| Kelime | Anlam |
|---|
| PİRA: | f. Süsleyici, düzenleyici, donatıcı. |
| PİRAHEN: | (Pirehen) f. Gömlek. Kamis. |
| PİRAHEN-İ İSMET: | Namus perdesi. |
| PİRAMEN: | f. Çevre, etraf, yan. |
| PİRAMUN: | f. Yan, etraf, çevre. |
| PİRAN: | (Pir. C.) f. İhtiyarlar, yaşlılar. |
| PİRASTE: | f. Tertibedilmiş, düzenlenmiş donatılmış, süslü.Pirastegî $ . f. Düzen, intizam. |
| PİRAYE: | f. Zinet. Süs. |
| PİRAYEBAHŞ: | f. Süsleyici, süs veren. |
| PİRAYENDE: | f. Süsleyici, donatıcı. |
| PİRAYİŞ: | f. Düzen, nizâm, intizam, tertib. Süs, zinet. |
| PİRAYEBAHŞ: | f. Süsleyici, süs veren. |
| İçerisinde 'PİRA' geçenler |
|---|
| ASPİRATÖR: | Fr. Hava emme cihazı. |
| BELÂGAT-PİRÂ: | Belâgata süs veren. Süslü ve belâgatlı konuşan. |
| ERİKE-PİRÂ: | f. Tahtı süsleyen, pâdişah. |
| HÂFIZA-PİRÂ: | f. Hafızayı süsleyen. * Uğur sayılarak ezberlenen şey. |
| İSPİRALYA: | İtl. Gemi güvertelerinde kamaraları aydınlatmak için açılan küçük kaporta. |
| NASİYE-PİRA: | f. Alnı süsleyen. |
| NÜKTEPİRA: | f. Nükteye süs veren. |
| PİRAHEN: | (Pirehen) f. Gömlek. Kamis. |
| PİRAHEN-İ İSMET: | Namus perdesi. |
| PİRAMEN: | f. Çevre, etraf, yan. |
| PİRAMUN: | f. Yan, etraf, çevre. |
| PİRAN: | (Pir. C.) f. İhtiyarlar, yaşlılar. |
| PİRASTE: | f. Tertibedilmiş, düzenlenmiş donatılmış, süslü.Pirastegî $ . f. Düzen, intizam. |
| PİRAYE: | f. Zinet. Süs. |
| PİRAYEBAHŞ: | f. Süsleyici, süs veren. |
| PİRAYENDE: | f. Süsleyici, donatıcı. |
| PİRAYİŞ: | f. Düzen, nizâm, intizam, tertib. * Süs, zinet. |
| PİRAYEBAHŞ: | f. Süsleyici, süs veren. |
| SÜHAN-PİRA: | f. Süslü konuşan, süslü söz söyleyen. |
| ZEMZEME-PİRÂ: | f. Şarkı söyleyen, terennüm eden. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| PİRAHEN : | (Pirehen) f. Gömlek. Kamis. |
| PİR : | f. Yaşlı, ihtiyar. * Reis. * Bir tarikatın kurucusu. * Herhangi bir meslek ve san'atın başlatıcısı, te'sis edicisi.(Kur'an-ı Hakim; enbiyaları, insanın cemaatlerine terakkiyat-ı mâneviye cihetinde birer pişdar ve imam gönderdiği gibi; yine insanların terakkiyat-ı maddiye suretinde dahi o enbiyanın herbirisinin eline bâzı hârikalar verip yine o insanlara birer ustabaşı ve üstad etmiştir. Onlara mutlak olarak ittibaa emrediyor. İşte enbiyaların mânevi kemâlatını bahsetmekle insanları onlardan istifadeye teşvik ettiği gibi, mu'cizatlarından bahis dahi; onların nazirelerine yetişmeye ve taklitlerini yapmaya bir teşviki işmam ediyor. Hattâ denilebilir ki: Mânevi kemalât gibi maddî kemâlâtı ve hârikaları dahi en evvel mu'cize eli nev'-i beşere hediye etmiştir. İşte Hazret-i Nuh'un (Aleyhisselâm) bir mu'cizesi olan sefine ve Hazret-i Yusuf'un (Aleyhisselâm) bir mucizesi olan saatı; en evvel beşere hediye eden, dest-i mu'cizedir. Bu hakikata lâtif bir işârettir ki: San'atkârların ekseri, herbir san'atta birer peygamberi pir ittihaz ediyor. Meselâ gemiciler Hazret-i Nuh'u (Aleyhisselâm), saatçılar Hazret-i Yusuf'u (Aleyhisselâm), terziler Hazret-i İdris'i (Aleyhisselâm) ... S.) |
| PİÇ : | f. Büklüm, kıvrım, dolaşık. * Nesebi gayr-ı sahih olan, gayr-ı meşru münâsebetten doğan çocuk. * Aslına benzemiyen. * Ağacın kökünden biten sürgün. Aşılanmamış ağaç. * Sarmaşık. * Vida. |