Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| RAHİ: | f. Yola ait, yolla alâkalı, yola dâir. |
| RAHİ: | Rahat yürüyüşlü binek. Sâkin, rahat. |
| RAHİB: | Âbid. Allah'tan (C.C.) korkan. Manastırda oturan nasrani âlimi veya papazı. Keşiş. Aslan. |
| RAHİB: | Kendisinden korkulan şey. Korkulu. |
| RAHİB: | Bol, geniş. Obur, çok yiyen kişi. |
| RAHİB-ÜR RÂHE: | Cömert, eli geniş. |
| RAHİBAN: | (Râhib. C.) Râhibler. Keşişler. |
| RAHİBE: | Kadın rahib. |
| RAHİH: | Yumuşak, sulu balçık. |
| RAHİK: | Safi şarap, Cennet şarabı. |
| RAHİL: | Göç eden, göçen, ölen, rıhlet eden. |
| RAHİL: | (C.: Ruhal-Rihâl) Dişi olan koyun kuzusu. (Erkeğine "hamel" derler.) |
| RAHİL: | Göç. Göçme, hicret etme. |
| RAHİLE: | Yük hayvanı. Yük getiren deve. Topluluk, kafile. Üzerine binilen deve. |
| RAHİLEZEN: | f. Yük hayvanını süren. |
| RAHİM: | (Rahmet. den) Rahmet edici, merhamet eyleyen. Rahmedici. Muhafaza eden, bağışlayan. Rahmet ve merhamet sahibi, şefkat eden, gufran sahibi. (Kur'an-ı Kerim'de bu isim 220 defa zikredilir.) |
| RAHİM: | (Rahm. dan) Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. |
| RAHİM: | (Rehm) Döl yatağı. Çocuğun, içinde yetiştiği ve dişi canlılara mahsus organ. Karabet, akrabalık. |
| RAHİM(E): | Hafif sesli, lâtif sözlü kız. |
| RAHİMALLAH: | Allah rahmet eylesin. |
| RAHİMANE: | Şefkat ederek, acıyarak. Merhamet ve rahmet ile Cenab-ı Hakk'a yakışır tarzda. |
| RAHİME: | Rahmet eylesin. |
| RAHİMEHULLAH: | "Allah ona merhamet eylesin, Allah rahmet eylesin" meâlinde duâdır. |
| RAHİMEHUMALLAH: | "Onların ikisine de Allah rahmet eylesin" meâlinde duâdır. |
| RAHİMEHUMULLAH: | "Allah onlara rahmet eyleye" meâlinde duadır. |
| RAHİMÎN: | (Rahîmûn) Merhametliler, acıyıp esirgeyenler, rahmet edenler, şefkat edenler. |
| RAHİMİYYET: | (Bk: Rahmaniyet) |
| RAHİN: | Rehin veren, malını rehine koyan. Sâbit, dâim, devamlı. Devenin ve adamın zayıfı. |
| RAHİS: | Ucuz, yumuşak elbise. Ansızın ölüm. |
| RAHİYE: | (C.: Revâhi) Bal arısı. |
| RAHİYYE: | Yolluk. Yol masrafları. |
| İçerisinde 'RAHİ' geçenler | |
| AHİYYEN ŞERAHİYYEN: | (Süryanice) Hannân, Mennân, Rahmân ve Rahim olan. Çok çok nimet veren. |
| ÂL-İ İBRAHİM: | Hz. İbrahim Peygamberin (A.S.) neslinden gelen ve onun mânevi yolunda yürüyenler. Bütün müslümanlar, Mü'minler. |
| ÂLET-İ CERRÂHİYE: | Cerrahların, yaraları tedaviye çalışan doktorların kullandıkları edevat, takım. |
| ARAHİM: | Büyük olan şey. * Bir cins beyaz büyük mantar. |
| BERAHİDE: | f. Yola çıkarılmış, gönderilmiş. |
| BERAHİHTE: | f. Daha ziyade silâh hakkında kullanılan bir tâbirdir. Çıkarılmış, çekilmiş mânâlarına gelir. |
