Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
PÜR: f. Çok, dolu, çok fazla, memlu, tekrar (mânâlarına gelir, birleşik kelimeler yapılır)
Sâhib, mâlik.
PÜR-ÂMÂL: İstek ve emellerle dolu.
PÜR-ÂTEŞ Ü HEVL: Ateş ve korku dolu.
PÜR-BÂD: f. Kibirli.
Çok rüzgârlı.
PÜR-BİM: f. Korkmuş.
PÜR-ÇİN: f. Çok buruşuk, çok bükülmüş ve karışık.
PÜR-DİL: (C: Pür-dilân) f. Yürekli, cesur.
PÜR-DİLÂN: (Pür-dil. C.) f. Cesurlar, yürekli kimseler.
PÜR-DUD: f. Çok tüten, çok dumanlı.
PÜR-EMVÂT: Ölüler dolu.
PÜR-ENVÂR: (Pür-nur) Çok parlak, çok nurlu.
PÜR-FER: f. Çok parlak. Çok aydınlık.
PÜR-GAZAB: f. Çok kızgın ve hırslı.
PÜR-GÛ: f. Çok söyliyen, çok konuşan.
PÜR-GUBÂR: f. Çok tozlu. Toz içinde.
PÜR-HÂNDE: Neş'e dolu, çok gülme ve sevinç dolu. Sevinçli, neşeli.
PÜR-HAYÂL: f. Hayal ile dolu.
PÜR-HAZÂN: f. Sonbahara uğramış, solup sararmış.
PÜR-HEVES: f. Çok hevesli. Heves dolu.
PÜR-HEYECÂN: f. Heyecan dolu. Çok heyecanlı.
PÜR-HUN: Kan içinde. Kan dolu.
PÜR-KİNE: f. Düşmanlık ve gazab dolu.
PÜR-NÂR: Çok ateşli. Çok kızgın. Ateş dolu.
PÜR-NÂZ: Çok nazlı.
PÜR-NEVÂL: Çok lütuf ve ihsan. Çok çok ihsan etmek, vermek.
PÜR-NUR: (Bak: Pür-envar)
PÜR-PAYE: f. Kırkayak.
PÜR-SÂLE: f. Yaşlı. Yaşı dolgun.
PÜRSAN: (Pürsâ) f. Soran, sorucu.
PÜRSİŞ: f. Soruş, sorma, sual ediş.
PÜRSİŞ-İ HÂTIR: Hatır sorma.
PÜR-SUZ: f. Çok yakıcı. Çok yanık.
PÜR-ŞA'ŞAA: Çok gösterişli, şa'şaa dolu.
PÜR-TEMKİN: f. Çok ağır başlı. Çok temkinli.
PÜRYAN: f. (Bak: Biryan)
PÜR-ÂTEŞ Ü HEVL: Ateş ve korku dolu.
PÜR-ŞA'ŞAA: Çok gösterişli, şa'şaa dolu.
İçerisinde 'PÜR' geçenler
BÂD-I PÜRGÛ: Devamlı sesler çıkaran, ıslık çalan rüzgar.
BEDİ-İ PÜR-MAÂNÎ: Çok mânâları bulunup bedi' olan. Çok mânaların bedi' ve güzel oluşu.
DİL-İ PÜR-ÂTEŞ: Ateşli gönül.
DİL-İ PÜR-ÂTEŞ: Ateşli gönül.
EPÜRNAK: f. Delikanlı, genç yiğit, bahadır.
PÜR-ÂMÂL: İstek ve emellerle dolu.
PÜR-ÂTEŞ Ü HEVL: Ateş ve korku dolu.
PÜR-BÂD: f. Kibirli. * Çok rüzgârlı.
PÜR-BİM: f. Korkmuş.
PÜR-ÇİN: f. Çok buruşuk, çok bükülmüş ve karışık.
PÜR-DİL: (C: Pür-dilân) f. Yürekli, cesur.
PÜR-DİLÂN: (Pür-dil. C.) f. Cesurlar, yürekli kimseler.
PÜR-DUD: f. Çok tüten, çok dumanlı.
PÜR-EMVÂT: Ölüler dolu.
PÜR-ENVÂR: (Pür-nur) Çok parlak, çok nurlu.
PÜR-FER: f. Çok parlak. Çok aydınlık.
PÜR-GAZAB: f. Çok kızgın ve hırslı.
PÜR-GÛ: f. Çok söyliyen, çok konuşan.
PÜR-GUBÂR: f. Çok tozlu. Toz içinde.
PÜR-HÂNDE: Neş'e dolu, çok gülme ve sevinç dolu. Sevinçli, neşeli.
PÜR-HAYÂL: f. Hayal ile dolu.
PÜR-HAZÂN: f. Sonbahara uğramış, solup sararmış.
PÜR-HEVES: f. Çok hevesli. Heves dolu.
PÜR-HEYECÂN: f. Heyecan dolu. Çok heyecanlı.
PÜR-HUN: Kan içinde. Kan dolu.
PÜR-KİNE: f. Düşmanlık ve gazab dolu.
PÜR-NÂR: Çok ateşli. Çok kızgın. Ateş dolu.
PÜR-NÂZ: Çok nazlı.
PÜR-NEVÂL: Çok lütuf ve ihsan. Çok çok ihsan etmek, vermek.
PÜR-NUR: (Bak: Pür-envar)
PÜR-PAYE: f. Kırkayak.
PÜR-SÂLE: f. Yaşlı. Yaşı dolgun.
PÜRSAN: (Pürsâ) f. Soran, sorucu.
PÜRSİŞ: f. Soruş, sorma, sual ediş.
PÜRSİŞ-İ HÂTIR: Hatır sorma.
PÜR-SUZ: f. Çok yakıcı. Çok yanık.
PÜR-ŞA'ŞAA: Çok gösterişli, şa'şaa dolu.
PÜR-TEMKİN: f. Çok ağır başlı. Çok temkinli.
PÜRYAN: f. (Bak: Biryan)
PÜR-ÂTEŞ Ü HEVL: Ateş ve korku dolu.
PÜR-ŞA'ŞAA: Çok gösterişli, şa'şaa dolu.
SİNEPÜRYAN: (Sinebiryan) Kalbi yanmış, sinebiryan olmuş, çok hasret çekmiş.
SÜPÜRDE: f. Ismarlanmış, sipariş olunmuş. * Bırakılmış, verilmiş.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
PÜR-ÂMÂL : İstek ve emellerle dolu.
PÜL : f. Köprü.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...