Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| RİYA: | Özü sözü bir olmamak. İnandığı gibi hareket etmeyiş. İki yüzlülük etmek. Gösteriş için yapılan hareket. (Bak: İhlâs) |
| RİYAD: | Ot aramak. |
| RİYAH: | (Rih. C.) Rüzgârlar, yeller. Letaif ve in'amlar. Mc: Galebe, kuvvet, rahmet, devlet. Mazarrat. |
| RİYAKÂR: | Riya eden. Adam kandırmak için yalan söyleyen. Sahte iş yapan. İki yüzlü. |
| RİYAKÂRÂNE: | f. İkiyüzlülükle. Riyakârlıkla. |
| RİYASET: | Reislik. Bir işi idarede başta bulunmak. Başkanlık. |
| RİYASETPENAH: | f. Başkanlık makamında bulunan. Başkanlık eden, başkan olan. Reislik yapan. |
| RİYAZ: | (Ravza. C.) Bahçeler. Ağaçlık, çimenlik yerler. Yeşil bahçeler. |
| RİYAZ-I CENNET: | Cennet bahçeleri. |
| RİYAZAT: | (Riyazet. C.) Nefsi terbiye maksadıyla az gıda ile geçinmek, nefsini hevesattan men' ile faydalı fikir ve işle meşgul olmak. |
| RİYAZET: | Nefsi kırma. Fani şeylerden nefsini çekerek kanaat içinde yaşamak. Bir hastalıktan dolayı veya nefsini terbiye maksadıyla çok yemek ve içmeyi terkederek faydalı fikirlerle, ibadet ve ilimle meşgul olmak. Az gıda ile yaşamak. İdman. |
| RİYAZET-İ BEDENİYE: | Cimnastik. Bedenî riyazet. |
| RİYAZİ: | Hesap ve hendeseye dair. Matematiğe dair. |
| RİYAZİYAT: | Matematik ilmi, hesap-hendese ilmi. Aritmetik-geometri. |
| RİYAZİYAT-I ÂLİYE: | Yüksek matematik. |
| RİYAZİYE: | Hesap ilmi. Matematik bilgisi. Hesapla alâkalı. Bir yazı çeşidi. |
| RİYAZİYYUN: | (Riyazî. C.) Matematik âlimleri. |
| İçerisinde 'RİYA' geçenler | |
| AKVERİN (AKVERİYAT): | Büyük belâlar, musibetler, âfetler. |
| ÂYÂT-I KİBRİYÂ: | Allah'ın kibriyasını ve büyüklüğünü gösteren âyetler, deliller ve eserler. |
| BARİYA: | (C.: Bevâri) Hasır. |
| BURİYA: | f. Hasır. |
| EKSERİYA: | (Ekseriyya) Pek çok zaman, en ziyade, sık sık, ekseriyet üzere, alel-ekser. |
| HAFRİYAT: | Yeri kazıp derinleştirmeler. Kazılar. |
| HATT-I ŞEHRİYARÎ: | Tar: Padişahın yazısı manâsına gelen bir kelimedir. Eskiden padişahlar "hatt-ı hümayun" "hatt-ı şerif" adı verilen emirleri kendi el yazılarıyla yazdıkları gibi, başkalarına yazdırdıklarının başına da imzalarını koyarlardı. İşte bu türlü vesikalardaki padişahların el yazılarına "hatt-ı şehriyarî" denilirdi. |
| HÜBUB-İ RİYÂH: | Rüzgârların esmesi. |
| İHTİYARİYAT: | Yapılması insanın kendi elinde olan şeyler. |
| ISKALARİYA: | Geminin üst kısmına çıkabilmek için iskele, yani merdiven teşkil etmek üzere çarmıhlara aykırı ve kazık bağı ile bağlanmış ince halatlar. |