| BERAHİME: | Berehmenler. Bâtıl ve sapkın Hind ve Mecûsi dinindekilerin reisleri. |
| BERAHİN: | (Bürhan. C.) Deliller. Şâhidler. Bürhanlar. |
| BERAHİN-İ ALENİYYE: | Meydanda ve açık olan deliller. |
| BERAHİN-İ KATIA: | Şeksiz ve şüphesiz olan kat'i deliller, bürhanlar. |
| BERAHİN-İ KAVİYYE: | Sağlam deliller, kuvvetli bürhanlar. |
| BESTE-RAHİM: | f. Çocuk doğuramayan, kısır kadın. |
| BUHAYRA-İ RAHİB: | (Bak: Bahira) |
| CERRAHÎ: | Tıpta operatörlük. * Ameliyatla ilgili. |
| DERAHİM: | (Dirhem. C.) Dirhemler. Okkanın dörtyüzde birleri. * Akçeler, paralar. |
| DERAHİS: | Şiddetler. |
| DÜRAHİS: | Katı nesne. * Gövdesi etli olan insan veya hayvan. |
| ERHAM-ÜR RÂHİMÎN: | Merhametlilerin en merhametlisi. * Allah'ın (C.C.) sıfatlarındandır. |
| ERRAHİM: | En merhametli, büyük nimetler veren, verdiği nimetleri iyi kullananları daha büyük ve ebedi nimetler vermek suretiyle mükâfatlandıran Allah (C.C.) |
| FERAHÎ: | f. Genişlik, bolluk. Ucuzluk. |
| GAFUR-UR RAHİM: | Kusurları örten, adâletle en ziyade merhamet eden Cenab-ı Hak (C.C.). Mü'minlerin kusurlarını affederek muhafaza eden. |
| GÜMRAHÎ: | f. Sapıtma, doğru yoldan çıkmış olma. |
| HARAHİR: | (Harhara. C.) Tıb: Akciğerden gelen hırıltılar. * Uykuda iken horlamalar. |
| İBRAHİM: | İbrahim kelimesi, İbranicede baba anlamına gelen "eb"; ve cumhur demek olan "reham" kelimelerinden meydana gelmiştir. "Ebu-l cumhur" ise; cumhurun babası demektir. Bu ismi meydana getiren kelimelerin ikisinin de hareke veya telaffuzlarını az bir değişiklik yapmakla yine bu mânalar Arapçada vardır. Bu da İbranilerle Arapların yakınlıklarına delildir. |
| İBRAHİM (A.S.): | Halilullah ve Halil-ür Rahman da denir. Peygamberlerden İshak ve İsmâil'in (A.S.) babasıdır. Yirmi sahifelik kitap kendisine nâzil olmuştur. Süryanice konuşurdu. Peygamberimizin de (A.S.V.) ceddi idi. Urfa'da doğduğu da rivayet edilir. Zamanın kralı Nemrud tarafından ateşe atılmak istendi, mu'cize olarak ateş onu yakmadı. En şiddetli zamanda dahi Allah'tan başka kimsenin dostluğunu kabul etmediğinden, sadece ondan meded beklediğinden kendisine Halilullah denilmiştir. Sonra Mısır'a ve Kenan iline gitti. Oğlu İsmail (A.S.) ile birlikte Kâbe-i Muazzama'yı yeniden inşa' ettiler. Kudüs'te medfun'dur.( $ Ayet-i Kerimesinin delâletine göre, Hazret-i İbrahim ateşe atıldığı zaman, ateşin harareti burudete inkılâb etmesi, beşerin keşfettiği yakıcı olmayan mertebe-i nâriyeye örnek ve me'hazdır. İ.İ.)(Hazret-i İbrahim Aleyhisselâm'ın Nemrud'a karşı imate ve ihyâda Güneş'in tulu' ve gurubuna intikali, cüz'î imate ve ihyadan küllî imate ve ihyâya intikaldir ve bir terakkidir. O delilin en parlak ve en geniş dairesini göstermektir. Yoksa bir kısım ehl-i tefsirin dedikleri gibi, hafî delili bırakıp, zâhir delile çıkmak değildir. M.) |
