Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| PEREST: | (C.: Perestân) f. Tapan, tapınan, taparcasına seven. |
| PERESTAN: | (Perest. C.) f. Tapanlar, tapınanlar, taparcasına sevenler. |
| PERESTAN: | f. Ocak, fırın. |
| PERESTAR: | (C.: Perestarân) f. Hizmetçi. Kul. Tapan, tapıcı. Dalkavuk. |
| PERESTAR-I HAYÂL: | Şâir, ozan. |
| PERESTARÂN: | (Perestar. C.) f. Kullar, köleler. Hizmetçiler. Dalkavuklar, yaltakçılık yapanlar. Tapanlar, tapıcılar. |
| PERESTARÎ: | f. Hizmetçilik. Kulluk. Tapıcılık. Dalkavukluk. |
| PERESTİDE: | f. Sevgili, mahbub, sevilen. |
| PERESTİŞ: | f. Pek çok sevmek. Bendelik etmek. İbâdet etmek. |
| PERESTİŞKÂR: | İbâdet edercesine seven, çok ileri sevgi ve hürmet besleyen. |
| PEREST (-): | (C.: Perestân) f. Tapan, tapınan, taparcasına seven. |
| İçerisinde 'PEREST' geçenler | |
| AFTAB-PEREST: | f. Nilüfer çiçeği. * Güneşe tapan kimse. * Ayçiçeği. |
| ATEŞ-PEREST: | Ateşe tapan. Mecusi, müşrik. |
| AVAM-PERESTANE: | f. Avam kimselere yakışır şekilde. * Şiddetli halk taraftarı olan birine yakışır sûrette. |
| AZERPEREST: | Ateşe tapan, mecûsi. |
| ATEŞ-PEREST: | Ateşe tapan. Mecusi, müşrik. |
| BAKAR-PEREST: | f. Öküzü mâbut yapan. Öküz ve emsalini put yapıp ona ibâdet eden sapkınlar. Ehl-i dalâlet. |
| BALİN-PEREST: | Hizmetçi, hâdim, hademe. * Tenbel, uykucu. |
| BUY-PEREST: | f. Av köpeği. |
| BÜTPEREST: | f. Putu mâbut ittihaz eden. Heykellere ibâdet eden. (Bak: Putperest) |
| DÜNYAPEREST: | f. Dünyaya tapacak derecede ehemmiyet verip âhiretini düşünmeyen. Maddiyatı çok seven. |
| ESBABPEREST: | Allah'ı unutarak sebeblere haddinden ziyade değer veren. Her şeyi bir sebebe bağlayıp, Allah'ın fâil ve her şeyin hâkimi olduğunu inkâr eden veya ona kıymet vermek istemeyen.(Arkadaş! Esbab ve vesaiti, insan, kucağına alıp yapışırsa, zillet ve hakarete sebep olur. Meselâ kelb, bütün hayvanlar içerisinde birkaç sıfat-ı hasene ile muttasıftır ve o sıfatlar ile iştihar etmiştir. Hatta sadâkat ve vefâdarlığı darb-ı mesel olmuştur. Bu güzel ahlâkına binâen, insanlar arasında kendisine, mübarek bir hayvan nazarıyla bakılmağa lâyık iken, maalesef insanlar arasında mübarekiyet değil necis-ül-ayn addedilmiştir.Tavuk, inek, kedi gibi sair hayvanlarda, insanların onlara yaptıkları ihsanlara karşı şükran hissi olmadığı halde, insanlarca aziz ve mübarek addedilmektedirler. Bunun esbabı ise, kelpte hırs marazı fazla olduğundan esbab-ı zâhiriyeye öyle bir derece ihtimam ile yapışır ki; Mün'im-i Hakiki'den bütün bütün gafletine sebep olur. Binaenaleyh, vasıtayı müessir bilerek Müessir-i Hakiki'den yaptığı gaflete ceza olarak necis hükmünü almıştır ki tâhir olsun. Çünki hükümler, hadler, günahları afveder; ve beyn-en-nas tahkir darbesini, gaflete keffâret olarak yemiştir.