Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
NECA: Göz değmek.
NECA: Evmek. Acele etmek.
Halâs olmak, kurtulmak.
NECABET: Neciblik, temiz soyluluk. Huy temizliği.
NECADET: Kahramanlık, efelik, yiğitlik.
NECAH: Zafer bulmak, murâda ermek, ihtiyaçlarını te'mine muvaffak olmak.
NECAH: Ses, sadâ.
NECAİB: (Necib. C.) Şerefli, necib, asil, temiz kimseler.
NECARE: Dülgerlik, neccarlık.
NECASET: Pislik, kazurat, murdarlık. (Bak: Habes)
NECASET-İ GALİZA: Pisliği hakkında şer'î bir delil mevcut olup hilâfına başka bir delil bulunmayan necasettir. ( Lâşe gibi)
NECASET-İ GAYR-İ MER'İYE: Câmid, bir hacmi olmayan veya bulaştığı yerde görülmeyen herhangi bir pis maddedir. Görünmez halde olan pisliktir. (İdrar gibi)
NECASET-İ HAFİFE: Hanefî mezhebine göre pis olduğuna dair şer'î bir delil mevcud olan şeydir. Diğer bir tabire göre murdar olmadığı rivayet edilen şeydir. (Eti yenen hayvanların bevilleri gibi.) Bedenin veya elbisenin dörtte birinden az miktarı namaza mani olmaz.
NECASET-İ KALİLE: Katı şeylerden ise miskalden; sıvı ise el ayası sahasından geniş olan necaset, namaza mânidir. Bu miktardan fazlası necaset-i galizadır.
NECASET-İ MER'İYE: Hacmi olan veya kuruduktan sonra görünen herhangi bir pis maddedir. (Akmış kan gibi)
NECASETTEN TAHARET: Pislikten temizlenmek. (Bak: Taharet)
NECAŞE: Süratle yürümek, hızlı yürümek.
NECAŞİ (NİCÂŞİ): Habeş Meliki olan "Eshame" nin lâkabıdır. Kamus Şârihinin dediğine göre, mutlaka bu isim, Habeş Meliklerinin has isimleridir.
NECAT: Kurtuluş, selâmet.
Hırs ve hased.
Yüksek mekân.
Ağaç budağı.
Mantar.
NECATÎ: Kurtulmaya ait, kurtulmakla ilgili.
İçerisinde 'NECA' geçenler
DEVLETLÜ NECÂBETLÜ: Osmanlılar zamanında şehzâdeler için kullanılan bir tabirdir.
FİDYE-İ NECAT: Bir kimsenin esirlikten veya başına gelen bir belâdan kurtulmak için, kendisi veya kendi namına başkası tarafından mecburen verilen para vesaire hakkında kullanılan bir tabirdir. Tabirin karşılığı, can kurtarma akçası demektir.
NECABET: Neciblik, temiz soyluluk. Huy temizliği.
NECADET: Kahramanlık, efelik, yiğitlik.
NECAH: Zafer bulmak, murâda ermek, ihtiyaçlarını te'mine muvaffak olmak.
NECAH: Ses, sadâ.
NECAİB: (Necib. C.) Şerefli, necib, asil, temiz kimseler.
NECARE: Dülgerlik, neccarlık.
NECASET: Pislik, kazurat, murdarlık. (Bak: Habes)
NECASET-İ GALİZA: Pisliği hakkında şer'î bir delil mevcut olup hilâfına başka bir delil bulunmayan necasettir. ( Lâşe gibi)
NECASET-İ GAYR-İ MER'İYE: Câmid, bir hacmi olmayan veya bulaştığı yerde görülmeyen herhangi bir pis maddedir. Görünmez halde olan pisliktir. (İdrar gibi)
NECASET-İ HAFİFE: Hanefî mezhebine göre pis olduğuna dair şer'î bir delil mevcud olan şeydir. Diğer bir tabire göre murdar olmadığı rivayet edilen şeydir. (Eti yenen hayvanların bevilleri gibi.) Bedenin veya elbisenin dörtte birinden az miktarı namaza mani olmaz.
NECASET-İ KALİLE: Katı şeylerden ise miskalden; sıvı ise el ayası sahasından geniş olan necaset, namaza mânidir. Bu miktardan fazlası necaset-i galizadır.
NECASET-İ MER'İYE: Hacmi olan veya kuruduktan sonra görünen herhangi bir pis maddedir. (Akmış kan gibi)
NECASETTEN TAHARET: Pislikten temizlenmek. (Bak: Taharet)
NECAŞE: Süratle yürümek, hızlı yürümek.
NECAŞİ (NİCÂŞİ): Habeş Meliki olan "Eshame" nin lâkabıdır. Kamus Şârihinin dediğine göre, mutlaka bu isim, Habeş Meliklerinin has isimleridir.
NECAT: Kurtuluş, selâmet. * Hırs ve hased. * Yüksek mekân. * Ağaç budağı. * Mantar.
NECATÎ: Kurtulmaya ait, kurtulmakla ilgili.
NÜCH (NECÂH): Zafer bulmak. Hâlâs olmak. Kurtulmak. İhtiyaçlarını giderip zafer bulmak.
RAH-I NECAT: Kurtuluş yolu.
VÂSITA-İ NECAT: Necat vasıtası. Kurtuluşa sebep.
VESİLET-ÜN NECAT: Kurtuluş vesilesi, kurtuluş sebebi.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
NECABET : Neciblik, temiz soyluluk. Huy temizliği.
NE : f. "Değil, yok," mânasına nefy edâtıdır.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...