| İBRAHİM BİN EDHEM: | Babası Belh Şehrinin Pâdişahı idi. Hicri 2. asırda yetişmiş büyük bir veliyullahtır. Bir çok kerametleri görülmüş, Allah rızası yolunda dünya saltanatını terk ederek fakirliği kabul etmiş ve bütün ömrünü ibadet ve taat ile geçirmiştir. Kerametleri dillere destandır. |
| İBRAHİM DESUKÎ: | Büyük âlim ve mutasavvıflardan olup büyük makam sâhibi bir zâtdır. Pek meşhur ve çok güzel sözleri ve mev'izaları vardır. 676 tarihinde 43 yaşında Şam'da vefat etmiştir. (K.S.) |
| İBRAHİM HAKKI: | (K.S.) : Hi: 12. asırda yaşamış büyük âlim ve mutasavvıftır. Hasankale'li olup en son Tillo'da yaşamıştır. Marifetname isimli meşhur eseri vardır. |
| İBRAHİM-VARİ: | f. İbrâhim (A.S.) gibi. Fani, gelip geçici şeylere kalbini bağlamamak sureti ile. |
| KAT'-I MERÂHİL: | Merhaleleri, durak yerlerini geçme. Yol alma, ilerleme. |
| KERAHİYYET: | Mekruh oluş. Kerih ve çirkin olan işin hâli. |
| MAKAM-I İBRAHİM: | (Bak: Kâbe) |
| MAZRAHÎ: | Akbaba. * Ulu, şerefli kimse. * Her beyaz nesne. |
| MERAHİL: | (Merhale. C.) Menziller, merhaleler, konaklar, duraklar. |
| MERAHİL-İ BAÎDE: | Uzak konaklar. Uzak menziller. |
| MERAHİLPEYMA: | f. Seyyah, yolcu. Seyahat eden kimse. |
| MERAHİM: | (Merhamet. C.) Acımalar, merhametler. |
| MERAHİM: | (Merhem. C.) Merhemler. |
| MÜRAHİK: | Büluğ yaşına yaklaşmış erkek çocuk. Büluğ yaşına, yani oniki yaşına girip de baliğ olmayan erkek çocuğa denir. On beş yaşına kadar baliğ olmasa yine bu isim verilir. Kız çocuğuna ise: Mürâhika denir. |
| MÜTERAHİ: | Yavaş hareket eden, ağır davranan. |
| RAHİB: | Âbid. Allah'tan (C.C.) korkan. * Manastırda oturan nasrani âlimi veya papazı. Keşiş. * Aslan. |
| RAHİB: | Kendisinden korkulan şey. Korkulu. |
| RAHİB: | Bol, geniş. * Obur, çok yiyen kişi. |
| RAHİB-ÜR RÂHE: | Cömert, eli geniş. |
| RAHİBAN: | (Râhib. C.) Râhibler. Keşişler. |
| RAHİBE: | Kadın rahib. |
| RAHİH: | Yumuşak, sulu balçık. |
| RAHİK: | Safi şarap, Cennet şarabı. |
| RAHİL: | Göç eden, göçen, ölen, rıhlet eden. |
| RAHİL: | (C.: Ruhal-Rihâl) Dişi olan koyun kuzusu. (Erkeğine "hamel" derler.) |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| RAHİB : | Âbid. Allah'tan (C.C.) korkan. * Manastırda oturan nasrani âlimi veya papazı. Keşiş. * Aslan. |
| RAH : | f. Zan, sanma. Kaygı, keder. |
| RA : | Kur'an alfabesinde onikinci harftir. Ebced hesabında 200 sayısına işaret eder. Bu harfe "Rı" denildiği gibi, "Ra-i mühmele" de denilir. Bazı tarih kayıtlarında" Rebi-ül Evvel" ayına işaret olarak geçer. |