Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
PEY: f. İz, işaret, nişan.
Ard, arka, akab.
PEYAM: (Peygam) f. Haber.
PEYAM-I HASRET: Hasret, özleyiş haberi.
PEYAM-ÂVER: (C.: Peyamâverân) f. Haber getiren.
PEYAM-BER: f. Haber getiren. Peygamber.
PEY-A-PEY: f. Birbiri ardınca, birbirinin arkasından.
Azar azar, tedricen, peyderpey.
PEYDA: f. Mevcud, var olan, açık, âşikâr, meydanda olan.
PEY-DER-PEY: f. Birbiri ardınca. Yavaş yavaş, azar azar.
PEYEMRES: f. Haber getiren, haber ulaştıran, haberci.
PEY-ENDER-PEY: f. Ardısıra, arka arkaya, durmadan. Azar azar.
PEYGAM: (Bak: Peyam)
PEYGAMAVER: (Peygam-âver) f. Haber getiren, haberci.
PEYGAMBER: (Peyamber) f. Allah'tan haber getiren. Allah'ı, âhireti, zararlı ve faydalı şeyleri tanıtan. Nebi. (Bak: Mefhar-ı kâinat, Muhammed (A.S.M.), Nübüvvet, Resül)
PEYGAMBERÂN: (Peygamber. C.) Peygamberler.
PEYGAMBERÎ: f. Peygamberlik.
Peygamberle alâkalı.
PEYGAR: f. Savaş, harb, muharebe, cidal. Kavga.
PEYGARE: f. İftira.
PEYGULE: f. Köşe, bucak.
PEYGULE-İ NİSYAN: Unutulma köşesi.
PEYGULEGÜZİN: Bir köşede oturan. Köşeye çekilmiş olan.
PEYGUN: f. And, şart, ahd, peyman.
PEYK: f. Bir şeyin etrafında, ona tabi olarak dönen. Seyyare.
Haber ve mektup getirip götüren.
PEYK-İ FELEK: Ay. Dünyanın etrafında dönen ay. Dünyanın peyki.
PEYKAN: Okun ucundaki sivri demir.
PEYKE: f. Tahta sedir.
PEYKER: f. Yüz, çehre, surat.
PEYM: f. Haber.
PEYMA: f. Ölçen, ölçücü.
PEYMAN: f. And, yemin, muahede, ahitleşmek.(Cihet-ül vahdet-i ittihadımız, tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. Madem ki muvahhidiz, müttehidiz. Her bir mü'min ilâ-yı Kelimetullah ile mükelleftir. Bu zamanda bunun mühim bir sebebi maddeten terakki etmektir. H.Ş.)
PEYMANE: f. Büyük kadeh.
Ölçek, kile.
Şarap bardağı.
PEYMANEKEŞ: f. İçki içen.
PEYMANE-ŞİKEST: f. Kadehi kırık.
PEYMAN-ŞİKEN: (Peyman-şikân) Yemin bozan, ahdini yerine getirmeyen.
PEYMAY: f. Tartıcı, ölçücü.
PEYMUDE: f. Ölçülmüş.
PEYREV: f. Ardı sıra giden, tâbi olan, izinden giden, uyan.
PEYSİPER: f. Çiğnenmiş, ayak altında kalmış.
PEYUG: (C.: Peyugân) f. Gelin.
PEYUGAN: (Peyug. C.) Gelinler.
PEYVEND: f. Ulaşma, varma, vasıl olma.
Bağ, alâka.
PEYVEST: f. Ulaşma, vasıl olma, kavuşma.
PEYVESTE: f. Her zaman, dâima.
Ulaşmış, ermiş.
Bitişik, muttasıl.
PEYVESTEGÎ: f. Bitişme, ulaşma, bitişiklik.
PEYMA (-): f. Ölçen, ölçücü.
İçerisinde 'PEY' geçenler
AHD Ü PEYMAN: f. Yemin etme, söz verme.
BAD-PEYMA: f. Başıboş, boş gezen, âvâre, serseri.
BEDPEYMAN: f. Verdiği sözde durmayan. Sözünün eri olmayan. Sözünü tutmayan.
