Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
NAR: (C.: Niran, envar, niyere, niyâr) Ateş. Cehennem.
Bir meyve adı.
Mc: Allahın gadabı.
Yakıcı, azab verici her şey. Şer. Dalâlet. Sefâhet.
NAR-I BEYZA: "Akkor, beyaz ateş" mânâsında olan bu tâbir fizikte: 1800 derece kadar olan hararette erimeyen cismin sıcaklık hâli demektir.
Bir meyve adı.(Hikmet-i tabiiyede nâr-ı beyza hâlinde ateşin bir derecesi var ki; harareti etrafına neşretmiyor ve etrafındaki harareti kendine celbettiği için, şu tarz bürudetle, etrafındaki su gibi mâyi şeyleri incimad ettirip, mânen bürudetiyle ihrak eder. İşte zemherir, bürudetiyle ihrak eden bir sınıf ateştir. Öyle ise, ateşin bütün derecâtına ve umum envâına câmi olan Cehennem içinde, elbette zemherir'in bulunması zaruridir. S.)
NAR-I HAYAT: Canlıya lüzumlu bulunan sıcaklık. Vücudun harareti. (Bak: Hararet-i gariziye)
NARBAC: Nar aşı.
NARBÜN: f. Nar ağacı.
NARCİL: Hindistan cevizi.
NARCİS: Nergis.
NARCİSTAN: Nergislik.
NARÇİL: f. Hindistan cevizi. Ceviz-i Hindî.
NARDA: f. Lâyık değil.
NARDAN: f. Gözyaşı damlaları.
Nar tâneleri.
Mangal.
NARDENK: f. Erik, nar, elma, kızılcık gibi meyvelerden çıkarılan ekşimsi pekmez.
NARDEŞİR: Tavla oyunu.
NARENC: f. Portakal.
Turunç.
NARENCÎ: Turunç renginde.
NARENCİYE: Turunçgiller. (Mandalina, portakal, limon gibi meyveler.)
NARENEC: (Nârnic) Hindistan'da yetişen ve turunç ağacına benzeyen bir ağaç.
NARGİL: f. Hindistan cevizi.
NARH: (Aslı "Nirh" dir) Yiyecek maddelerine belediyenin koyduğu fiat.
NARÎ: (Bak: Nariyye)
NARİN: f. İnce, zayıf, nazik.
İç oda.
NARİS: f. Ham meyva.
NARİYYE: Nar ile alâkalı, nara mensub. Ateşten, yanıp tutuşur, patlar olan şey.
NARKOTİK: yun. Afyon, morfin gibi uyuşturucu maddelerin genel adı.
İçerisinde 'NAR' geçenler
ÂLÂT-I NARİYYE: Ateşli silâhlar.
ANARŞİ: yun. Başıboşluk. Din ve nizam tanımamak. Din ve nizam düşmanlığı. Birden başıboş kalmak. Başta hükümet olmamak. Hükümetinin otoritesi kalmamış olan bir milletin durumu. (Bak: Ye'cüc ve me'cüc)(Bir Müslüman mümkün değil, başka bir dine girip, ya Hiristiyan ve Yahudi, hususan bolşevik gibi olmak... Çünkü; bir İsevi Müslüman olsa, İsâ aleyhisselâmı daha ziyade sever. Bir Musevi Müslüman olsa, Musa aleyhisselâmı daha ziyade sever. Fakat bir Müslüman Muhammed Aleyhissalâtü Vesselam'ın zincirinden çıksa, dinini bıraksa, daha hiçbir dine giremez, anarşist olur; ruhunda kemalâta medar hiçbir hâlet kalmaz. Vicdanı tefessüh eder, hayat-ı içtimaiyyeye bir zehir olur. R.N.)(..Hakiki bir Müslüman, samimi bir mü'min hiçbir zaman anarşiye ve bozgunculuğa tarafdar olmaz. Dinin şiddetle menettiği şey, fitne ve anarşidir. Çünki, anarşi hiçbir hak tanımaz. İnsanlık seciyelerini ve medeniyet eserlerini canavar hayvanlar seciyesine çevirir ki, bunun âhir zamanda "Ye'cüc ve Me'cüc" komitesi olduğuna Kur'an-ı Hakim işaret buyurmaktadır. Tr.)(Hem her bir şehir kendi ahalisine geniş bir hânedir. Eğer iman-ı ahiret o büyük aile efradında hükmetmezse, güzel ahlakın esasları olan ihlâs, samimiyet, fazilet, hamiyet, fedakârlık, Rıza-yı İlâhi, sevab-ı uhrevi yerine garaz, menfaat, sahtekârlık, hodgâmlık, tasannu, riyâ, rüşvet, aldatmak gibi haller meydan alır. Zâhiri asayiş ve insaniyet altında anarşistlik ve vahşet manaları hükmeder; o hayat-ı şehriyye zehirlenir. Çocuklar haylazlığa, gençler sarhoşluğa, kaviler zulme, ihtiyarlar ağlamaya başlarlar. Ş.)
