| Kelime | Anlam |
|---|
| NAZZ: | (Nâzz) : Dirhemler ve dinarlar. |
| NAZZAM: | En çok nazmedici, en güzel nazmedici, en güzel tanzim eden. |
| NAZZARE: | Bir şeye bakan kavim. |
| İçerisinde 'NAZZ' geçenler |
|---|
| MUNAZZAF: | (Nazif. den) Temizlenmiş, arınmış, tanzif edilmiş. |
| MUNAZZAMA: | Tanzim olunmuş, yoluna konulmuş olan. İntizamlı teşkilât. Nizamlı. Adaletli. |
| MUNAZZIM: | Sıralayıp dizen, tanzim eden. * Nazm yazan. Vezinli, kâfiyeli, tertibli yazan. |
| MÜNAZZIC: | Yumuşatıcı. Öldürücü. |
| MÜTENAZZIM: | Muntazam bir tarzda. Düzgün olarak . |
| MÜTENAZZIR: | Dikkatle bakarak düşünen. Düşünerek dikkatle bakan. |
| MÜTENAZZİRÂNE: | f. Dikkatle bakıp düşünerek. |
| MÜTENAZZİF: | Maddeten temizlenen. |
| NAZZAM: | En çok nazmedici, en güzel nazmedici, en güzel tanzim eden. |
| NAZZARE: | Bir şeye bakan kavim. |
| TANAZZUC: | Pişmek. * Olmak. |
| TENAZZÜF: | Pâklanma, temizlenme. |
| TENAZZUH: | Bulaşmak. |
| TENAZZUR: | Dikkatle bakarak düşünme. Düşünerek dikkatle bakma. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| NAZZAM : | En çok nazmedici, en güzel nazmedici, en güzel tanzim eden. |
| NAZ : | f. Bir şeyi beğenmeyiş, şımarıklık. * Beğendirmek maksadiyle kendini ağır satmak. * Celb-i muhabbet için edilen nezâket, letâfet ve zarafet. * Yalvarma, rica.(İşte ubudiyetin esası olan, acz ve fakr ve kusur ve naksını bilmek ve niyaz ile dergâh-ı Uluhiyete karşı secde etmeğe bedel, naz ve fahr suretinde gidenler; zerrecik kalbini arşa müsavi tutar, katre gibi makamını deniz gibi evliyanın makamatı ile iltibas eder; kendini o büyük makamata yakıştırmak ve o makamda kendini muhafaza etmek için tasannuata, tekellüfata, mânâsız hodfüruşluğa ve birçok müşkülâta düşer. L.) |
| NA : | Arabçada "Biz" mânasına gelen zamirdir. Meselâ: Kitabünâ $ : "Kitabımız" misalinde olduğu gibi, kelimenin veya fiilin sonuna eklenen bitişik zamirdir. |