Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| RESA: | f. Yetişen, erişen. Yetiştiren. |
| RESA': | Tatlı sütü ekşi yoğurtla karıştırmak. (O yapılan yemeğe "resise" derler.) |
| RESA': | Şiddetli hırs. |
| RESAE: | Ölünün üzerine ağlayıp, onun iyiliklerini saymak. |
| RESAG: | Devenin ayaklarında olan gevşeklik. |
| RESAİL: | (Risale. C.) Risaleler, bir mevzuda yazılan mektuplar veya küçük kitaplar. Dergiler, mecmualar. |
| RESAİL-ÜN NUR: | Nur Risaleleri. (Bak: Risale-i Nur) |
| RESALET: | Saçı salıverme. Deveyi eşkin yürütme. (Bak: Risalet) |
| RESAN: | f. (Residen mastarından) "Yetişenler, ulaşanlar, getirenler" mânalarına gelerek birleşik kelimeler yapılır. |
| RESAN: | Ulaştırı yağan yağmur. |
| RESANE: | f. Teessüf. Hasret. |
| RESANEHÂR: | f. Hasret çekici. |
| RESANENDE: | f. Ulaştırıcı, getirici. |
| RESANET: | (Bak: Rasanet) |
| RESAS: | (Bak: Rasas) |
| RESASET: | Eskilik, köhnelik. Yıpranmış olma. |
| RESATİK: | (Rustâk. C.) Köyler, çiftlikler. |
| İçerisinde 'RESA' geçenler | |
| ASİB-RESAN: | f. Zarar veren, musibete atan, belâya düşüren, felâkete sevkeden. |
| BÜRESA': | Nâs mânâsına kullanılan bir isim. |
| ENTERESAN: | Fr. Alâka çekici, dikkate lâyık, nazarı celbedici. Câlib-i dikkat. |
| FEYZ-RESAN: | f. Bolluk ve bereket getiren, feyiz bahşeden. |
| GIBTA-RESÂ: | f. İmrendirici, gıpta ettirici. |
| LERZERESAN: | f. Titreme veren, titreten. |
| MEDEDRESANÎ: | Yardımcılık. Yardım ve inâyet edicilik. |
| MÜJDE-RESAN: | f. Müjdeleyen, müjde getiren, müjde veren. |
| MÜMARESAT: | Mümâreseler. Alıştırmalar, bir işi devamlı yapmakla alıştırmalar. Ustalıklar. Melekeler. |
| MÜMARESAT-I İLZAMİYAT: | İkna ve ilzam etmek için meharetle bir işe devam etmek. İlzam için yapılan ustalıklar. |
| NA-RESA: | f. Yetişmemiş, ham. * Uygun ve münasib olmayan. |
| NA-RESAYÎ: | f. Uygunsuzluk, münasebetsizlik. * Hamlık. |
| RESA': | Tatlı sütü ekşi yoğurtla karıştırmak. (O yapılan yemeğe "resise" derler.) |
| RESA': | Şiddetli hırs. |
| RESAE: | Ölünün üzerine ağlayıp, onun iyiliklerini saymak. |
| RESAG: | Devenin ayaklarında olan gevşeklik. |
| RESAİL: | (Risale. C.) Risaleler, bir mevzuda yazılan mektuplar veya küçük kitaplar. * Dergiler, mecmualar. |
| RESAİL-ÜN NUR: | Nur Risaleleri. (Bak: Risale-i Nur) |
| RESALET: | Saçı salıverme. * Deveyi eşkin yürütme. (Bak: Risalet) |
| RESAN: | f. (Residen mastarından) "Yetişenler, ulaşanlar, getirenler" mânalarına gelerek birleşik kelimeler yapılır. |
| RESAN: | Ulaştırı yağan yağmur. |
| RESANE: | f. Teessüf. * Hasret. |
| RESANEHÂR: | f. Hasret çekici. |
| RESANENDE: | f. Ulaştırıcı, getirici. |
| RESANET: | (Bak: Rasanet) |
| RESAS: | (Bak: Rasas) |
| RESASET: | Eskilik, köhnelik. Yıpranmış olma. |
| RESATİK: | (Rustâk. C.) Köyler, çiftlikler. |
| RUZİRESAN: | f. Rızık yetiştiren, rızık ulaştıran, Allah (C.C.) |
| SAÂDET-RESAN: | f. Saâdete ulaştıran. Saâdet bulan. |
| ŞEREF-RESAN: | Şeref ulaştıran, şeref eriştiren. |
| ŞİFARESAN: | f. Şifaya erişen, hastalığı iyileşen. |
| ŞEREF-RESAN: | Şeref ulaştıran, şeref eriştiren. |
| VELEH-RESAN: | Hayret verici, hayret edilen, şaşkınlık veren. |
| VELEH-RESAN-I UKUL: | Akılları hayrette bırakan. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| RESA' : | Tatlı sütü ekşi yoğurtla karıştırmak. (O yapılan yemeğe "resise" derler.) |
| RES : | f. (Residen: Erişmek mastarının emir köküdür.) "Ulaşan, erişen, yetişen" mânasına gelir ve birleşik kelimeler yapılır. |
| REALİST : | Fr. Fls: Hakikatçı. Nefs-ül emre uygun düşünen. Realizm taraftarı. |