ANARŞİST: Anarşi taraftarı. Anarşi ve karışıklık çıkaran.
ANARŞİZM: Anarşiyi istiyen tahribci bir nazariye. Anarşistlik. İnsanın insan tarafından idaresi esasına dayanan her türlü devlet, hukuk düzenlerinin adaletsiz, haksız ve zulüm olduğunu iddia eden ve devletsiz, kanunsuz, her insanın kendi başına buyruk yaşıyacağı bir düzensizlik istiyenlerin görüşü.
BERKENAR: f. Hâşiye. Kenara yazılan yazı. Kenarda.
BETONARME: Fr. İskeleti demir çubuklardan yapılmış olan beton.
CİLNAR: (Cüllenâr) Gülnar. Nar çiçeği.
CİNARE: Esterâbâd ile Cürcân arasına derler.
CÜNNAR: Çınar.
DER-KENAR: Kenarda bulunan, hâşiye. Bir sahifenin kenarına çıkarılan yazı.
DİNAR: Lât. Eskiden kullanılan altın ve sikkeli para.
EFVAH-I NÂRİYYE: Ateşli silâhlar. (Top, tüfek gibi.)
EHL-İ NÂR: Cehennemlik olan. Cehennem ehli.
ENAR: f. Nar meyvesi.
ESLİHA-İ NÂRİYYE: Ateşli silâhlar.
GÜLNAR: f. Narçiçeği.
İHRAK Bİ-N-NAR: Ateşte yakma.
İNARE: (Nur. dan) Nurlandırma, aydınlatma, ışıklandırma.
İSTİNARE: Parlatmak. Parlak ve aydınlıklı olmak. * Ateş istemek.
KENAR: f. Çevre, kıyı, Sâhil, deniz kıyısı. * Köşe, uç. * Son, nihâyet. * Çember. * Etrâfı çevrilen şey. * Kucaklama. Kucağa alma.
KENAR-I ÂSMÂN: Ufuk.
KENARE: f. Kıyı, kenar. * Kucak. * Kasap çengeli. Kayış asılan çengel.
KENAR-GİR: f. Fıçı çemberi.
KINNARE: Mezbaha.
KİNNAR: Bez ve keten parçası.
KİNNARAT: Bir nevi elbise. * Çalgılar, defler.
LEHEB-ÜN NÂR: Ateşin alevi.
LİSAN-ÜN-NÂR: Ateşin alevi, ateşin parıltısı.
MÂYİ'-İ NÂRÎ: Ateş halinde su veya buhar.
MENAR: Nur yeri. Fener kulesi. * Câmi minâresi. * Yol işaretleri.
MENARE: (C: Menâr-Menâvir) Alâmet, işaret. * Kandil. * Minare.
MİNARAT: (Minare. C.) Minareler.
MİNARE: (C.: Minarat) (Aslı menare'dir) Nur mevzii. Ezan mevkii.
