Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| NİME: | f. Yarım, nısf, yarı. |
| NİME-İ RUZ: | Günün ortası. Yarım gün. |
| NİME NİME: | f. Parça parça, yarım yarım. |
| NİME-RUZ: | (Bak: Nime-i ruz) |
| İçerisinde 'NİME' geçenler | |
| GANİMEN: | Ganimet almış olarak. |
| GANİMET: | Harpte düşmandan alınan mal. * Çalışmaksızın ele geçen nimet. |
| NİME-İ RUZ: | Günün ortası. Yarım gün. |
| NİME NİME: | f. Parça parça, yarım yarım. |
| NİME-RUZ: | (Bak: Nime-i ruz) |
| NİMNİME: | Birbirlerine yakın çizgiler. * Tırnakta olan beyazlık. |
| NİMNİMETEYN: | Tırnak işareti. |
| TAHDİS-İ NİMET: | Cenab-ı Hakk'a karşı şükrünü edâ etmek ve teşekkür etmek maksadiyle nâil olduğu nimeti anlatmak, onunla sevincini ve şükrünü bildirmek. (Bak: Küfran-ı ni'met)(Bâzan tevâzu', küfran-ı ni'meti istilzam ediyor, belki küfran-ı ni'met olur. Bâzan da tahdis-i ni'met, iftihar olur. İkisi de zarardır. Bunun çâre-i yegânesi ki; ne küfran-ı ni'met çıksın, ne de iftihar olsun. Meziyet ve kemalâtları ikrar edip, fakat temellük etmiyerek, Mün'im-i Hakiki'nin eser-i in'âmı olarak göstermektir. Meselâ: Nasılki murassa' ve müzeyyen bir elbise-i fâhireyi biri sana giydirse ve onunla çok güzelleşsen, halk sana dese: "Mâşâallah çok güzelsin, çok güzelleştin. "Eğer sen tevazu'kârâne desen: "Hâşâ!.. Ben neyim, hiç. Bu nedir; nerede güzellik?" O vakit küfran-ı ni'met olur ve hulleyi sana giydiren mahir san'atkâra karşı hürmetsizlik olur. Eğer müftehirane desen: "Evet ben çok güzelim, benim gibi güzel nerede var, benim gibi birini gösteriniz... "O vakit, mağrurane bir fahirdir.İşte, fahirden, küfrandan kurtulmak için demeli ki: "Evet ben güzelleştim, fakat güzellik libasındır ve dolayısiyle libası bana giydirenindir; benim değildir." M.) |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| NİME-İ RUZ : | Günün ortası. Yarım gün. |
| NİM : | f. Yarım, nısf, buçuk, yarı. |
| Nİ : | f. Nefy edatıdır. (Bak: Na-Ne) |