Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| NEHİR: | Burun içinden çıkan ses, hırıltı. |
| NEHİRE: | Çürümüş, ufalanmış, rüzgârla savrulur. Delik deşik, göz göz olmuş. Rüzgâr estikçe ses verir kemik, çürümüş kemik. (Nâhir de denir) |
| NEHİRE: | Ayın evveli. |
| İçerisinde 'NEHİR' geçenler | |
| NEHİRE: | Çürümüş, ufalanmış, rüzgârla savrulur. Delik deşik, göz göz olmuş. * Rüzgâr estikçe ses verir kemik, çürümüş kemik. (Nâhir de denir) |
| NEHİRE: | Ayın evveli. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| NEHİRE : | Çürümüş, ufalanmış, rüzgârla savrulur. Delik deşik, göz göz olmuş. * Rüzgâr estikçe ses verir kemik, çürümüş kemik. (Nâhir de denir) |
| NEHİB : | (Nehb. den) Korku, dehşet, ürküntü. * Yağmacı, çapulcu. |
| NEHA : | Pek akıllı adam. * İhtiyacı terkeylemek. (Güya kendi nefsi cihetinden menedilmiş demektir.) |
| NE : | f. "Değil, yok," mânasına nefy edâtıdır. |