| Kelime | Anlam |
|---|
| RADE: | Faide, menfaat. |
| İçerisinde 'RADE' geçenler |
|---|
| ARRADE: | (C: Arrâdât) Küçük bir çeşit mancınık ki, hareket eden tekerlek üzerine konurdu. * Dişi çekirge. |
| BERRADE: | Suyu soğutmaya ait kap, buzdolabı, karlık. * Bardak asacak yer. |
| BİRADER: | (Berâder) f. Kardeş. |
| BİRADER-İ MANEVÎ: | Din veya âhiret kardeşi. |
| BİRADER-İ RIDAÎ: | Süt kardeşi. |
| BİRADERANE: | f. Dostça, kardeşçe. |
| BİRADERÎ: | f. Kardeşle ilgili. Kardeşlik. |
| BİRADERZADE: | f. Kardeş oğlu. (Yeğen: Kızkardeşin oğludur.) |
| BÜRADE: | Eğeden çıkan talaş ki, "bürâde-i zeheb, bürâde-i fizza ve bürâde-i hadid" denir. |
| CERADE: | (C.: Cerâd) Çekirge. |
| CİLVE-İ İRÂDE: | İrâde ve kasdı gösteren tezahür ve tecelli. Cenab-ı Hakkın kendi bizzat isteği ve iradesiyle yaptığını gösteren oluş ve intizam, mükemmeliyet. (İnsanın nasıl ruhu bütün cesedine özel bir münasebeti var ki: Bütün âzâsını ve eczasını birbirine yardım ettirir. Yani: İrade-i İlâhiye cilvesi olan evâmir-i tekviniyeye ve o emirden vücud-u haricî giydirilmiş bir kanun-u emrî ve lâtife-i Rabbaniye olan ruh onların idaresinde onların manevî seslerini hissetmesinde ve hâcatlarını görmesinde birbirine mâni olmaz, ruhu şaşırtmaz. S.) |
| CÜRADE: | Soyulmuş nesne. |
| CÜZ-İ İRADE: | İradeden bir cüz. Allah tarafından insana verilen irade. (Bak: İrâde) |
| FÜRADE: | Yalnızlık. |
| İRADE: | İstek, arzu. Dilemek. Emir. Ferman. * Bir şeyi yapmak veya yapmamak için olan iktidar, güç.(İrade, ihtiyardan daha geniştir, umumidir. İhtiyar, taraflardan birini diğerine tafdil ile beraber tercihtir. İrade; yalnız tercihtir. Mütekellimler bazan iradeyi ihtiyar mânasında kullanmışlardır. İradenin zıddı kerâhet; ihtiyarın zıddı icâb ve ıztırardır. İrade, hakikatte dâima ma'duma taalluk eder. Çünkü, bir emrin husûl ve vücudu için o, tahsis ve takdir eder.) * Fık: Cenab-ı Hak irade sıfatı ile muttasıftır ve iradesi ezelîdir. Yaratacağı şeyleri bu irade sıfatı ile kendi hikmeti ile birer veche tahsis buyurur ve onun irade buyurduğu mutlak olur.(Âdetullah üzerine irade-i külliye-i İlâhiye, abdin irade-i cüz'iyesine bakar. Yani, bunun bir fiile taallukundan sonra o taalluk eder. Öyle ise cebir yoktur. İ.İ.) (Bak: Vicdan) |
| İRADE-İ ALİYE: | Tar: Sadrazam tarafından verilen emir. Bu emir yazılı olduğu gibi, şifâhi de olurdu. Yazılı olana "iş'arat-ı âliye" de denilirdi. |
| İRADE-İ CÜZ'İYYE: | Allah tarafından insanın kendi salâhiyetinde bıraktığı istek, arzu. İnsanın herhangi bir tarafa meyletme kuvveti ve isteği. Az ve zayıf irade. |
| İRADE-İ İLÂHİYE: | Külli irade. Allah'ın emri ve isteği. |
| İRADE-İ KÜLLİYE: | Külli irade. Allah'ın her şeye şâmil olan emri ve iradesi. |
| İRADE-İ SENİYYE: | Padişahın, bir işin yapılması veya yapılmaması hakkında verdiği emir. İrade eskiden şifahî, yani ağızdan emir vermek, yahut kendi el yazısı ile yazmak suretiyle verilirdi. Sonradan iradeler mabeyn baş kâtibinin imzasını taşıyan yazılı kâğıtla bildirilmeğe başlamıştır. * Çok yüksek ve mühim yerden gelen emir. |
| İRADE-İ ŞÂHANE: | Padişahın emri, fermanı, buyruğu. |
| İRADE-İ ZÂTİYE: | Bir adamın kendi arzu ve isteği. |
| İRADET: | İrade, istek, dileme. * Gönül isteği. |
| İSTİTRADEN: | Edb: Bir bahis anlatırken, söz gelimi, başka bir mes'eleyi de anlatıvermek suretiyle. |
| MEBRADE: | Soğukluk. * Soğukluk verecek zaman ve mekan. |
| MERADET: | Kuvvetlilik, kavilik. Salâbet. |
| MİRADE: | Mancınık taşı. |
| MİRADES: | (C: Merâdis) Kuyu içinde su var mıdır diye bilmek için bıraktıkları taş. * El değirmeni. |
| MÜRADEFE: | Müradiflik. İki veya daha fazla kelimenin aynı mânada olması. * Arkadaşlık, beraber yolculuk. |
| MÜRADEFE: | Binekleşmek. * Ardlaşmak. |
| MÜRADESE: | Taş atmak. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| RAD : | f. Cömert, eli açık, faziletli, üstün, değerli. |
| RA : | Kur'an alfabesinde onikinci harftir. Ebced hesabında 200 sayısına işaret eder. Bu harfe "Rı" denildiği gibi, "Ra-i mühmele" de denilir. Bazı tarih kayıtlarında" Rebi-ül Evvel" ayına işaret olarak geçer. |