Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| NİZA': | Çekişme, kavga. (Dünya öyle bir meta' değil ki; bir niza'a değsin. "Çünki fani ve geçici olduğundan kıymetsizdir." Koca dünya böyle ise dünyanın cüz'î işleri ne kadar ehemmiyetsiz olduğunu anlarsın. M.) |
| NİZA-İ LAFZÎ: | Boşuna çene yarıştırma. Sözle yapılan kavga. |
| NİZA: | Cima etmek. |
| NİZAL: | Nişan, işaret, alâmet. |
| NİZAM: | Sıra, dizi, düzen. Dizilmiş olan şey, sıralanmış. İcaba göre yapılan kanun. Bir kaideye binaen tertib olunmak ve ona binaen tertib olundukları kaide. Bir işin sebat ve kıyamına medar, sebep olan şey ve hâlet. |
| NİZAM-I ÂLEM: | Kâinatta Allah'ın koyduğu umumi nizam. (Nizam-ı âlem saadet-i ebediyeye işaret ediyor. S.) (Bak: Delil-i inayet) |
| NİZAM-I CEDİD: | Yeni nizam. Osmanlı Devletinde III. Sultan Selim zamanında yeni nizamla yetiştirilen bir askerî teşkilât. |
| NİZAM-ÜD DİN: | (Nizameddin) Dinin nizam ve düzeni. |
| NİZAMÂT: | (Nizam. C.) Nizamlar, muntazam şeyler, düzenler. |
| NİZAMÂT-I LÂZİME: | Lüzumlu, gerekli nizamlar. |
| NİZAMEN: | Nizam dairesinde. Nizama ve kanuna tabi olarak. |
| NİZAMÎ: | Düzenli, tertipli, usulüne uygun. Kanun ve nizama ait, onunla alâkalı. |
| NİZAMİYE: | İlk askerlik devresi. Bu nevi askerlik işleriyle uğraşan daire. Tanzimat ordusunun asıl silâh altında bulunan kısmı. |
| NİZAR: | Korkutup, uygunsuz şeylerden vazgeçirmek için söylenilen söz. |
| NİZAR: | Zayıf, arık, düşkün, bitkin. |
| NİZARET: | f. Zayıflık, arıklık. |
| İçerisinde 'NİZA' geçenler | |
| CİSM-İ NİZÂR: | Zayıf vücud. |
| İHTİLAL-İ NİZAM: | Nizamın bozukluğu. |
| İ'LAMAT-I NİZAMİYE: | Huk: Nizamiye mahkemelerinden çıkan ilâmlar. |
| MAHKEME-İ NİZAMİYE: | Adliye mahkemeleri. Temyiz mahkemeleri ile hukuk ve ceza mahkemeleri. |
| MÜEDDİ-İ NİZA: | Kavgaya sebebiyet veren. Nizaya sebep olan. |
| NİZA': | Çekişme, kavga. (Dünya öyle bir meta' değil ki; bir niza'a değsin. "Çünki fani ve geçici olduğundan kıymetsizdir." Koca dünya böyle ise dünyanın cüz'î işleri ne kadar ehemmiyetsiz olduğunu anlarsın. M.) |
| NİZA-İ LAFZÎ: | Boşuna çene yarıştırma. Sözle yapılan kavga. |
| NİZAL: | Nişan, işaret, alâmet. |
| NİZAM: | Sıra, dizi, düzen. Dizilmiş olan şey, sıralanmış. * İcaba göre yapılan kanun. Bir kaideye binaen tertib olunmak ve ona binaen tertib olundukları kaide. * Bir işin sebat ve kıyamına medar, sebep olan şey ve hâlet. |
| NİZAM-I ÂLEM: | Kâinatta Allah'ın koyduğu umumi nizam. (Nizam-ı âlem saadet-i ebediyeye işaret ediyor. S.) (Bak: Delil-i inayet) |
| NİZAM-I CEDİD: | Yeni nizam. Osmanlı Devletinde III. Sultan Selim zamanında yeni nizamla yetiştirilen bir askerî teşkilât. |
| NİZAM-ÜD DİN: | (Nizameddin) Dinin nizam ve düzeni. |
| NİZAMÂT: | (Nizam. C.) Nizamlar, muntazam şeyler, düzenler. |
| NİZAMÂT-I LÂZİME: | Lüzumlu, gerekli nizamlar. |
| NİZAMEN: | Nizam dairesinde. Nizama ve kanuna tabi olarak. |
| NİZAMÎ: | Düzenli, tertipli, usulüne uygun. * Kanun ve nizama ait, onunla alâkalı. |
| NİZAMİYE: | İlk askerlik devresi. * Bu nevi askerlik işleriyle uğraşan daire. * Tanzimat ordusunun asıl silâh altında bulunan kısmı. |
| NİZAR: | Korkutup, uygunsuz şeylerden vazgeçirmek için söylenilen söz. |
| NİZAR: | Zayıf, arık, düşkün, bitkin. |
| NİZARET: | f. Zayıflık, arıklık. |
| ORGANİZASYON: | Fr. Düzenleme, hazırlama, tanzim. * Teşkilât. |
| RAKİK Ü NİZÂR: | İnce ve zayıf. |
| TESEKKÜN-İ NİZA': | Kavganın yatışması.TESEKKÜR : Sarhoş olma. * Şeker hastalığı. * Şeker hastalığına tutulma. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| NİZA' : | Çekişme, kavga. (Dünya öyle bir meta' değil ki; bir niza'a değsin. "Çünki fani ve geçici olduğundan kıymetsizdir." Koca dünya böyle ise dünyanın cüz'î işleri ne kadar ehemmiyetsiz olduğunu anlarsın. M.) |
| Nİ : | f. Nefy edatıdır. (Bak: Na-Ne) |