | f. Cehennem gibi çok azab verici. |
| HÂLET-İ CEHENNEM-NÜMUN: | Cehennem gibi çok azab verici hal. |
| İBRETNÜMUN: | f. İbret olan, ders olan. |
| KUHNÜMUN: | f. Heybetli, azametli. Dağ gibi görünen. |
| NÜMUNE: | f. Örnek, misâl, misal olarak gösterilen. Düstur ve misâl olacak şey. |
| NÜMUNE-İ İMTİSAL: | Örnek tutulacak şey. |
| NÜMUNEHANE: | f. Nümunelik şeylerin konulduğu yer. * Müze. |
| REHNÜMUN: | Rehberler, yol göstericiler. |
| REHNÜMUNÎ: | f. Kılavuzluk, rehberlik. |
| RU-NÜMUN: | f. Meydana çıkan, yüz gösterici. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| NÜMUNE : | f. Örnek, misâl, misal olarak gösterilen. Düstur ve misâl olacak şey. |
| NÜMUD : | f. Gösteren, görünen, benzeyen. |
| NÜMA : | f. Gösteren veya gözüken mânasında olup, birleşik kelimeler yapılır. |
| NÜAME : | Eksen. Çark veya çıkrık ortasındaki mihver. |