| IZTIRARİYAT: | (Iztırarî. C.) Mecburi olarak yapılan şeyler, mecburiyetler.İA' $ Bir nesneyi kab içine koyup saklamak. |
| KİBRİYA: | Azamet. Cenab-ı Allah'ın azameti ve kudreti, her cihetle büyüklüğü. |
| LEŞKERİYAN: | (Leşker. C.) f. Askerler, leşkerler. |
| LEŞKERİYAN: | (Leşker. C.) f. Askerler, leşkerler. |
| MİKYAS-ÜR RİYAH: | Rüzgâr hızını tâyin eden âlet. |
| MÜFTERİYANE: | f. İftira edercesine. |
| MÜTEHARRİYANE: | f. Taharri edip araştırana yakışır şekilde. |
| NEŞRİYÂT: | Gazete, kitap, radyo ve sâir vasıtalarla neşrolunmuş, yayılmış şeyler. |
| NEŞRİYÂT-I KÂZİBE: | Yalandan, uydurma sözler. |
| RİŞ (RİYÂŞ): | Çok pahalı elbise. |
| RİYAD: | Ot aramak. |
| RİYAH: | (Rih. C.) Rüzgârlar, yeller. * Letaif ve in'amlar. * Mc: Galebe, kuvvet, rahmet, devlet. * Mazarrat. |
| RİYAKÂR: | Riya eden. Adam kandırmak için yalan söyleyen. Sahte iş yapan. İki yüzlü. |
| RİYAKÂRÂNE: | f. İkiyüzlülükle. Riyakârlıkla. |
| RİYASET: | Reislik. Bir işi idarede başta bulunmak. Başkanlık. |
| RİYASETPENAH: | f. Başkanlık makamında bulunan. Başkanlık eden, başkan olan. Reislik yapan. |
| RİYAZ: | (Ravza. C.) Bahçeler. Ağaçlık, çimenlik yerler. Yeşil bahçeler. |
| RİYAZ-I CENNET: | Cennet bahçeleri. |
| RİYAZAT: | (Riyazet. C.) Nefsi terbiye maksadıyla az gıda ile geçinmek, nefsini hevesattan men' ile faydalı fikir ve işle meşgul olmak. |
| RİYAZET: | Nefsi kırma. Fani şeylerden nefsini çekerek kanaat içinde yaşamak. * Bir hastalıktan dolayı veya nefsini terbiye maksadıyla çok yemek ve içmeyi terkederek faydalı fikirlerle, ibadet ve ilimle meşgul olmak. Az gıda ile yaşamak. * İdman. |
| RİYAZET-İ BEDENİYE: | Cimnastik. Bedenî riyazet. |
| RİYAZİ: | Hesap ve hendeseye dair. Matematiğe dair. |
| RİYAZİYAT: | Matematik ilmi, hesap-hendese ilmi. Aritmetik-geometri. |
| RİYAZİYAT-I ÂLİYE: | Yüksek matematik. |
| RİYAZİYE: | Hesap ilmi. Matematik bilgisi. Hesapla alâkalı. * Bir yazı çeşidi. |
| RİYAZİYYUN: | (Riyazî. C.) Matematik âlimleri. |
| SERSERİYÂNE: | f. Serserice. |
| ŞEHRİYAR: | f. Hükümdar, padişah. * En iktidarlı. |
| TAHARRİYÂT: | Araştırmalar. Aramalar. Aratmalar. |
| TARRİYAN: | Sepet. * Büyük tabak. |
| ZARİYAT: | Kırıp ufalayan, toz duman edip götüren kuvvetler. * Velud kadınlar. (Bak: Zerv) |
| ZARİYAT SURESİ: | Kur'an-ı Kerim'in 51. suresidir. Mekkîdir. |
| ZÜRRİYAT: | (Zürriyet. C.) Zürriyetler, kuşaklar, nesiller. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| RİYAD : | Ot aramak. |
| RİA : | (Râî. C.) Çobanlar. |