Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| NAV: | f. Küçük gemi. Sandal, kayık. İçi oyuk şey. |
| NAVDÂN: | f. Oluk. |
| NAVE: | f. Hamur teknesi. |
| NAVEK: | f. Ok. |
| NAVEK-İ KALBÎ: | İçten, kalbden çekilen âh. |
| NAVEK-ENDAZ: | f. Okçu. Ok atıcı. |
| NAVER: | f. (C.: Naverân) Olabilir, mümkün, kabil. |
| NAVERÂN: | (Naver. C.) Olabilir şeyler, mümkün olan şeyler. |
| NAVERD: | f. Savaş, harb, dövüş, ceng. |
| NAVERDGÂH: | f. Savaş alanı, harb sahası, muharebe meydanı. |
| NAVERDHÂH: | f. Savaş isteyen, muharebe arzulayan. |
| NAVİ: | f. Üç direkli gemi. İçi oyuk olan şey. |
| NAVİCE: | f. Murdar, pis, habis, mülevves. |
| NAVUS: | (C.: Nevâyis) Kâfirlerin ve Mecusilerin mevtalarını koydukları yer. |
| İçerisinde 'NAV' geçenler | |
| ALÂ-TARİK-İL MÜNAVEBE: | Nöbetleşe, münâvebe yoluyla. |
| ARNAVUT: | (Rumca ve Arnavutçadan) Balkan yarımadasının batı tarafında oturan bir kavimdir. Osmanlı devrinde, Kosova, İşkodra, Manastır, Yanya vilâyetleridir. Şimdi müstakil bir devlet olup, Türkçede Arnavutluk şeklinde söylenir. |
| BENAVER: | f. İri, büyük çıban. Kan çıbanı. |
| BİL-MÜNAVEBE: | Değişerek, nöbetleşe. |
| BİNAVEND: | f. Mâni, engel. |
| CANAVAR: | f. Can alıcı, kahredici. * Vahşi, yırtıcı hayvan. Kurt. |
| DENAVET: | Yakın olmak, yakınlık. |
| KANAVAT: | (Kanât. C.) Yeraltına döşenmiş olan künkler. Su yolları. * Mızraklar, sopalar. |
| MENAVİR: | (Minare. C.) Minareler. |
| MÜNAVAT: | Düşmanlık. |
| MÜNAVEBE: | Nöbetle iş görmek, nöbetleşmek. |
| MÜNAVEBETEN: | Nöbet ile, nöbetleşerek. Sırayla. |
| MÜNAVEHA: | (Nevh. den) Feryad ile ağlama. |
| MÜNAVELE: | Takdim, bir şeyi el ile öne uzatmak. Sunmak, arzetmek. |
| MÜNAVEME: | Uyku hususunda yarışma. |
| MÜTENAVİB: | (Nevbet. den) Nöbetleşe tekrarlanıp giden. |
| MÜTENAVİL: | Tenavül eden. Alıp yiyen. El uzatıp alan. |
| MÜTENAVİLÎN: | (Mütenavil. C.) Alıp yiyenler. |
| MÜTENAVİM: | (C.: Mütenavimîn) (Nevm. den) Uyur gibi görünen. Yalandan uyuyan. |
| MÜTENAVİMÂNE: | f. Uyur gibi görünerek. |
| MÜTENAVİMÎN: | (Mütenavim. C.) Uyur gibi görünenler. Yalandan uyuyanlar. |
| NAVDÂN: | f. Oluk. |
| NAVE: | f. Hamur teknesi. |
| NAVEK: | f. Ok. |
| NAVEK-İ KALBÎ: | İçten, kalbden çekilen âh. |
| NAVEK-ENDAZ: | f. Okçu. Ok atıcı. |
| NAVER: | f. (C.: Naverân) Olabilir, mümkün, kabil. |
| NAVERÂN: | (Naver. C.) Olabilir şeyler, mümkün olan şeyler. |
| NAVERD: | f. Savaş, harb, dövüş, ceng. |
| NAVERDGÂH: | f. Savaş alanı, harb sahası, muharebe meydanı. |
| NAVERDHÂH: | f. Savaş isteyen, muharebe arzulayan. |
| NAVİ: | f. Üç direkli gemi. * İçi oyuk olan şey. |
| NAVİCE: | f. Murdar, pis, habis, mülevves. |
| NAVUS: | (C.: Nevâyis) Kâfirlerin ve Mecusilerin mevtalarını koydukları yer. |
| PEHNAVER: | f. Pek geniş. Pek açık. * Soluk, solmuş. |
| PEHNAVERÎ: | f. Enlilik, genişlik. Vüs'at. |
| SANAVBER: | Çam fıstığı kozalağı veya onun şeklinde olan. Çam fıstığı. |
| SANAVBERÎ: | Kozalak biçiminde. Koni şeklinde. |
| SENAVER: | f. Medheden, öven. |
| SENAVERÎ: | f. Birisini medhedene, övene ait. Senakârane. |
| ŞİNAVER: | f. Suda yüzen. Yüzgeç. |
| TENAVÜB: | Nöbetleşme. Nöbet ile çalışma. Münâvebe. |
| TENAVÜL: | Bir şeyi alma. * Yemek yeme. * Bahşiş ve ihsanda bulunma. |
| TENAVÜM: | Yalandan uyur gibi görünme. |
| TENAVÜR: | İri vücutlu kişi, iri yarı kimse. |
| TENAVÜŞ: | (Tenâvül mânasındadır) El atmak, el sürmek. |
| TENAVÜŞ: | Aşağı tutmak. * Sonraya bırakmak, tehir etmek. * Alıp yemek. |
| TİNAVE: | Müzakereyi terketmek. Görüşmeyi bırakmak. |
| ZENAV: | (Bak: Avzen) |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| NAVDÂN : | f. Oluk. |
| NA : | Arabçada "Biz" mânasına gelen zamirdir. Meselâ: Kitabünâ $ : "Kitabımız" misalinde olduğu gibi, kelimenin veya fiilin sonuna eklenen bitişik zamirdir. |