MONARŞİ: Fr. Hâkimiyetin kaynağı birtek şahısta (Kral, padişah, han v.s.) olduğu kabul edilen devlet şeklidir. Bu şahsın, yani devlet başkanının yanında bir meclis (parlamento) olursa; meşruti monarşi; olmazsa; mutlak monarşi ismini alır. Ayrıca devlet başkanının iş başına gelmesi şekline göre, irsi veya seçimli monarşi adlı çeşitleri de vardır.Monarşi, istibdat demek değildir. 1877 yılına kadar Osmanlı Devletinde bir parlamento yoktu. Fakat kanunlar âdil bir şekilde tatbik ediliyordu. Bu tarihte mutlak monarşi sona ermiş, meşruti monarşi devri başlamıştır. Asırlardır İngiltere de, meşruti monarşi devlet şekline sâhiptir. Monarşi, bir devlet şekli olduğu için, hükümet şeklinden ayrıdır. Yâni monarşik bir devlette, hükümetin kurulması ve vazife görmesi hukuk ve adâlete uygun olabilir. Eğer meşruti monarşi ise, hükümetin teşkili ve faaliyeti, parlamenter demokrasi esaslarına uygun olarak tanzim edilebilir ve yürütülebilir.
NAR-I BEYZA: "Akkor, beyaz ateş" mânâsında olan bu tâbir fizikte: 1800 derece kadar olan hararette erimeyen cismin sıcaklık hâli demektir. * Bir meyve adı.(Hikmet-i tabiiyede nâr-ı beyza hâlinde ateşin bir derecesi var ki; harareti etrafına neşretmiyor ve etrafındaki harareti kendine celbettiği için, şu tarz bürudetle, etrafındaki su gibi mâyi şeyleri incimad ettirip, mânen bürudetiyle ihrak eder. İşte zemherir, bürudetiyle ihrak eden bir sınıf ateştir. Öyle ise, ateşin bütün derecâtına ve umum envâına câmi olan Cehennem içinde, elbette zemherir'in bulunması zaruridir. S.)
NAR-I HAYAT: Canlıya lüzumlu bulunan sıcaklık. Vücudun harareti. (Bak: Hararet-i gariziye)
NARBAC: Nar aşı.
NARBÜN: f. Nar ağacı.
NARCİL: Hindistan cevizi.
NARCİS: Nergis.
NARCİSTAN: Nergislik.
NARÇİL: f. Hindistan cevizi. Ceviz-i Hindî.
NARDA: f. Lâyık değil.
NARDAN: f. Gözyaşı damlaları. * Nar tâneleri. * Mangal.
NARDENK: f. Erik, nar, elma, kızılcık gibi meyvelerden çıkarılan ekşimsi pekmez.
NARDEŞİR: Tavla oyunu.
NARENC: f. Portakal. * Turunç.
NARENCÎ: Turunç renginde.
NARENCİYE: Turunçgiller. (Mandalina, portakal, limon gibi meyveler.)
NARENEC: (Nârnic) Hindistan'da yetişen ve turunç ağacına benzeyen bir ağaç.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
NAR-I BEYZA : "Akkor, beyaz ateş" mânâsında olan bu tâbir fizikte: 1800 derece kadar olan hararette erimeyen cismin sıcaklık hâli demektir. * Bir meyve adı.(Hikmet-i tabiiyede nâr-ı beyza hâlinde ateşin bir derecesi var ki; harareti etrafına neşretmiyor ve etrafındaki harareti kendine celbettiği için, şu tarz bürudetle, etrafındaki su gibi mâyi şeyleri incimad ettirip, mânen bürudetiyle ihrak eder. İşte zemherir, bürudetiyle ihrak eden bir sınıf ateştir. Öyle ise, ateşin bütün derecâtına ve umum envâına câmi olan Cehennem içinde, elbette zemherir'in bulunması zaruridir. S.)
NA : Arabçada "Biz" mânasına gelen zamirdir. Meselâ: Kitabünâ $ : "Kitabımız" misalinde olduğu gibi, kelimenin veya fiilin sonuna eklenen bitişik zamirdir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...