| Kelime | Anlam |
|---|
| NİYY: | Çiğ, olmamış, ham. |
| NİYYAT: | (Niyet. C.) Niyetler. |
| İçerisinde 'NİYY' geçenler |
|---|
| ADESE-İ AYNİYYE: | Gözleme merceği. |
| AKREB-İ MEKNİYYAT: | Huk:Meşrut-un lehi bildiren zamirin en yakın mercii mânasını anlatır. Meselâ: Bir vakfiyede vâkıf tevliyetini evvelâ kendisine, sonra oğlu "A" ya, sonra çocuklarına şart etse, çocukları tabirindeki zamir vâkıfın kendisine değil de en yakın merci'i bulunan "A" nın çocuklarına hamlolunur. (Huk.L.) |
| ALENİYYE: | Açık, aleni, göz önünde. |
| ALENİYYET: | Göz önünde olma. |
| ATAYA-YI SENİYYE: | Padişahın hediye ve ihsanları. |
| AYNİYYAT: | (Ayniyye. C.) Kullanılmaya veya harcanmaya elverişli olup taşınabilen ve para eden şeyler. |
| AYNİYYE: | Göz hastalıkları kliniği. * Pahada ağır olan ve taşınabilen şeyler. |
| AYNİYYET: | Bir şey veya şahsın aynı veya kendisi olması. |
| BATINİYYE: | Kur'an-ı Kerim'deki âyetlerin ve hadis-i şeriflerin zâhir ve âşikâr mânalarından ayrılarak, usûlsüz ve yanlış te'viller ile âyet ve hadislerin gizli ve sırlı mânalarını bulmak iddiasında olan sapık bir tarikat ve buna bağlı olanlar.Esasen âyet ve hadislerin ince, derin ve küllî mânalarını tefsir ve te'vil ile keşfedip bulmak vardır. Fakat zâhir mânaları ve bunlardan çıkan kat'i hükümleri esas almak ve bunlara aykırı olmamak ve şeriattaki ve tefsir ilmindeki usûle uygun olmak gibi şartlara riâyet etmekle makbul olur.O.T.D. Sözlüğünde bu hususta şu malûmat verilmiştir: Bâtınîlere, muhtelif vesileler ile verilmiş olan isimler şunlardır : 1- Karamıta, 2- Saibiye, 3- İsmailiye, 4- Mübarekiye, 5- Bâbekiye.Bunlardan başka Bâtınîlere; hakikatın, yalnız Mâsum İmamın talimi ile öğrenilebileceği iddialarından dolayı Talimiye; dini mahremata riayet etmedikleri için İbahiye vs. isimleri de verilmiştir. Tohumu İbni Sebe tarafından atılmış olup Abbasilerden Mutasım zamanında yaşıyan Ehvaz'lı Meymun tarafından filizlendirilen Bâtıniye mezhebine en evvel, takiyyeyi terk ile alenen davet eden Muhammed Ali Berkaî'dir. (Hicri : 255) |
| BENİYYE: | Kâbe-i Muazzama. |
| BERAHİN-İ ALENİYYE: | Meydanda ve açık olan deliller. |
| BESNİYYE: | Alçak ve yumuşak yerde biten buğday. * Şam diyarında belli bir yerde yetişen buğdaya da derler. |
| BİNT-ÜL MENİYYE: | Ölüm, vefat, mevt. |
| BÜNİYYE: | (C.: Büniyyat) Her nesnenin aslı ve yaratılması, fıtrat. * Sazan balığı. * Meçhul yol. |
| CELSE-İ ALENİYYE: | Açık oturum. |
| DENİYYAT: | (Denâya) (Denî. C.) Ahlâksızlıklar, aşağılık şeyler. |
| DENİYYE: | Kaftan düğmesi, elbise düğmesi. |
| DESAİS-İ ŞEYTANİYYE: | şeytanca desiseler, hileler. |
| DESAİS-İ ŞEYTANİYYE: | Şeytanca desiseler, hileler. |
| EMRAZ-I AYNİYYE: | Göz hastalıkları. |