DERPEY: f. Hemen, ardı sıra.
GERMA-PEYMA: f. Sıcaklık ölçeği. Termometre.
HURPEYKER: f. Huri yüzlü.
MAHPEYKER: (Bak: Mehpeyker)
MEHPEYKER: Nurlu, ay yüzlü. Yüzü ay gibi parlak ve güzel olan.
MERAHİLPEYMA: f. Seyyah, yolcu. Seyahat eden kimse.
NA-PEYDA: f. Görünmeyen, açıkta değil, belirsiz.
NEVPEYDA: f. Yeni çıkma.
PERİ PEYKER: Peri yüzlü güzel.
PEYAM: (Peygam) f. Haber.
PEYAM-I HASRET: Hasret, özleyiş haberi.
PEYAM-ÂVER: (C.: Peyamâverân) f. Haber getiren.
PEYAM-BER: f. Haber getiren. Peygamber.
PEY-A-PEY: f. Birbiri ardınca, birbirinin arkasından. * Azar azar, tedricen, peyderpey.
PEYDA: f. Mevcud, var olan, açık, âşikâr, meydanda olan.
PEY-DER-PEY: f. Birbiri ardınca. Yavaş yavaş, azar azar.
PEYEMRES: f. Haber getiren, haber ulaştıran, haberci.
PEY-ENDER-PEY: f. Ardısıra, arka arkaya, durmadan. Azar azar.
PEYGAM: (Bak: Peyam)
PEYGAMAVER: (Peygam-âver) f. Haber getiren, haberci.
PEYGAMBER: (Peyamber) f. Allah'tan haber getiren. Allah'ı, âhireti, zararlı ve faydalı şeyleri tanıtan. Nebi. (Bak: Mefhar-ı kâinat, Muhammed (A.S.M.), Nübüvvet, Resül)
PEYGAMBERÂN: (Peygamber. C.) Peygamberler.
PEYGAMBERÎ: f. Peygamberlik. * Peygamberle alâkalı.
PEYGAR: f. Savaş, harb, muharebe, cidal. Kavga.
PEYGARE: f. İftira.
PEYGULE: f. Köşe, bucak.
PEYGULE-İ NİSYAN: Unutulma köşesi.
PEYGULEGÜZİN: Bir köşede oturan. Köşeye çekilmiş olan.
PEYGUN: f. And, şart, ahd, peyman.
PEYK: f. Bir şeyin etrafında, ona tabi olarak dönen. Seyyare. * Haber ve mektup getirip götüren.
PEYK-İ FELEK: Ay. Dünyanın etrafında dönen ay. Dünyanın peyki.
PEYKAN: Okun ucundaki sivri demir.
PEYKE: f. Tahta sedir.
PEYKER: f. Yüz, çehre, surat.
PEYM: f. Haber.
PEYMA: f. Ölçen, ölçücü.
PEYMAN: f. And, yemin, muahede, ahitleşmek.(Cihet-ül vahdet-i ittihadımız, tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. Madem ki muvahhidiz, müttehidiz. Her bir mü'min ilâ-yı Kelimetullah ile mükelleftir. Bu zamanda bunun mühim bir sebebi maddeten terakki etmektir. H.Ş.)
PEYMANE: f. Büyük kadeh. * Ölçek, kile. * Şarap bardağı.
PEYMANEKEŞ: f. İçki içen.
PEYMANE-ŞİKEST: f. Kadehi kırık.
PEYMAN-ŞİKEN: (Peyman-şikân) Yemin bozan, ahdini yerine getirmeyen.
PEYMAY: f. Tartıcı, ölçücü.
PEYMUDE: f. Ölçülmüş.
PEYREV: f. Ardı sıra giden, tâbi olan, izinden giden, uyan.
PEYSİPER: f. Çiğnenmiş, ayak altında kalmış.
PEYUG: (C.: Peyugân) f. Gelin.
PEYUGAN: (Peyug. C.) Gelinler.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
PEYAM : (Peygam) f. Haber.
PEÇE : (C.: Peçegân) İnsan veya hayvan yavrusu. * Oğlan, çocuk. * Sarmaşık bitkisi.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...