Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| NASIH: | (Bak: Nâsih) |
| NASİH: | (Nesh. den) Battal eden, hükümsüz bırakan. Kitabın kopyasını çıkaran. |
| NASİH: | Nasihat eden, öğüt veren. İçi temiz adam. |
| NASİH: | (Nâsiha) (Nush. dan) Öğüt veren, nasihat eden.(...Hastalık ise birden gözünü açtırır. Vücuduna ve cesedine der ki: "Lâyemut değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni yaradanı düşün. Kabre gireceğini bil, öyle hazırlan." İşte hastalık bu nokta-i nazardan hiç aldatmaz bir nâsih ve ikaz edici bir mürşiddir. Ondan şekva değil, belki bu cihette ona teşekkür etmek; eğer fazla ağır gelse sabır istemek gerektir. L.) |
| NASİHÂNE: | f. Öğüt vererek, nasihat ederek. |
| NASİHAT: | İbret verici ders, tavsiye, ihtar, öğüt. |
| NASİHAT-ÂMİZ: | f. İçinden öğüt alınacak söz. |
| NASİHATGER: | f. Nasihat eden, öğüt veren. |
| NASİHATKÂR: | f. Nasihat eden, öğüt veren. |
| NASİHAT-NÂPEZİR: | f. Nasihat dinlemez, öğüt tutmaz. |
| NASİHATPEZİR: | f. Nasihat tutar, öğüt tutar, öğüt dinler. |
| İçerisinde 'NASIH' geçenler | |
| ÂYÂT-I NÂSİH: | Sâbık olan şer'i hükmün kaldırıldığını beyan eden âyetler. (Bak: Nesh) |
| NASİHÂNE: | f. Öğüt vererek, nasihat ederek. |
| NASİHAT: | İbret verici ders, tavsiye, ihtar, öğüt. |
| NASİHAT-ÂMİZ: | f. İçinden öğüt alınacak söz. |
| NASİHATGER: | f. Nasihat eden, öğüt veren. |
| NASİHATKÂR: | f. Nasihat eden, öğüt veren. |
| NASİHAT-NÂPEZİR: | f. Nasihat dinlemez, öğüt tutmaz. |
| NASİHATPEZİR: | f. Nasihat tutar, öğüt tutar, öğüt dinler. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| NASİHÂNE : | f. Öğüt vererek, nasihat ederek. |
| NASİ : | Unutan, nisyan eden. |
| NAS : | f. İnsanlar. |
| NA : | Arabçada "Biz" mânasına gelen zamirdir. Meselâ: Kitabünâ $ : "Kitabımız" misalinde olduğu gibi, kelimenin veya fiilin sonuna eklenen bitişik zamirdir. |