Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
NABİ': (Nâbia) (Nebean. dan) Yerden fışkıran, kaynayan, akan.
NABİ: Haber veren, haberci.
Urfa'lı kıymetli bir şâirin ismi. (Mi: 1626- 1712)
NABİ: Yüksek, yüce.
NABİGA: (C.: Nevabig) Şanı, şöhreti büyük adam. ulu, şerefli kimse.
Sonradan şâir olan.
Üstün zekâlı hârika ve çok fasih kimse.
NABİGAT-ÜL CA'DÎ: Resül-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın duasına mazhar olmuş mühim bir Arab şâiridir. İran'ın fethinde bulundu. Rivayete göre Mi: 684'de İsfehan'da Rahmet-i Rahman'a kavuştu.
NABİGAT-ÜZ ZÜBYANÎ: Câhiliyet devrinde meşhur ve Suk-ı Ukaz'da hakemlik yapmış Arab şâirlerindendir. Tahminen Mi: 535-604'de yaşamıştır.
NABİL: Ok yapan.
Üstad, hâzık kimse.
Irgaç.
NABİT: Ağaç ve nebat gibi yerden bitip büyüyen.
NABİTE: Bir kabilede yeni çıkan küçük çocuk.
NABİZ: Savaşçı, muharip, savaşan.
İçerisinde 'NABİ' geçenler
ANÂBİL: Kaba nesne.
ENABİB: (Ünbube. C.) Kamış gibi boğum, boğum olan şeyler. İçi boş olan fen âletleri, borular.
ENABİK: (İnbik. C.) İnbikler.
HENABİK: Halka nasihat edip, dediğini kendi yapmayan kimse.
HUDAYİNABİT: Ekilmeden biten ot veya ağaç. * Hiç bir talim ve terbiye görmemiş adam.
HUNABİS(E): Arslan. * Zâlim ve kötü kimse.
KARNABİT: Karnıbahar.
MENABİ': (Menba'. C.) Kaynaklar. Pınarlar. Nebeân eden yerler. * Her şeyin zâhir olduğu yerler. * Servetlerin çıktığı yerler.
MENABİ-İ AŞERE: On menba.
MENABİ-İ SERVET: Zenginlik kaynakları.
MENABİK: Batman.
MENABİR: (Minber. C.) Minberler. Camilerde hatiblerin hutbe okumalarına mahsus kürsüler.
MENABİT: (Menbet ve Menbit. C.) Çayırlar, otlaklar.
MENABİ-İ AŞERE: On menba.
NABİ': (Nâbia) (Nebean. dan) Yerden fışkıran, kaynayan, akan.
NABİGA: (C.: Nevabig) Şanı, şöhreti büyük adam. ulu, şerefli kimse. * Sonradan şâir olan. * Üstün zekâlı hârika ve çok fasih kimse.
NABİGAT-ÜL CA'DÎ: Resül-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın duasına mazhar olmuş mühim bir Arab şâiridir. İran'ın fethinde bulundu. Rivayete göre Mi: 684'de İsfehan'da Rahmet-i Rahman'a kavuştu.
NABİGAT-ÜZ ZÜBYANÎ: Câhiliyet devrinde meşhur ve Suk-ı Ukaz'da hakemlik yapmış Arab şâirlerindendir. Tahminen Mi: 535-604'de yaşamıştır.
NABİL: Ok yapan. * Üstad, hâzık kimse. * Irgaç.
NABİT: Ağaç ve nebat gibi yerden bitip büyüyen.
NABİTE: Bir kabilede yeni çıkan küçük çocuk.
NABİZ: Savaşçı, muharip, savaşan.
SANABİR: Şiddet.
SENABİK: (Sünbük. C.) At ve katır gibi hayvanların tırnakları.
SENABİL: Sünbüller. Başaklar.
YENABİ': (Yenbu'. C.) Kaynaklar, pınarlar, çeşmeler. * Kedi yavruları.
YENABİ'-İ ULÛM: İlim kaynakları, çeşmeleri.
ZENABİ: Kuş kuyruğu. * Deve burnundan akan sümük.
ZENABİL: (Zenbil. C.) Zenbiller.
ZENABİR: (Zünbur. C.) Eşek arıları.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
NABİ' : (Nâbia) (Nebean. dan) Yerden fışkıran, kaynayan, akan.
NAB : (C.: Enyâb) Azı dişi. * Yaşlı deve.
NA : Arabçada "Biz" mânasına gelen zamirdir. Meselâ: Kitabünâ $ : "Kitabımız" misalinde olduğu gibi, kelimenin veya fiilin sonuna eklenen bitişik zamirdir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...