Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
NASİB: Nasbeden, bir şeyi bir şeye diken.
Gr: Harfi (e) diye üstün okutan.
NASİB: Pay, hisse, kısmet.
Bir kimsenin elde edebildiği şey.
NASİBDAR: f. Nasibi olan. Hissedar.
NASİBDAŞ: f. Hissede beraber, nasipte eş olan.
NASİBE: Müfrit Haricîlerden ve Emevîlerden ve Hz. Ali'ye (R.A.) çok muhalif olan zümrenin adı.
NASİBE: (C.: Nesâib) Yollara dikilen işaret taşı. Bir yere dikilen taş.
NASİBDAŞ: f. Hissede beraber, nasipte eş olan.
İçerisinde 'NASİB' geçenler
BÎ-NASİB: f. Nasibsiz, tâlihsiz.
HURUF-U NÂSİBE: Gr: Muzari (geniş zaman) fiilinin başına getirildiğinde o fiili nasbeden harfler. (En), (Len), (İzen), (Key) harfleri gibi.
MA'KUSEN MÜTENASİB: Mat: Tersine olan müvâzene. Yâni, birbirine nisbet edilen iki şeyden, biri çoğaldığı oranda diğerinin eksilmesi veya birinin azaldığı nisbetinde diğerinin çoğalması. Ters orantılı.
MEBSUTEN MÜTENASİB: Birbirlerine nisbetli olan iki şeyden birinin artmasıyla, diğerinin de aynı nisbetle artması; veya eksilmesiyle diğerinin de eksilmesidir. Doğru orantılı.
MÜNASİB: Benzer, uygun, lâyık, yakışır, yaraşır.
MÜTENASİB: Uygun, aralarında muntazam bir nisbet bulunan, muvâfık, birbirine mensub ve müşâbih olan.
NA-MÜNASİB: f. Münâsebetsiz, yakışıksız, uygunsuz, uygun olmayan.
NASİBDAR: f. Nasibi olan. Hissedar.
NASİBDAŞ: f. Hissede beraber, nasipte eş olan.
NASİBE: Müfrit Haricîlerden ve Emevîlerden ve Hz. Ali'ye (R.A.) çok muhalif olan zümrenin adı.
NASİBE: (C.: Nesâib) Yollara dikilen işaret taşı. Bir yere dikilen taş.
NASİBDAŞ: f. Hissede beraber, nasipte eş olan.
UMUR-U MÜTENASİBE: Aralarında uygunluk ve münasebet bulunan şeyler.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
NASİBDAR : f. Nasibi olan. Hissedar.
NASİ : Unutan, nisyan eden.
NAS : f. İnsanlar.
NA : Arabçada "Biz" mânasına gelen zamirdir. Meselâ: Kitabünâ $ : "Kitabımız" misalinde olduğu gibi, kelimenin veya fiilin sonuna eklenen bitişik zamirdir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...