| EMRAZ-I İNTANİYYE: | Mikroplu ve ateşli hastalıklar. |
| FANİYYET: | Fânilik, ölümlülük. |
| FERÂİZ-İ DİNİYYE: | Dinin farzları. |
| FETH-İ KOSTANTİNİYYE: | İstanbul'un Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethi. |
| FİR'AVNİYYET: | Firavun gibi oluş, isyankârlık ile Allah'ı tanımayış. İnat ile Allah'a isyan edip halkı sapık yollara, dalâlete ve dinsizliğe sevke çalışmak. |
| GAYRET-İ DİNİYYE: | Din için gayret etme. |
| HASÂİS-İ İNSÂNİYYE: | İnsanlık hassaları. |
| HAYVANİYYET: | Hayvanlık, canlılık, zihayat olmak. Akıl ve idrakten mahrumiyet. |
| HENİYYE: | Kolaylık, sühulet. |
| HEYULÂNİYYUN: | Maddeciler. |
| HİLAFET-İ SENİYYE: | Büyük, yüce hilafet. Osmanlı Devleti hilafeti. |
| HÜSNİYYAT: | Güzel olan hususlar. |
| İRADE-İ SENİYYE: | Padişahın, bir işin yapılması veya yapılmaması hakkında verdiği emir. İrade eskiden şifahî, yani ağızdan emir vermek, yahut kendi el yazısı ile yazmak suretiyle verilirdi. Sonradan iradeler mabeyn baş kâtibinin imzasını taşıyan yazılı kâğıtla bildirilmeğe başlamıştır. * Çok yüksek ve mühim yerden gelen emir. |
| İSNEYNİYYET: | İkilik, ikiden ibaret olma. |
| KAZİYE-İ YAKÎNİYYE: | Man: Yakîni ifade eden kaziyyeye denir. Ya bedihiyye veya nazariyye olur. |
| KEVNİYYAT: | Kâinat ilmi, kozmoloji. * Mevcudat, varlıklar. Vücuda gelmeler. |
| KEYSANİYYE: | Revâfiz tâifesinden bir sınıf. |
| KOSTANTINİYYE: | İslâm dünyasında İstanbul için kullanılmış isimlerden biri. |
| LEBENİYYÂT: | (Lebeniyye. C.) Sütlü nesneler. |
| MAAL-MEMNUNİYYE: | Memnun olmak suretiyle. İsteyerek. Gönül rızası ile. Memnuniyetle. |
| MAİDE-İ SENİYYE: | Pâdişah ziyâfeti. |
| MAİYYET-İ SENİYYE: | Pâdişâhın maiyyeti. Pâdişahın yakınında bulunanlar. |
| MÂLÂYA'NİYYÂT: | Faydasız boş sözler, boş konuşmalar, faydasızlık. |
| MEKNİYYAT: | (Mekniyye. C.) Kinayeli cümleler. |
| MEMNUNİYYET: | Mesrur oluş. Şâdlık. Mesruriyet. |
| MENİYYE: | Ölüm, mevt. * Takdir olunmuş olan. |
| MERSA-YI KOSTANTİNİYYE: | İstanbul limanı. |
| MESAVİ-İ MEDENİYYET: | Medeniyyetin fenalıkları, kötülükleri. (İsraf ve sefahet gibi) |
| MUHKEMAT-I KUR'ANİYYE: | Mânası açık ve te'vile ihtiyacı olmayan âyetler. Başka bir mânaya ihtimali olmayıp sarih emir ve nehiyleri müştemil olan âyetler. Bu âyetler mensuh veya anlaşılmayan şekilde müteşabih ve muhtemel olmayıp muhkem ve mübeyyin olmakla aslâ te'vile muhtaç olmazlar. Bâzı şeylerin haram olması veya enbiya kıssaları (Ekasis-i enbiya) gibi. |
| MÜCERREBÂT-I YAKÎNİYYE: | İyice edinilmiş tecrübeler. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| NİYYAT : | (Niyet. C.) Niyetler. |
| NİYA : | (C.: Niyâgân) Dede, cedd. |
| Nİ : | f. Nefy edatıdır. (Bak: Na-Ne) |