Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
REME: Ürkek, ürken.
İyi nesne.
REMED: Gözün ağrıması, göz kapağı iltihabı.
REMEKE: (C.: Rimâk-Ramek-Ramekât-Ermâk) Kısrak.
REMEL: (C.: Ermâl) Yelmek.
Yağmurun az yağması.
Vahşi sığırın ayağında olan hatlar.
REMENDE: f. Ürkek, ürkücü.
REMES: (C.: Ermâs) Denizde üzerine binilen sal.
Kalan süt artığı.
İçerisinde 'REME' geçenler
AREMET: Savurmak için dövülüp toplanmış harman.
BEHREME: Saç ve sakalın kınayla boyanması. * Çiçeğin göz alıcı ve câzib olan güzellik ve parlaklığı. * Hindlilerin ibadeti.
BEHREME: f. Burgu, matkab.
BEHREMEND: f. Nasibi olan, hissedar. * Bilen, anlayan.
CAHREME: Darlık. * Kötü ahlâk.
GAZREME: (C. Gazarim) Ölçüsüz, tartısız bir şeyi satmak.
HÂCC-ÜL HAREMEYN: Usulüne uygun surette, Mekke-i Mükerreme'yi ve Medine-i Münevvere'yi ziyaret eden.
HÂDİM-ÜL HAREMEYN-İŞ ŞERİFEYN: Hilâfeti haiz olmaları hasebiyle Osmanlı Padişahlarına verilen ünvandır. Haremeyn; Mekke ile Medine'ye denilir. İslâm âleminin bu iki şehre hürmet-i mahsusaları sebebiyle ve daha fazla tâzim kasdiyle şerif sıfatını da ilâve ederek "Haremeyn-iş şerifeyn" denilmiştir. Haremeyn'in Hâdimi mânasına gelen bu tâbir ise ilk evvel Yavuz Sultan Selim hakkında kullanılmış, daha sonra bütün padişahlar hakkında istimal olunmuştur. Yavuz Sultan Selim Han Halep'i fethettiği haftanın ilk cum'a namazını Melik Zâhir camiinde eda ederken, hatib hutbede "Malik-ül Haremeyn-iş Şerifeyn" şeklinde adını anar anmaz, Yavuz Selim derhal yerinden kalkarak: "Haremeyn'in maliki olmak ne haddimdir. Ben Haremeyn'in hizmetkârı olmakla iftihar ederim." demek suretiyle tevazu göstermiş ve bu tabir ondan sonra, hutbelerde o suretle söylenmiştir.
HAREMEYN: İki mukaddes harem. Müşrik ve kâfirlere yasak olan mukaddes Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere.
HAREMEYN-İ ŞERİFEYN: Mekke'deki Kâbe ile Medine'deki Ravza-i Mutahhara.
HASREME: Üst dudağın alt dudak üzerine taşması.
HATREME: Sütlü bulamaç.
HAVREME: Burun ucu.
HEBREME: Obur. Yemeğe düşkün. * Geveze.
HEZREME: Sür'atle okumak. Sür'atli kelâm.
HISREME: Üst dudağın derisinin sarkık olması.
HİSREME: Üst dudağın ortasında olan daire.
HAREMEYN-İ ŞERİFEYN: Mekke'deki Kâbe ile Medine'deki Ravza-i Mutahhara.
MAKREME: (Bak: Mikrame)
MEKKE-İ MÜKERREME: İlk ismi Mekke olan bu şehire, Hz. Peygamber'in (A.S.M.) gelmesi ve Mukaddes Kâbe'nin putlardan temizlenmesi ile Mükerrem Mekke mânâsında bu isim verilmiştir.
MEKREME: İzzet, ikram yeri. Seha, cud, şeref. Cömertlik.
MEKREME-İ UZMÂ: Büyük ikrâm, izzet yeri.
MEKREMET-GÜSTER: Merhamet dağıtan, merhamet yayan.
MÜCERREME: Tamam manasına gelir bir isimdir. Meselâ: Sene-i mücerreme, sene-i tâmme demektir.
MÜKÂREME: Cömertlik ve kerem hususunda yarışma.
MÜKERREMEN: Saygı ve hürmet ile. İkram ile.
MÜŞAREME: Birbirinin başını yarmak. * Hediyeleşmek, atâ etmek.
REMED: Gözün ağrıması, göz kapağı iltihabı.
REMEKE: (C.: Rimâk-Ramek-Ramekât-Ermâk) Kısrak.
REMEL: (C.: Ermâl) Yelmek. * Yağmurun az yağması. * Vahşi sığırın ayağında olan hatlar.
REMENDE: f. Ürkek, ürkücü.
REMES: (C.: Ermâs) Denizde üzerine binilen sal. * Kalan süt artığı.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
REMED : Gözün ağrıması, göz kapağı iltihabı.
REM : f. Titreme. * Ürkme. * Sürü.
REALİST : Fr. Fls: Hakikatçı. Nefs-ül emre uygun düşünen. Realizm taraftarı.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...