Öteki hayvanlar ise vesaiti bilmiyorlar ve esbaba o kadar kıymet vermiyorlar. Meselâ, kedi seni sever, tazarru' eder (senden ihsanı alıncaya kadar). İhsanı aldıktan sonra öyle bir tavır alır ki; sanki aranızda muârefe yokmuş ve kendilerinde, sana karşı şükran hissi de yoktur. Ancak Mün'im-i Hakiki'ye şükran hisleri vardır. Çünki, fıtratları Sânii bilir ve lisan-ı halleriyle ibadetini yaparlar. Şuur olsun olmasın...Evet kedinin "mır! mır! ları "Yâ Rahim! Yâ Rahim! Yâ Rahim!" dir. M.N.) |
| ESNAMPEREST: | Puta tapan, putperest. |
| GARAİBPEREST: | f. Garib, tuhaf şeylere çok düşkün olan ve çok seven. |
| HAKİKAT-PEREST: | f. Hakkı ve hakikatı seven, hakikata inanan. Dürüst, hakikat âşığı. |
| HAK-PEREST: | f. Doğruluktan ayrılmayan, doğruluğu ciddi ve samimi seven. Hakka iman eden ve hak üzere âmil olan.(Fenn-i âdâb ve ilm-i münazaranın üleması mabeynindeki hakperestlik ve insaf düsturu olan şu: "Eğer bir mes'elenin münazarasında kendi sözünün haklı çıktığına taraftar olup ve kendi haklı çıktığına sevinse; ve hasmının haksız ve yanlış olduğuna memnun olsa, insafsızdır." Hem zarar eder. Çünki: Haklı çıktığı vakit o münazarada bilmediği bir şeyi öğrenmiyor; belki gurur ihtimali ile zarar edebilir. Eğer hak hasmının elinde çıksa; zararsız, bilmediği bir mes'eleyi öğrenip, menfaattar olur; nefsin gururundan kurtulur. Demek insaflı hakperest, hakkın hatırı için nefsin hatırını kırıyor. Hasmının elinde hakkı görse, yine rıza ile kabul edip, taraftar çıkar; memnun olur. L.) |
| HAYAL-PEREST: | f. Hayalî şeylerle çok uğraşan. Çok hayal kuran. Dalgın. Olmayacak şeylerle avunan. |
| HAYAL-PERESTLİK: | Kelâmda hakikatı rencide edecek şekilde lüzumsuz hayallere yer vermek. |
| HEVAPEREST: | f. Sadece gayr-ı meşru lezzet ve hevesinin peşinde. Cenab-ı Hakk'ı, dinin emirlerini unutmuş, nefsine şiddetle muhabbet eden. Nefsine tapınır derecede Haktan gafil. |
| HODPEREST: | f. Mağrur. Kendini çok beğenen. Kibirli. |
| HUDAPEREST: | Allah'a ibadet eden. Dindar. |
| İKBALPEREST: | f. Bir mevki ve makam için hırslı olan. İkbale çok hırs duyan. |
| KAFİYEPERESTLİK: | Kafiye için safiyeyi feda edecek derecede kafiyeye ehemmiyet vermek. Birinci derecede kafiyeyi düşünüp, mânayı arka plana atmak. |
| MACERAPEREST: | f. Maceracı. Macera meraklısı. |
| MALPEREST: | f. Malı, mülkü ve parayı çok seven. Mala düşkün olan. |
| MENFAATPEREST: | f. Yaptığı işin sadece faydasını düşünen. Sadece nefsine ait kârları, faydaları düşünerek çalışan. Allah rızasını esas gaye yapmayan kimse. |
| MEY-PEREST: | (C: Meyperestân) f. Devamlı şarap içen. |
| NEFAİS-PEREST: | f. Nefis şeyleri beğenenen, güzel şeyleri seven. |
| NEFİS-PEREST: | Şeriat kanunlarına aykırı olarak, ahlâk kaidesini tanımadan nefsinin isteklerine uyan. Nefsine taparcasına düşkün olan. |
| NE-ŞEBPERESTEM: | Karanlık ve zulümatı seven ve isteyen değilim. |
