Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| RA': | Küçük kene. |
| RA': | şiddetle sürmek. |
| RA'AD: | Geveze kimse. Çok konuşan adam. Torpil balığı. |
| RA'B: | Doldurmak. Efsun, (sihir yapanlar okurlar.) |
| RA'C: | Şimşeklerin birbiri ardınca şakımaları. |
| RA'D: | Gök gürültüsü. Bulutları sevk ve nezaret ile vazifeli bir melek adı. Tehdit etmek, korkutmak.(Terennümat-ı hava, na'rât-ı ra'diye, nağamat-ı emvac, birer zikr-i azamet. Yağmurun hezecatı, kuşların seceatı birer tesbih-i rahmet, hakikata bir mecaz... Lemeat'tan) |
| RA'D-I KASIF: | Korkunç gök gürültüsü. |
| RA'D-I KAZA: | Kaza yıldırımı, kaza şimşeği. |
| RA'D SURESİ: | Kur'an-ı Kerim'in 13. Suresi. |
| RA'D U BERK: | Gök gürültüsü ve şimşek. |
| RA'DE: | Muztarib oluş, azablı ve sıkıntılı hâl. (Rı'de şeklinde de okunur) |
| RA'DENDAZ: | (Ra'd-endaz) f. Gürleyen, gürleyici. Gök gürültüsü gibi gürleyen. |
| RA'DİD: | Korkak. |
| RA'DİN: | Gürleyen. Gürültülü. |
| RA'L: | Koyunun kulağından kesilen parça. |
| RA'LA': | (C.: Rual) Akılsız kadın. Kulağının ucu kesilip ilişik duran dişi koyun. |
| RA'LE: | (C.: Riâl-Erâl-Erâil) At sürüsü. Hurma ağacının uzunu. |
| RA'N: | (C.: Ruun-Riân) Ahmaklık. Sarp dağ. Önüne sivrilmiş dağ burnu. |
| RA'NA: | İyi, güzel, hoş, lâtif. Pür ve revnak olan. |
| RA'RA': | (C. Raâri') Kötü, alçak kimse. Yaramaz gönüllü. Çok uzun boylu adam. Güzel itidalde olan kimse. |
| RA'RAA: | Suyun şiddetle akması. Depretmek. (Çocuk) büyümek. Bitirmek. |
| RA'S: | Boyanmış renkli yün. Süt vermek. Süt içmek. |
| RA'S: | Yorulduğunda yab yab yürümek. Birşeyi silmek. |
| RA'SA': | Kulakları küpe gibi uzunca sarkık olan yahut ucunu kesmekten ilişik kalıp sallanıp duran kulakları asılı olan dişi koyun. |
| RA'SAN: | Yorgunluktan dolayı yab yab yürümek. |
| RA'SE: | (C.: Riâs) Kulağa takılan küpe. |
| RA'ŞAN: | Titreme, titreyiş. |
| RA'ŞE(T): | Titreme, titreyiş. Korkmak, havf ve dehşete giriftar olmak. |
| RA'ŞE-İ DEST: | El titremesi. |
| RA'ŞEAVER: | (Ra'şe-âver) f. Titretici. |
| RA'ŞEDAR: | f. Titreyen, ürken. |
| RA'ŞEVER: | f. Titretici. |
| RA'Y: | Teslim olma. Otlatma, gütme. Otlama. |
| RA'ŞAN: | Titreme, titreyiş. |
| RA'ŞE(T): | Titreme, titreyiş. Korkmak, havf ve dehşete giriftar olmak. |
| RA'ŞE-İ DEST: | El titremesi. |
| RA'ŞEAVER: | (Ra'şe-âver) f. Titretici. |
| RA'ŞEDAR: | f. Titreyen, ürken. |
| RA'ŞEVER: | f. Titretici. |
| İçerisinde 'RA'' geçenler | |
| İçerisinde 'RA'' geçen ifade bulamadık | |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| RA : | Kur'an alfabesinde onikinci harftir. Ebced hesabında 200 sayısına işaret eder. Bu harfe "Rı" denildiği gibi, "Ra-i mühmele" de denilir. Bazı tarih kayıtlarında" Rebi-ül Evvel" ayına işaret olarak geçer. |