| NÜCUM-PEREST: | f. Yıldıza tapanlar. |
| PERESTAN: | (Perest. C.) f. Tapanlar, tapınanlar, taparcasına sevenler. |
| PERESTAN: | f. Ocak, fırın. |
| PERESTAR: | (C.: Perestarân) f. Hizmetçi. * Kul. * Tapan, tapıcı. * Dalkavuk. |
| PERESTAR-I HAYÂL: | Şâir, ozan. |
| PERESTARÂN: | (Perestar. C.) f. Kullar, köleler. * Hizmetçiler. * Dalkavuklar, yaltakçılık yapanlar. * Tapanlar, tapıcılar. |
| PERESTARÎ: | f. Hizmetçilik. * Kulluk. * Tapıcılık. * Dalkavukluk. |
| PERESTİDE: | f. Sevgili, mahbub, sevilen. |
| PERESTİŞ: | f. Pek çok sevmek. Bendelik etmek. İbâdet etmek. |
| PERESTİŞKÂR: | İbâdet edercesine seven, çok ileri sevgi ve hürmet besleyen. |
| PUT-PEREST: | f. Allah'tan başka şeyleri ilâh kabul eden, puta inanıp ona ibâdet eden. Puta tapan. (Bak:Büt-Perest) |
| PEREST (-): | (C.: Perestân) f. Tapan, tapınan, taparcasına seven. |
| SANEM-PEREST: | f. Puta tapan.(Sanem-perestliği şiddetle Kur'an men'ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de meneder. Medeniyet ise; suretleri kendi mehasininden sayıp Kur'ana muaraza etmek istemiş. Halbuki gölgeli, gölgesiz suretler, ya bir zulm-ü mütehaccir veya bir riya-yı mütecessid veya bir heves-i mütecessimdir ki; beşeri zulme ve riyaya ve hevaya, hevesi kamçılayıp teşvik eder. S.) |
| SEVDAPEREST: | f. İfrat derecede düşkün, tutkun. * Tamahkâr. |
| SURETPEREST: | f. Görünüşe, surete çok kıymet veren. Esasa kıymet vermeyen. * Resimleri çok seven ve meftun olan. (Bak: Sanem-perest) |
| SURET-PERESTLİK: | Bir şeyin dış görünüşüne ve tertibine önem verip, ruhuna ve mânasına kıymet vermemek. * Resimlere meftuniyet. (Bak: Sanem-perest)(Sanem-perestliği şiddetle Kur'an men'ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suretperestliği de men'eder. Medeniyyet ise, suretleri kendi mahasininden sayıp Kur'ana muâraza etmek istemiş. Halbuki: Gölgeli gölgesiz suretler, ya bir zulm-ü mütehaccir veya bir riya-yı mütecessid veya bir heves-i mütecessimdir ki, beşeri zulme ve riyaya ve hevâya, hevesi kamçılayıp teşvik eder... S.) |
| ŞEBPEREST: | (Şeb-perest) f. Geceye ve rü'yaya ve uykuya fazla kıymet veren. |
| ŞEHVET-PEREST: | f. Şehvetine çok düşkün. Nefsi arzularının esiri olan. |
| TABİATPEREST: | f. Her şeyin kendi kendine olduğunu veya tabiatın meydana getirdiğini kabul eden. Allah'tan (C.C.) gaflet edip, kâinatın tesadüfen olduğunu zu'meden. |
| TEŞBİH-PERESTLİK: | Kelâmda lüzumundan fazla teşbihe yer vermek. |
| TEŞBİH-PERESTLİK: | Kelâmda lüzumundan fazla teşbihe yer vermek. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| PERESTAN : | (Perest. C.) f. Tapanlar, tapınanlar, taparcasına sevenler. |
| PERE : | f. Uç, kenar. |
| PER : | f. Kanat. |
| PEÇE : | (C.: Peçegân) İnsan veya hayvan yavrusu. * Oğlan, çocuk. * Sarmaşık bitkisi. |